• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Şimdi Hesap Sorma Zamanı

Ahmet İNAN

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yıllarca kadrolaşan Fethullahçı Terör Örgütü(FETÖ)  militanları 15 Temmuz gecesi büyük bir darbeye kalkıştılar. Gece saatlerinde haber bültenlerine düşen darbe oluyor haberleri milletin hafızasında büyük bir şok etkisi yarattı. Haberler inanılır gibi değildi. Hani ülkede büyük karışıklıklar olsa, iç savaş tehlikesi olsa ve bunu idare edecek bir hükümet olmasa ya da bir iktidar sorunu olsa bu şartlar altında ordu yönetime el koyuyor dense her şeye rağmen doğru değil ama belki anlaşılır. Ama 15 Temmuz’daki darbe girişimine kimse bir anlam veremedi. Bir kişinin aklında bile darbe beklentisi yoktu. Üstelik halk liderine bağlı. Hükümetine, devletine güveniyor. Ülke siyasi, askeri, ekonomik ve demokratik anlamda hızla gelişiyor. Anlayacağınız herkes işinde gücünde.

15 Temmuz gecesi herkes darbe girişimine bu da neyin nesi, darbe mi, ne darbesi, dedi. Peki bir darbe beklentisi yoksa bu darbe girişimi de nerden çıktı? Bunun elbette birçok sebebi var. Devletin birçok kurumuna çöreklenen FETÖ mensupları öyle güçlü bir hale geldiler ki artık Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümete kafa tutmaya  başladılar. Erdoğan da onlara pabuç bırakmadı. Yıllarca, beraber siyaset yapan arkadaşları FETÖ tehlikesini göremedi. Bir kısmı da FETÖ lehine beyanatlar verdi. Çelişki girdabında debelendiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan FETÖ ile nerdeyse tek başına mücadele etti. Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkaniyete göre hareket etti. Dinini, ülkesini, milletini, bayrağını düşündü. Bunun için kefenini giydi. Vatan haini Gülen ise çıkarı için hakkaniyeti göz ardı etti. Haddini aştı. Üstüne vazife olmayan şeylere kalkıştı Beyinlerini kirlettiği gencecik çocukları, çaldığı sorularla devletin farklı kurumlarına yerleştirdi. Militan olarak yetiştireceği gençlerin önce akıllarını teslim aldı. Sonra sormadan, sorgulamadan verilen emirleri yerine getirecekleri bir eğitim verdi. Bir taraftan da ehliyet ve liyakat ilkesi ayaklar altına alınarak cemaat üyeleri hak etmedikleri makamlara getirildi. Cemaat üyeleri bir taraftan akıllarını cemaate teslim etmişti bir taraftan da cemaatten nemalanıyordu.

Çalınan sınav soruları ve usulsüzlük yapılan mülakatlarla cemaat fedaileri devletin her kademesinde üst makamlara getirildi. On yıllar boyunca devlet kademelerinde güçlendiler. Devlet kademelerini kendi çıkarları için kullandılar. Kendilerine rakip olabilecek herkesi şantajla, tehditle, sahte delillerle bertaraf ettiler. Sahtekârlıkta sınır tanımıyorlardı. Cumhurbaşkanı, cemaatin ihanetini gördüğü anda cemaatten hesap sormaya başladı. Görevinin dışına çıkan cemaat üyelerinden tek tek hesap sorulmaya başlandı. Cemaat de savunma refleksi ile kendisini deşifre ediyordu. En son askeri şura ile cemaatin askeriyedeki militanları tasfiye edilecekti ki cemaat karşı atağa geçti ve Erdoğan’ı son darbe ile ortadan kaldırarak ülke yönetimini ele geçirmeye kalkıştı ama millet darbeci FETÖ’cülere unutamayacakları bir şamar indirdi. Darbe girişimini bertaraf etti. Daha önce de Amerika’nın gizli istihbaratı ile iş yapmış olan cemaatin arkasında gün geçtikçe bu malum istihbaratın (CIA) olduğu ortaya çıkıyor. Amerika da bunu üstünü örtmek ve deşifre olmamak için Türkiye’nin iade taleplerini geri çevirmeyecektir. Gülen’i sınır dışı edecek ama Türkiye’ye de vermeyecektir. Bu adımla Gülen’i bir kez daha kullanmayı düşünecektir.  Bundan sonra üst akıl, ötmemesi veya pişmanlık duymaması için Gülen’i ilaçlarla kontrol altında tutacaktır. Ve Gülen aldığı ilaçların etkisi ile bir meczup olacaktır ve açık açık Mehdi olduğunu ilan edecektir. Bu yolla körü körüne Gülen’e tapan insanları da vuracaktır. Her şeye rağmen hakkımızda ne hayırlı ise onu Allah’tan diliyoruz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr