• BIST 110.932
  • Altın 175,077
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • İstanbul 11 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Şeyh Ahmet Yasin

Adem Ballı

"Sizin en hayırlılarınız o (mu'min)kimselerdir ki görüldükleri zaman Allah (Azze ve Celle) hatırlanır", buyurmuş Allah resulü… (İbn Mâce, Zuhd, Bab 4, Hadis no: 4119)

Müminler içinde öyle erler vardır ki, Allah'a vermiş oldukları ahde sadakat gösterirler, onlardan kimi bu uğurda canını fedâ etti, kimi de bu dâveti beklemektedir. Ahidlerini hiç değiştirmemişlerdir. (33/AHZÂB-23)

Yüce rabbimiz ve onun resulünden aktardığımız sözler ne kadar da derin ne kadarda hikmet dolu. Bu ayet ve hadis üzerinde tefekküre daldığımda aklıma nice yiğitler gelir. Fakat bu yiğitlerin içinde Şeyh Ahmet Yasin bir başka…

O ki zamanın sahabesi O ki zamanın Ömeri Hamzası…

Şeyh Ahmet Yasin Filistin davasının kutlu neferi. Filistin İslami Direniş hareketi (HAMAS)IN kurucusu. Kurduğu hareket öyle bir kök saldı ki o kökler Şeyh Ahmet Yasin’in şehadetinin üzerinden yıllar geçmesine ve bütün zorluklarına rağmen bugün daha da sağlam. Sürdürdüğü mücadeleden daha emin.

Tabi ki böyle olacaktı. Çünkü onlar Şeyh Ahmet Yasin’in yiğitleriydi. O Şeyh Ahmet Yasin ki İsrail’e kök söktürmüştü. İsrail arkasında ki bütün desteklere rağmen ondan korkuyordu. Evet Evet yanlış okumadınız. Başından başka hiçbir yeri yutmayan o Pirden korkuyorlardı.

Hatta İsrailli bir yetkili onun hakkında şöyle diyordu: “Onun bedeni felçli ama felçli olmayan bir aklı ve dili var.”

İşte onun felçli olmayan aklı ve dili ve imanı sayesinde 1987 yılındaki intifadaya öncülük etti. Yetmedi 2000 yılındaki intifadanın manevi motoro yine o idi.

Kurduğu hareketi sadece bir zümreye hasretmedi. Bütün Filistinlileri kuşatmak için elinden gelen her şeyi yaptı. O Filistinlilere sahip çıkarken elbette rahat bırakılmadı. Zalim despot İsrail yönetimi tarafından çeşitli şekillerde eziyetlere maruz kaldı.

1984 Yılında arkadaşlarıyla beraber tutuklanıp hakkında 13 yıl ceza verildi. Tutuklanırken tek başına değildi. Kardeşleri yanında idi. Sonrasında esir değişiminde serbest kaldı.

Fakat Çilesi bitmemişti. 18 Mayıs 1989 da yine tutuklandı. Mahkeme sürecindeki vakur ve izzetli duruşu İmanına yakışır bir duruştu. Şöyle diyordu mahkeme heyetine “Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır.”

O umut doluydu. İmanın en büyük imkan olduğunun bilincinde idi. İmkansızlıktan dem vuranlar ona bakıp utanmalıydılar. İsraille savaşın en çetin olduğu bir zamanda kendisiyle telefonla yapılan bir röportajda da şöyle diyordu: “Değerli kardeşlerim! Dünyanın değişik yerlerindeki mü’min ve mücahit gençler! Biz bugün İslami hareketin merhalelerinden bir merhale üzereyiz. Bu merhale gelişme ve yükselme merhalesidir. Yüce Allah’ın izniyle zafer noktalarına doğru ilerleme merhalesidir. Biz bugün vatanımızda ümmetimiz ve toplumumuz açısından ana tabanı oluşturmaktayız.

Asla Mücadeleden vazgeçmiyordu. Vazgeçmediği gibi mücahitlerin umutlarını sürekli diri tutan ifadelerde bulunuyordu.

Filistin’le, Kudüs’le, Aksa’yla ilgili görevinizi yerine getirme ateşiyle yanıp tutuştuğunuz sürece siz mücahitsiniz. Allah’ın sözünü dünyaya tebliğ ettiğiniz, hakkı savunduğunuz, hakkın yanında yer aldığınız sürece siz mücahitsiniz. Şanı yüce olan Allah hak ve doğru olan sözünde şöyle buyuruyor: “Öyleyse inkârcılara boyun eğme ve onlara karşı onunla (Kur’an’la) büyük bir cihad ver.” (Furkan, 25/52)”

Evet bu iman dolu sözler hangi yiğidi diri tutmaz ki… İşte İsrail bu sözlerden ve bu sözlerin oluşturacağı etkiden korkuyordu.

O kadar çok korkuyordu ki defaatle ona karşı suikast planları yapıyor ama başaramıyordu.

Fakat 22 Mart 2004 tarihinde sabah namazında rabbiyle dünyada ki varlığı namına son defa muhabbet etmiş ve cami çıkışında alçak bir pusu ile şehit edildi.

Onun Şehadeti dünyada yankı buldu. Onun feryadı vicdanımız paramparça etti. O öyle bir feryattı ki… Bizi Biz ümmeti! Rabbine şikayet ediyordu.

Rabbimiz bizleri bu yiğidin yolunun yolcusu eyle. Onun şehadetini bizlere rahmet kıl ve selamet ver Filistin’e Kudüs’e…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr