• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Siyaset ve Eleştiri Kültürü

Bilal AKGÜL

Geçmişten beri, bazı siyasetçiler hakkında akla hayale gelmedik iddialarda bulunulduğu görülmüştür. Ülke-toplum üzerinde hesap yapanlar, bu hesapların önündeki engelleri ortadan kaldırmada ‘gri propaganda’ dediğimiz algı operasyonlarına başvurmakta çoğu kez bir beis görmezler.

İlk aklıma gelen örneklerden biri merhum Adnan Menderes’le ilgili yapılan algı operasyonudur. Üç uçağı altınla doldurup ülkeden kaçmak üzere olduğu... Yine O’nun talimatıyla insanların kıyma makinelerinden geçirildiği iddiaları gibi… Görünen o ki, Menderes’i hedeflerine ulaşmanın önünde bir engel olarak görenlerin ya da ülkenin gidişatını amaçlarına uygun bulmayanların bu engeli ortadan kaldırmak için başvurmayacakları yalan yoktu.

İtalyan düşünür Nicolo Machiavelli’in vurguladığı ’amaç aracı meşru kılar’ anlayışı, görünen o ki siyaset kulvarında hala birilerinin en güçlü argümanı olarak yerinde durmaktadır. Bir ara siyaseti esir alan ses kayıtlarını, montajları bu minvalde değerlendirmek mümkün.

Dikkatten kaçmaması gereken bir husus ise merhum Menderes’le ilgili ortaya atılan iddiaların neticesinde uğradığı akıbet ve akabinde ülkenin içine düşürüldüğü içler acısı durumdur.

Siyaseti ahlaktan ayrı ele aldığınızda ortaya başka bir şeyin çıkması çok da ihtimal dâhilinde değil.

Tersi örnek yok mu?

Yani yanlış yapan ve yaptığı yanlışla ilgili yapılan eleştirilere tahammül göstermeyen, eleştirileri çok farklı mecralara götüren siyasetçi de memleketimizde az değil.

Seçim sürecinde verdiği vaatler hatırlatıldığında ya da sorumluluk alanı ile ilgili eleştirilerde bulunulduğunda muhatabına ‘ihanet’ derecesinde yakıştırmalarda bulunan…

Esasında, her halükarda siyasetçiye prim yaptıracak ve bulunduğu siyaset kulvarındaki zemini güçlendirecek olan, yapılan eleştirileri dikkate alması, eleştiri yapana yapıcı yaklaşması değil midir?

Öyle ki yapılan eleştirilerin, yapıcı olması şartıyla, siyasetçi tarafından dikkate alınması, siyaset kulvarının siyah ve beyaz dışında herhangi bir rengin tonuna kapalı olmaması, sadece siyaset alanı için değil, bir toplumsal ıslah aracı olarak da rol üstlenilmesine katkıda bulunacaktır.

Toplumsal kâmilleşmenin önündeki görünür engellerden biri olarak, siyaset erbabının bu alandaki boşlukları doldurmaya çalışma mantığını-anlayışını göstermek abartı olmazsa gerektir.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye nasihatlerinde, toplumu yönetmeye talip olanların sahip olması gereken meziyetler açısından önemli dersler ihtiva ettiği kanaatindeyim:

“Ey Oğul!

Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana... Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana…“

Tekrar etme gereği duyuyorum ki, eleştiri yaparken üzüm yemeyi değil bağcıyı dövmeyi kafasına koyanları bu kategoride değerlendirmek mümkün değil. Ya da kuzuyu yemeyi kafasına koyan kurdun eleştirisini bu çevrede görmek... Menderes örneğinde olduğu gibi…

Siyasete, hâkim olma, otorite oluşturma mantığı ile bakılması ortaya çıkan karamsar siyaset tablosunun bir diğer nedeni olarak gösterebiliriz. Oysa siyasetin bir halka hizmet aracı olması gerekmez mi?

 

İyi de siyasetle uğraşanın siyasetinin halka hizmeti mi amaçladığı yoksa halk üzerinde otorite-egemenlik kurmayı mı amaçladığını nasıl anlayacağız?

Meselede turnosal kâğıdı işlevi görecek olan husus siyasetçinin yapılan eleştirilere tahammülü ve eleştiri yapanlara karşı gösterdiği tepkinin niteliğidir. Bu aynı zamanda siyasetçinin yönetim felsefesinin yanında halka tam olarak nasıl bir konum biçtiği ile ilgili de önemli veriler sağlayacaktır.

Bir siyasetçi, kendisine yapılan eleştirilere kontrolsüz bir tepkide bulunuyor, doğru yanlış karşıdakini yenmek-yalancı duruma düşürmek için her yola başvurabiliyorsa bunun bir nedeni belki de oturulan sırça köşke atılan ufak bir taşın yarattığı devasa tahribattır.

Oluşturulan cilalı vitrinin en ufak bir eleştiriye bile kapalı olması başka neyle ifade edilebilir ki?

Siyasetle yaşamı etle tırnak gibi görenlerden biri olarak, siyasi olgunlaşmamızın önemli bir mihenk taşı olarak eleştiriye açık olmayı ve her halükarda siyaset kulvarını güçlendirecek bir dili temel prensip edinmeyi görüyorum.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr