• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Savunmadan Taarruza

Adem Ballı

Musul ‘un DAEŞ tarafından işgalini hatırlayın. Üç bin kişi ile bir milyondan fazla nüfusa sahip ve aynı zamanda Irak ordu birliklerinin ve polis teşkilatı mensuplarının olduğu bir vilayeti akıl almaz bir şekilde çok kısa sürede egemenliği altına almıştı.

DAEŞ’in özel de Musul ekseninde genelde Suriye ve Irak’taki hızlı ilerlemesin de elbette soru işaretleri vardı. Aslında cevabı malumdu bu soru işaretlerinin küfür odakları her zaman ki gibi bir piyonu ortaya atmış ve bu bahane ile bu coğrafyaya çullanmaya devam etmişti. Hatırlayın  “çekirdek koalisyon” müdahalelerini…

Uzun bir zamandır uluslararası konsorsiyom (bakmayın öyle dediğime kana susamış cellatlar bunlar) özellikle Türkiye’yi saf dışı bırakarak Musul’a operasyon yapmanın hesabını yapıyorlardı.

Nitekim operasyon başladı. Amerika İran Irak ve İngilizlerin bütün baskılarına rağmen Türkiye Başika’da eğittiği ninova muhafızları ile operasyonun en önemli parçalarından biri oldu. Aslında Türkiye artık seyreden bir ülke olmayacağını Fırat Kalkanı Harekâtı ile net olarak göstermişti.

Devamında Cumhurbaşkanının ve hükümetin kararlı Musul tutumu burada oynanmak istenen oyuna büyük bir darbe indirmiştir.

Tarih boyunca havaya karşı meydan okuyanlar havasını almışlardır. Yani ucuz kahramanlıkların sonu hep hüsrandır. Bugün Türkiye’nin aldığı pozisyon elbette bu çerçevede değildir. Ama muazzam bir strateji geliştirmek gerekmektedir. En ufak bir hatanın bedeli çok ağır olmaktadır.

Tamda burada emperyal güçlerin bin bir fırıldak çevirdiği bir ortamda sağlam dostluklar geliştirmek gerekiyor. Özellikle kadim medeniyetin unsurları ile…

Bu anlam da hükümetin özellikle Kürdistan ile girdiği ilişkileri karşılıklı güven esası ile daha çok geliştirilmelidir.

Mezhebi meşrebi politikalardan uzak durulmalı. Ne olursa olsun İslam ortak paydasından vazgeçilmemeli..

Hakan Albayrak’ın da 24.10.2016 tarihli yazısında değindiği gibi…  Üstad Sezai Karakoç bölge ülkelerinin “birleşerek büyümesi” idealinden bahsediyor.

Kuşkusuz bugünkü konjonktüre baktığımızda bu ideal bize bir ütopya gibi gözüküyor. Lakin teoriyi sağlam bir şekilde pratize ederseniz hiç ummadığımız bir zamanda Rabbimiz bazı kapıları açar.

Ümmet olarak asırlardır savunma hattındayız. Türkiye’deki 15 Temmuz Darbe Girişimi, kanaatimce şer görünen durumun altında ortaya çıkan bir hayrın olduğu gündür. Ortaya çıkan hayırlardan biri ordu içindeki hainlerin temizlenmesi ve neticesinde ordunun bir öz güvene kavuşmuş olmasıdır. Bu öz güvenin ilk meyvesi Fırat Kalkanı harekâtıdır. Nitekim 61 gündür Suriye topraklarında bütün şer odaklarına karşı Özgür Suriye Ordusu ile birlikte mücadele veriliyor.

Evet, savunmadan taarruza ufak ufak adımların işretidir. Fırat Kalkanı ve Türkye’nın Musul’daki varlığı. Bu varlığın egemen güçler arasındaki rahatsızlığı malum tabi. Burada daha çok dikkatimizi çeken ülke İran.

İran, bugünkü politikalarıyla İmam Humeyni’nin ümmetin zihnin de bıraktığı mirası yedi bitirdi. Suriye’de ki savaşın başladığı günden bugüne girdiği hunhar durumun hiçbir akli vicdani tarafı yok. Bu kadar iplerini koparmış bir ülkenin elbette Türkiye’ye yaklaşımı da sıkıntılı olacaktı. Ve nitekim gözü dönmüş bir şekilde Irak’taki kukla yönetim ile tehditler savurup durmaktadır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus taarruza geçmişken emperyalistlerin iştahını kabartacak mezhep çatışmasından uzak durulmalı ve tahriklere gelinmemeli. Amerika’nın körüklediği veya bilfiil başlattığı İran-Irak savaşını hatırlayın. Neydi? Bir hiç uğruna sekiz yıl süren savaş, milyonlarca ölü ve milyonlarca dul kalan kadın babasız kalan çocuklar…

Henüz yolun başında iken bilen bir şey var ki, oda her kemalin bir zevali olduğu gibi her zevalinde bir kemali olacaktır. Mesele, kimin bu noktada rol alıp almadığıdır.

Selam ve dua ile…

 

 

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr