• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Seçmeli Kürtçe Dersleri Verilmiş Bir Hak Mı?

Abdullah YEKTA

              Türk kardeşlerimize,  Kürtçe bilmeyenlere, seçmeli Kürtçe dersleri verebilirsiniz. Ben zaten bu dili biliyorum. Bildiğim bir şeyi tekrar bana öğretmeniz bir işkencedir. Yapılacaksa, benim, okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuğuma Kürtçe eğitim verilsin. Bunu söylerken birçoğunuzun bana bu da mümkün mü? Dediğinizi hissetmekteyim. Asıl hak bu değil mi?  Bu, evrensel bir hak değil mi?

            Bu karar benim için hiç de sevindirici değildir. Çünkü ben bu dili konuşuyorum. Ben bu dili bilmeseydim, İngilizce, Almanca veya Japonca gibi, o zaman bir anlamı olurdu? Her hangi bir lise öğrencisi dahi bunun anlamsız olduğunu fark eder. Bugün, bu toplumun anlamaktan sıkıntı çektiği Osmanlıca veya bilmeyen için seçmeli Kur’an derslerinin verilmesi anlamlı olabilirdi.

            Bir Türk’e seçmeli Türkçe dersi vermek,  İngilizlere seçmeli İngilizce dersi vermek veya Fransızlara seçmeli Fransızca vermek ne kadar komik!   Bu, insana sen kontrollü olarak nefes alabilirsin. Bizim kontrolümüzde yiyip içebilirsin. Bu hakkı sana veriyorum. Bu emperyalizm kültürüdür.  Her halde Almanya’da Türk çocuklarına böyle bir hak verilince Türkiye’de de buna benzer bir hak bize veriliyor.  Bu ne kadar insanî bir karar? Orası tartışılır.  Bugün bir terör sorunu var diye gerçeklerle oynamanın bir anlamı yok.  Başbakan ‘’ dileyen seçmeli Kürtçe dersleri alabilir’’ dediğinde gazeteciler, kanaat oluşturanlar bu cümleleri yere göğe sığdıramadılar. Babanız dahi size bu hakkı vermez, havasına girdiler.

       Bu eskiden böyle miydi? Kürdü, Türkü, Arabı, Çerkezi birbirlerine bu şekilde mi yaklaşıyorlardı? Hani bunlar, omuz omuza savaşan insanlardı. Yoksa anlatılanlar bir masal, bir uydurma mıdır?

   Ben bir vatandaş olarak alınan kararlardan rahatlayamıyorsam, vatandaşın memnuniyeti söz konusu değilse devlet de rahat edemez. Devleti yaşatmak istiyorsan önce beni yaşatacaksın. Vatandaşına kıymet vereceksin. Bir Japonyalıya, bir İngiltereliye, bir Almanyalıya konuştuklarında, dillerine nasıl hoşgörüyle bakıyorsan, onların konuşması sana nasıl sevimli geliyorsa benim dilimi de sevmelisin. Bunu kabullenmelisin. Birilerinin dayatması üzerine değil.   Benim dilim Allah’ın bir ayetidir. Tıpkı Arapça, Türkçe, Rusça ve hatta Çingenece gibi; her biri Allah’ın ayetlerinden bir ayet değil mi?  

        İnsanın dili ve rengi tabiatın bir güzelliğidir. Bu güzelliği sevmek hayatı sevmektir. Bunu sevmeyen, hayata küsmüş demektir. Geldiğimiz noktada birçok şey değişti. Değişmeyen bir şey varsa, o da değişimdir.  “vel- ahiretü heyrün – mine ûla= Yarın bu günden daha hayırlı olacaktır.”   (Duha suresi-4)

                                                                                                             

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr