• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Reel Politika: Doğru İşi Yanlış Yapmak

Abdurrahman ÖZKAN

 Yerel seçimlerin üzerinden bir ay geçti. Seçim çalışmalarındaki yarışın tozu dumanı dağıldı. Propagandalardaki yergiler, savunmalar, projeler yarışı bıçak gibi kesildi. İktidar olmanın, yerelde de olsa “seçim kazanma”nın ötesinde bir anlam ve derinliği yokmuş gibi.

            Futbol maçında oyun ve kazanma anlayışımız ile seçim ve iktidar sürecinde işleyen anlayışımız aynıdır: sadece yenmek için oynamak gibi sadece iktidar olmak için siyaset yapmak. Galibiyet ve iktidar olmak varsa en haklı sözü siz söylersiniz. Mağlubiyet ya da yenilgi varsa siyasette sözünüz kesilir. Mağlubun galibin icraatlarını eleştirmesi bir yana, takip etmeyi bıraktığı kolaylıkla görülür. Aday yapılmayan aday adayları ve istediği desteği partilerinden bulamayan adayların partilerinden istifa etmeleri da bu anlayışa dâhildir. Galibiyetle kazanılan haklılık ve mağlubiyetle gösterilen suskunluk, seçimleri seçmenlerin kendilerine oy vermelerine ikna etmek için birkaç aylık propaganda ve seçimin sayısal sonucundan ibaret gördüğümüzün göstergesidir.

            Muhalefet partilerinin bahsettiğim anlayışın tersi bir siyaset yaptıkları düşünülebilir ilk anda. Nitekim en çok dillendirilen savunma argümanlarından biri, “iktidar partisi herkesin oylarını alamadı, oyların bir oranını aldı; ancak icraatları çok eleştiri alıyor, sadece kendi seçmenini memnun ediyor, rantlar sadece kendi partililerine dağıtılıyor” argümanıdır. Bu argümanın reel politikada karşılığı vardır elbette. Şunu unutmamak gerekir: her siyasi parti bir dünya görüşü, sosyal hayat anlayışı ve ekonomi-politik görüş sunar. Yapılanlar salt oy çokluğu ile meşrulaştırıldığında, eleştiriler haklıdır ve kesilmeyecektir de. Çünkü azınlıktaki siyasi tutumlar gözetilmediğinde, talep ve eleştirileri de dikkate alınmayacaktır. Bu tutumun görece küçük nüfuslu şehirlerde belediye icraatlarının parti anlayışları ile ilgisini sorgulamak da anlamsız olmaktadır.

            Bahsettiğimiz beklentiler, sosyal demokrasi, toplumsal barış ve adalet için sıkça dillendirilen, ancak reel politika açısından oldukça zor, kâğıt üstü teorik ilkelere dayanıyor. Ancak seçim vaatlerinde herkesin kolaylıkla gördüğü toplumun ihtiyaçlarını gidermeye yönelik plan ve projelerini dillendirirken, onları hayata getirirken ne tür hassasiyetleri göz önünde bulunduracağını belirtmez.          Örneğin, ne tür ihale oyunlarına kapı aralayacağı, personel görev ve yetki hiyerarşisi ile nasıl oynayacağını, imar, yıkım ve ihdas kararlarında hangi ilkeleri ya da hassasiyetleri gözeteceğinden bahsetmezler. On defa beton dökülmüş, taşı indirilmiş, ağacı dikilmiş bir yolu on birinci kez ihale etmeyeceğini söylemez hiçbir aday. Çünkü ondan önce kazanan aday da yapılan işin niteliğini değil, rantın niteliği için aynı işi ihale etmişti. Reel politik tutum karikatürü budur.

            Çok övündüğümüz insanlığımız, yardımseverliğimizin siyasette olumsuz etkileri de vardır. Yakın ilişkilerimizi devam ettirmek, güçlendirmek adına, (aile, dost, hemşeri, arkadaş grupları gibi.) beklentileri gözetirken, adaleti gözetmekten kaçınıyoruz.

            İktidarın nasıl değerlendirildiğine dair ne kamu ne de sivil kurumların denetimleri yetersiz. Seçim vaatleri, ne kadar yeni, kuşatıcı ve idealist ise, seçim kazanıldıktan sonra, özellikle küçük nüfuslu şehirlerde, uygulama, usul ve ilkelerinin yanı sıra icraatın bizatihi kendisi de o derece usulsüz, dışlayıcı, başına buyruk ve bozucu olabilmektedir. Bu durumda hiç vaatte bulunmayan aday, en doğru vaatte bulunmuş sayılır.

            Yerel yönetimlerin yaptığı, yıllardan beri süren tutumları değiştirmeden devam ettirerek hem kendi bütçelerine katkı yapacak, hem de özel teşebbüse ortam hazırlayacak projelere yatırım yapmamalarıdır. Irgat mevsimi geldi nitekim. Yaz tatili, bayram tatili için memleketlerine tatile gelecek insanımız işsizlik, sosyal, kültürel şehircilik adına hatta “iktidarın gücü adına” belediyelerin yeni yönetim kadrolarının katkılarını görmek isteyecektir. Adıyaman ve ilçelerinde oturanların ise kanıksadığı tutumlar karşısında yeni beklentilerinin olmadığı kolaylıkla tahmin edilebilir. Onlar seçim sürecinde sadece ‘taraf’ oldular. Sadece taraf olmak, oya atmak değil, icraatları takip etmek de seçmenin hakkıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr