• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 11 °C

Psikolojik Şiddet

Abdullah YEKTA

Şiddet denildiğinde ilk akla gelen dayak atmak, silah kullanmak, bir yeri topla tüfekle taciz etmek anlamlarına gelir. Fakat şiddetin de çeşitleri çoğalmış durumdadır. Sözle, yazıyla ve değişik baskı unsurlarıyla da şiddetin uygulandığını görüyoruz.

İnsanı tanımak için; duygu, düşünce ve hisleriyle kişileri anlamak için geliştirilen psikoloji ilmi bugün maalesef insanın aleyhine de kullanılmaktadır. Bugün şiddet psikolojisi en acımasız bir şekilde, kitleleri sindirmek için kullanılabilmektedir. Belki o zamanlar ismi kullanılmamıştı fakat Cumhuriyet döneminde şiddet psikolojisi bu ülkede uygulandı. İnsanlar Kürt, Türk ayrımı yapılmadan kılık kıyafetlerinden ötürü darağaçlarına götürüldü. Çarşı Pazar yerinde Kürtçe konuşan insanlara, Kürtçe konuştu diye cezalar verildi.  Darağacında idam edilen insanların ailelerinden idam ipi parası tahsil edildi. Mahkeme, kararı verilirken idam ipinin parasının mahkûmun ailesi tarafından ödenmesi de karara bağlanırdı.


Yakın zamanlarda Bosna-Hersek Müslümanları, psikoloji akademilerinde eğitim görmüş uzman kişiler tarafından psikolojik baskıya maruz kaldılar. Hitlerin, Yahudilerin Filistin’e gitmeleri için uyguladığı insanlık dışı uygulamayı çok geride bırakacak bir şekilde, psikolojik şiddet uygulandı. Genç kızların namuslarının kirletilmesi, insanların hayvan sürüleri gibi aşağılanarak evlerinden ve yurtlarından edilmelerine duymazlıktan gelen Batı dünyası çok seyretti. Annelerin gözleri önünde, doğranan çocukların etleri kızartıldıktan sonra o etlerin tekrar annelere yedirilme işkencelerini bu kör dünya çok duydu. Mısır zindanlarında, Suriye, Irak ve Arap çöllerinde, güneş altında tel örgülerle oluşturulmuş hapishanelerde, iman sahibi insanlar psikolojik baskıyı çok gördüler.  Modern psikolojik baskılarının uygulandığı Guatanamo, Ebu Gureyb işkence merkezleri ve hiç unutulmayacak 28 Şubatın ikna odaları. Evet, bütün bunlardan ötürü, hiçbir zalim mazlumlardan özür dilemedi.

İşkence bütün ilkel ve iğren usulleriyle devam etmektedir. Sırp kasaplarının yaptıklarını anlıyoruz, çünkü Batılılar Avrupa’nın ortasında bir Müslüman toplum görmek istemiyorlardı. Fakat bugün Ortadoğulu insanların gördükleri psikolojik baskının bir başka boyutu vardır. Kürtlerin Güneydoğu’da, Suriye’de, Irak ve İran’da bizzat Kürt örgütler eliyle gördükleri psikolojik baskı ve psikolojik şiddetin bir benzeri yoktur sanırım.

Suriye’de PYD’nın, Türkiye’de PKK’nın kendilerinden olmayan Kürtlere karşı giriştikleri psikolojik şiddetin izah edilecek bir tarafı yoktur. Dağdaki savaşı bırakıp şehirleri yaşanmaz hale getiren örgütün, bugün Kürtlere bir yararı kalmamıştır. Psikolojik baskı ile halkı yanına çekmeye çalışmaktadırlar. Bu PKK’nın ilk ortaya çıktığı yıllarda uyguladığı bir taktiktir ki bu taktik hem Türkiye’de hem de dünyada iflas etmiş bir stratejidir. Kendisine destek vermeyen insanların evlerini, işyerlerini yıkıp yakmak suretiyle insanları örgüte kazandırmaya çalışmaktadırlar.  Fakat bu bir intihardır. Bindiği dalı kesmektir. Kendi soyunu, neslini yok etmektir.


Benim için özgürlük isteyen, benim için devlet isteyen insan, bana kurşun sıkamaz, beni öldüremez. Evimi işyerimi yıkıp yakamaz. Bu tıpkı aşıkın, aşkına cevap vermeyen kadını, “aşkıma cevap vermiyorsa onu kimseye yar etmeyeceğim” deyip önce kadını sonra da kendini vurup intihar etmesi gibi bir şeydir. Bu metot ve yöntemle kimse kandırılamaz. İnsanların evini, bindikleri arabalarını, işyerlerini yakıp yıkmakla insanların gönlünü kimse fethedemez. Hastaneleri, okulları ve köprüleri yıkmakla insanlar özgürleştirilemez.

PKK ve PYD Marksist ve Leninist bir düşünceden gelme örgütlerdir. Onların merhametsizce saldırılarda bulunmaları dünya görüşlerine pek de uygundur. Peki ya İŞİD, Hizbullah ve İran gibi devlet ve örgütlere ne demeli? İnandıkları Kur’an’ın neresinde bu şiddet vardır. İnsanları kamaralar karşısında öldürmeler, kadınlar için pazar kurup savaş esiri diye kadın satma Kur’an’ın neresinde yazar? Sakın birileri bu bir yorum farkıdır, demesin. Yorum farkı diye, insanlara idrar içirmeye çalışıp da bunu neredeyse bir sünnet gibi göstermeye çalışanlar da vardır. Buna müsamaha mı göstereceğiz? Bunların yaşatmaya çalıştığı din Allah’ın dini değildir.

Bu saydığımız örgüt ve organizasyonların hiç birinin yaptığı bir hak aramsı değildir. İnsanları zorla, baskıyla ve şiddetle kimse yola getiremez. Ama bu örgütler ve organizasyonlar şunu iyi bilmeliler ki bu toprakları sömüren, bölüp parçalayan emperyalist devletlerin silahlarını eline alarak, onların istihbarat ajanlarının rehberliğinde kendi halkına saldıranlar, bu topraklara özgürlük getiremezler. Bunlar saldırdığı halkının yüzüne bakamayacaklardır. Yarın Onlara Müslüman kardeşim, dindaşım diyemeyeceklerdir. Kürt kardeşim, vatandaşım diyemeyeceklerdir.

Bu bölgeyi huzursuz eden şer güçleri elbette bir gün çekip gideceklerdir. Yine biz Kürdü ile Türkü ile Müslüman’ı ve Laiki ile Alevi ve Sünnî’si ile bu topraklarda baş başa kalacağız. Bir birlerimizin yüzüne bakacağız. Ancak bizim biri birimize faydamız olur. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr