• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Sistemli Okumak Üzerine

Bilal AKGÜL

Okumak şart, dedik. El hak doğru.

Yapılan okumanın hem verimli olması hem de ürüne, davranışa dönüşebilmesi için bir sisteme sahip olmasını elzem görüyorum.

Sistem kavramının kimilerince negatif bir anlam yüklenmeye veya uç bazı yorumlara müsait olduğunun farkındayım.

Bundan dolayı da, sistemden kastımızın ne olduğunu açmakta fayda var.

Evvelen kastımızın, herkesin aynı yöntemi-sistemi aynı anda-zamanda uygulaması, mekanik bir görüntü içinde uygulamalarda bulunması olmadığını belirtmek isterim.

Ya da rahmetli Ali Şeraiti’nin benzetmesi ile otomobil fabrikasındaki işçinin üç cıvatadan ikisini sıkıp birini gevşek bırakması misali bir sistem de değildir. Bunun birey üzerinde yaratacağı yabancılaş(tır)ma hali açıktır. Ve yine bu yaklaşımın ( uzmanlaşma tarzının mı demek gerekiyordu) uzun vadede toplum üzerindeki yozlaştırıcı, fıtratı bozucu etkisi de izahtan varestedir.

Her kesin bir okuma, kendini yetiştirme ile ilgili bir sisteme sahip olmasından kastımız; kişinin sahip olduğu yetenek, ilgi alanı ve mesleği de dikkate alarak ortak tecrübeleri bünyesinde toplayan, kendine özgü bir çalışma metodu oluşturabilmesi, bunu davranış haline getirebilmesidir. Tabi tüm bunlarda biyolojik saatin etkisini göz önünde bulundurarak…

Bunun basit bir şey olarak görülmesi bizi aldatmasın. Yılların yazar-çizerlerinin, aktivistlerinin en çok hayıflandıkları ve çalışmaların verimliliğini olumsuz etkilediğini ifade etme ihtiyacı hissettikleri bir durumdur, bu durum.

Diğer taraftan yaşadıkları çağa damgasını vuran bilginlerimize, dahi olarak bilinen insanların çalışmalarına baktığımızda, gördüğümüz belirgin özellik, küçük yaştan itibaren sahip oldukları idealin yanı sıra, kendilerine özgü öğrenme, zamanı kullanma sistemlerinin etkisinin belirgin olduğunu görüyoruz.

Birkaç örnekle somutlaştırmaya çalışalım:

Nuri Pakdil ‘in kitap okumaya başlamadan önce özene bezene giyinip masaya oturduğu, kitap okurken giyim kuşamına ayrı bir itina gösterdiği ifade edilir.

Yaşar Kemal’in kitaplarını tahta kalemle yazması bir diğer ilginç örnektir.

Mehmet Akif’in bazı kitapları ezberleyecek kadar tekrar tekrar okuması ve yine bazı kitapları başkasına sesli okutarak kitaptan istifade etmeye çalışması dikkate değer bir anekdot. Rahmetli M. Akif’in kendisine kitap okuyanların evinin yanına evini taşıyacak kadar bu işi önemsemesi, öğrenme yöntemi konusundaki hassasiyetini anlamada önemli ipuçları vermektedir.

Sistem üzerine göze çarpan hususlardan biri de istikrardır. Kitap okumada olsun veya bilimsel bir çalışmada olsun istikrar özgün bir sistemin oluşmasına katkısının yanında hedefe ulaşmanın da olmazsa olmazı hükmündedir.

Fuad Sezgin’in hergün 14-15 saat çalışmayı az görmesi (ki literatüründen hafta sonu ve tatil kavramını çıkarmış biridir ), Reşat Nuri Güntekin’in her gün 5-6 sayfa yazı yazmayı adet edinmesi, Farabi’nin gece bostan bekçiliği yapıp gündüzün tamamını ilmi çalışma ile geçirmesi, İbni Teymiye’nin uzun saçlarını tavana bağlayıp uykunun çalışmalarını engellemesine getirdiği çözüm sistemden kastımız ile ilgili örnekler arasında sayılabilir.

Bunlardan hareketle şöyle bir sonuca ulaşmak mümkün: Sistem, özgün, yaratıcı ve istikrarlı bir çalışmanın ön şartı, yapılan işten verim almanın sigortası hükmündedir.

Okuma ile ilgili sistematiği konuşurken alan okumalarının önemini vurgulamadan geçmek eksik olur. Karışık, güncel, popüler okumalar mevcut okumalarımızın niteliği ile ilgili önemli veriler sağlarken, katkı ve ürün boyutunun az olmasının da gerekçeleri arasında sayılabilir.

Son çıkan (veya popüler) kitap eksenli okumaların kalıcı davranışlar oluşturmaya etkisinin de nisbi olacağı kanaatindeyim. Popüler okumalar yapsa yapsa vitrinsel görüntüye etkide bulunabilir. Bunu oluşturmanın dışında bir katkısının olması müphemdir.

Konuya inşaallah gelecek yazıda devam edeceğiz.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr