• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 3 °C

Sessiz Devrim

Sessiz Devrim
Ak Parti Adıyaman millet vekili Salif Fırat önemli açıklamalarda bulundu.

 Türkiye’de son 12 yıldır oldukça önemli bir demokratik dönüşüm ve normalleşme süreci yaşanmaktadır. Toplumun tüm farklı kesimlerinin beklentilerini karşılayacak doğrultuda adeta bir “SESSİZ DEVRİM” olarak nitelendirilebilecek adımlar atılmıştır.

 Toplumsal barış ve kardeşliğin tesisi ve güçlendirilmesi, çatışma ortamının sona erdirilmesi için 2009 yılında başlatılan “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” ve devamında 2012 yılında başlatılan “Çözüm Süreci” ile sözün ve düşüncenin devreye girdiğini, silahsız ve şiddetsiz bir perspektif ortaya konulduğunu görmekteyiz. Bu süreçte Akil İnsanlar Heyetinin ortaya koyduğu çabalar takdire şayandır. Devamında Ak Parti Hükümetinin Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi amacıyla çıkardığı Demokratikleşme Paketlerinin de normalleşme adına bölgede oldukça önemli yansımaları olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaklaşık ondokuz aydır silahlar susmuştur. Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Devlet Kurumlarının etkin koordinasyonu sayesinde önemli düzenlemeler gerçekleştirilmektedir.
Süreci çözüme ulaştırmak amacıyla atılan bu adımların Türkiye’nin kalkınma ivmesini arttırarak daha hızlı bir ekonomik gelişim göstermesini sağlayacağı muhakkaktır. En son Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen kanun tasarısı da Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesini ve çözüm sürecinin güçlü bir yasal dayanağa kavuşturulmasını amaçlamaktadır. Bu tasarı ile hem Çözüm Sürecine yeni bir “ASANSÖR ETKİSİ” olacak hem de tüm paydaşlar Çözüm Sürecinin yürütülmesine ilişkin her türlü fiil ve eylemlerinde devletimizin garantörlüğü ve güvencesine kavuşmuş olacaklardır.
Bundan sadece oniki yıl öncesine bakıldığında Kürt sorunun çözümünde olaya sadece güvenlik eksenli yaklaşılmıştır. Dile getirilen çözüm önerileri halkın inanç ve değer yargılarından uzak olduğu için, bu öneriler sorunu çözmek yerine daha da derinleştirmiştir. Birileri Türkiye’deki huzurlu atmosferden rahatsız olsa da bölgede akan kanın durmasının bölge insanının huzur ve refaha kavuşmasının tek yolu olduğunu hepimiz bilmekteyiz.
Bu mesele artık, halkın kendi görüşleri ile taçlandıracağı bir mesele haline gelmiştir. Bu süreci çok iyi kullanmak ve değerlendirmek, ülkenin dirliği ve birliği için hepimizin elimizi taşın altına koyması gerekmektedir. Unutmayalım ki “Çözüm Süreci için konuşmaktan korkanlar hem çatışmaya hem de akan kana ortak olurlar.”
Bugün Türkiye’nin yaşamış olduğu bütün sorunlar bir şekilde Çözüm Süreci ile doğrudan veya dolaylı olarak ilintilidir. Bir kısım iradenin yıllarca Kürt sorunu açısından başını kuma gömdüğünü görmekteyiz. Şunu ifade etmeliyim ki Gezi süreci, 17 Aralık ve bunun devamında yaşanacak olası durumlar bir şekilde çözüm sürecini tıkamaya yönelik etkiler oluşturma maksadı da taşımaktadır.
Ak Parti Hükümeti Başbakanımız liderliğinde Kürt sorununun doğurduğu çatışmalı ortamın çözümü konusunda,  büyük bir cesaret, samimiyet ve gayret göstermiştir. Yıllardır devam eden “inkâr ve imhaya dayalı politikalara” son verilerek, soruna demokratikleşme ve insan hakları çerçevesinden yaklaşmıştır. Yıllardır akan kardeşkanının durması sağlanmıştır.
Temel hak ve hürriyetlerin geliştirilmesi ve özgürlük alanının genişletilmesi amacıyla; farklı mezhep, inanç ve etnik unsurların tanınması, siyasi partilere üye olma serbestliği, farklı dil ve lehçelerde eğitim, andımızın kaldırılması, köy isimlerinin vatandaşın takdirine bırakılması ile toplumun barış ve huzurunun tesis edilmesi yönünde önemli dönüşümlerin yaşandığına tanıklık etmekteyiz. Bölgedeki teşvik sistemi ile yapılan yatırımların miktarında önemli artış olduğunu görüyoruz. Elbette bu süreçten baskıcı, ceberrut ve vesayetçi kesimler rahatsız olacaktır.  Ancak Yeni Türkiye’de tüm bu kesimlere rağmen normalleşme süreci devam edecektir.
Ak Parti Hükümetinden önce tüm değişimlerin yukarıdan aşağıya, merkezden çevreye doğru benimsetilmeye çalışıldığı, dayatıldığı, karşı çıkanların cezalandırıldığı bir ülke konumundaydık. Bugün ise tüm değişimlerin, reformların tamamen halkın iradesine dayalı, çevreden merkeze, aşağıdan yukarıya doğru şekillendiği bir ülke konumuna geldiğimizi hepimiz görmekteyiz. Tüm bunlar “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla hareket eden bir siyasi hareketin yansımalarıdır. Unutmamalıyız ki, farklılıklar bizi farklılaştırmaz. Ancak ve ancak zenginleştirir. Bu farklılıklar bizi fıtratımıza, özümüze daha da yakınlaştırır.
Barışın, huzurun kardeşliğin mimarı, bu yolda gerekirse baldıran zehri içerim diyen, gövdesini ve ruhunu halkının geleceği için ateşe atan Başbakanımız bu konudaki kararlılığını ortaya koymuştur. Bizler de bu baldıran zehrini seve seve içtik, içiyoruz ve içmeye devam edeceğiz. Silahların sustuğu, yasakların yasak olduğu Yeni Türkiye’nin çözüm sürecini başarıyla sonuçlandırılacağına  olan inancımız tamdır.
Yakın zamanda yapılan yerel seçimleri de çok iyi okumamız gerekiyor. Otuz mart seçimleri bir bakıma halk oylamasıdır. Bu seçimlerdeki başarımız da gösteriyor ki halkımız bize çözüm sürecinde ve devletin içine sızmış paralel yapılarla mücadele için tam yetki vermiştir. Biz de hükümet olarak halkın bu isteğine kulak vereceğiz. Halkın istekleri ve talepleri doğrultusunda gerekli değişim ve dönüşümleri yapmaya devam edeceğiz.
Bu günlerde hepimizin üzülerek şahit olduğu yangın yerine dönen Ortadoğu’daki iç çatışmalar bizlere oldukça önemli mesajlar vermektedir. Ortada çatışmalar varsa ölümlerin olduğunu, ölümlerin de nereden gelirse gelsin yüreklere ateşler düşürdüğü muhakkaktır. Unutmamalıyız ki bizlerin de ülkemiz için adeta bir kambur haline gelmiş bu sorunu çözüme kavuşturmaktan başka bir yolu yoktur.
Son olarak şunları söylemek istiyorum. Çözüm sürecinin arkasında siyasi bileşenler dışında gözü yaşlı analarımızın duası vardır. Analarımızın bu gözyaşlarını ve feryatlarını en kısa zamanda dindirmek ise başta hükümetimiz olmak üzere hepimizin boynunun borcudur. Bu gözyaşları dinene kadar da olmaya devam edecektir.
Hepinize saygılarımı sunarım.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr