• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Siyasetin Çağrısı

Abdurrahman ÖZKAN

 Siyaset her zaman önemli bir kurum olmuştur. Otoriter rejimlerde açık siyaset yapmak zor olsa da, adil, demokratik rejimlerde siyaset kurumu kurumunun işler hale geldiğinde bu kurum yoluyla neler yapılabileceği daha kolay görülür. Türkiye'de tek parti ve çok partili dönemlerde siyaset kurumunun işlerliği de işlemezliği de görüldü.

Ilginç olan tek partili dönemdeki icraatlerın çok partili dönemdeki kadar eleştiri konusu olmamasıdır. En azından çok partili dönemin tek parti iktiadarı icraatları kadar eleştirilmemiştir, eleştirme hakkı verilmemiştir. Yakın döneme bakınca bunu daha net görmek mümkündür.

Bir diğer ilginç nokta, çok partili dönemlerin açık siyaset meydanının tek parti dönemi kadar icracı olamamasıdır. Beğenildin ya da beğenilmesin, tek partili dönemin politikalarının hayata geçirilmesinin daha başarılı olduğu biliniyor. Bu dönemde insanın Eflaton'a kulak vererek, tek adam yönetimi mi demokrasinin mi daha evla oldğunu düşünmeden edemiyor!

Bir tarafta düşündüğünü yapan, yaptıran; diğer tarafta sorunlarına dair çözüm önerilerinin çarpıştığı açık bir siyaset ortamı. Her politika üretenin diğer politika üreticilerini dikkate alma zorunluluğu demokratik rejimlerde icracı olmanın önündeki en büyük zorluklardan biridir. Icraatların olumlu olumsuz sonuçları dolayısıyla hesap verme zorluğundan önce muhalif politikacıların angajmanı sorun çözmenin iradesini zaafa uğratabilmektedir. Türkiye, gerek koalisyon hükümetleri, gerekse tek parti hükümetleri döneminde bunları yapıyor. Icraat açısından tek pareti kjükümetleri daha şarılı olsa da demoıkratik ortamın sağladığı eleştiri özgürlüğünün kötü kullanımı her zaman kendini göstermiştir. Ak Parti iktidarında bunu bir daha müşahade ediyoruz. Buna rağmen tek parti iktidarının ayırıcı özelliği icracı olmasıdır. Bu özelliğinden ol gerek, herşey siyaset kurumundan beklenmektedir.

Mecliste önemli bir çoğunluğa sahip olan Ak Parti'nin pozisyonu, özellikle Kürt sorunu ve dış politikadaki icraatları dolayısıyla, siyaset sosyolojisi açısından, siyaset, siyasette demokrasinin ve tek parti hükümetinin faziletleri ve zorlukları için  ilginç örnekler sunuyor.

Birincisi; Batı'daki moden devlet, yetki ve meşruluk kaynağı olarak görülürken, birey, siyasetin (savaş ve bariş hali dahil) ahlaki sorumluluğundan kurtulmuştur. Türkiye'de siyasetçinin icraatının özellikle tartışma imkanı verildiğiinde sorumluluğu siyasetçiye yüklenilmektedir.

İkincisi; salt çoğunluğun icraatları, ne kadar tartışılabilir olursa olsun, bir baskı ve tahakküm anlamı yüklenilmesidir.

Türkiye siyasetinin bu iki özelliği, iktidarın, kitleleri memnun etme ile kitlelere ve muhalif politika üreten parti ve siyasal gruplara rağmen politikalarını hayata geçirmeye geldiğinde, şiddet ve siyaset ahlakı sık sık gündeme gelmektedir.

Siyaset sosyolojisinin önemli teoriseyenlerinden Max Weber, ünlü 'Meslek Olarak Siyaset' adlı konuşmasında, bu konuda çarpıcı önerilerde bulunmuştur. Weber'e göre mutlak ereklere ulaşmak için siyasetçinin sorumluluğu dolayısıyla şiddet kullanmak ile mutlak iyiliğe (Bu herkesin iy kabul edeceği bir tercih) ulaşmak gibi iki tercihle karşı karşıya kalacağını, mutlak iyiliği öncelemesi durumunda mutlak ereklerin (hedeflerin) zarar göreceğini ve siyasetçinin de kuşaklar boyu gözden düşeceğini belirtir. Başbakan Erdoğan'ın millet, dil, vatandaşlık vb. kavramları tartışmaya açan bir siyasetçi olarak Kürt sorununu çözmeden siyasetten çekildiğini düşünelim. Hele sorun sorun çözülmeden daha çok baş ağrıtmaya devam ettiğinde, tüm eleştiri ve nefret oklarını üzerine çekecektir. Bu sebeple belki başka konulardaki icraatlarından topladığı artıları da bir çırpıda silinecektir.

Konuşmasının başka bir yerinde de Weber; "İnsan sevgisi ve iyilik timsallerinin hiçbirinin siyasal şiddet aracılığıyla iş görmediklerini" belirterek, "kendi ruhu olsun başkarının ruhu olsun, ruhun kurtuluşunu arayan kişi, bunu siyaset bulvarında aramamalıdır. Çünkü siyasetin çok çeşitli sorunları ancak şiddetle çözülebilir." Çünkü, siyasetçinin toplum için istediği ile toplumun inançlarının özde çelişmesi durumunda, çelişkinin çözümsüz bir çatışmaya yol açabilir.

Weber, siyasetçinin bu ikilem karşısında eylemlerinin sorumluluğunu taşıyamadığını, işlerin zorluğu karşısında gerileyeceğini belirtir. Zafer kazanmış olsa dahi.

Sonuçta toplumun iyiliği için, iyilikler içinden birni seçmek ve kabul ettirmek siyasetin birçok paradoksuyla karşı karşıya getirmektedir siyasetçiyi.

 

Sonuç yerine geçmek üzere yine son sözü Weber'e bırakıyorum.

"Elbette ki siyaset kafa işidir, ama yalnızca kafayla yapılmadığı kesindir. Mutlaka erekler ahlakını savunanlar burada haklıdır. (...) Siyaset, kalın tahtaları delmek gibi güç ve yavaş ilerleyen bir uğraştır. Hem tutku ister, hem geniş görüşlülük. Tüm tarihsel deneyim şu gerçeği kesinlikle doğrular: İnsanoğlu hep imkansıza erişmek istemeseydi, mümkün olana da ulaşamazdı. Ama bunu yapmak için de insanın önder olması, hatta sözcüğün en ciddi anlamında bir kahraman olması gerekir. Önder y da kahraman olmayanlar ise, en büyük umutsuzluk anlarında bile cesareti ayakta tutadak bir yürekliliğe sahip olmalıdırlar. Bugün gerekli olan da tam budur, yoksa insanlar gubün için mümkün olanı bile elde edemeyecekler. Siyasetin çağrısını, ancak ve ancak önerdiği şeyler için dünyayı fazlasıyla aptal ve fazlasıyla adi bulduğu halde tereddüt etmeyen ki yerine getirebilir. Ancak 'herşeye karşın' diyebilen kişi, siyasetin çağrısına koşabilir."

 

Türkiye'nin Kürt sorununu çözme hamleleri ve bu hamlelerin karşılaşacağı muhtemel sorunları veya kabul edilen çözümün sonuçlarını bir de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr