• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 24 °C
  • Adıyaman 19 °C
  • Ankara 21 °C

Sokakta Oynayan Son Nesil

Sokakta Oynayan Son Nesil

 Çocukların Sağlıklı gelişimi için sevgi ne kadar gerekliyse oyun ve oyuncakların da o kadar gerekli olduğu, oyunun çocuğun bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişiminde önemli rol oynadığı ve hayal gücünü genişlettiği bildirildi.

Çocukların gelişip sosyalleşmesinde etkin olan oyun ve oyuncakların önemi oldukça büyük. Aynı zamanda, çocuk için yaşamı öğrenme aracı olan oyun ve oyuncakların, büyük öneme sahip olduğu konunun uzmanları tarafından belirtilmektedir.
Haydi anne babalar, çocuklarınızın elinden tutup parklara götürün; sokakta gezdirin. Çocuklar bilgisayar ve televizyon başında esir kalmasınlar.
Günümüz çocukları, çocukluklarını yaşayamadan evde adeta hapis hayatı yaşıyor. Bilgisayar, internet veya televizyon karşısında fiziksel olduğu kadar ruhen de hantallaştıklarının farkında mıyız?
Çocuklarımızın sokakta oynadıkları oyunlar sadece bir oyun değildir. Aynı zamanda çocuğun beynini ve bedenini de geliştirip sosyalleştiriyor.
İnsan sosyal bir varlık olarak tanımlanır kaynaklarda.Tıpkı fiziksel ihtiyaçları gibi, hassaten akranları ile dayanışma içinde olması, birlikte zaman geçirmesi konunun uzmanlarının gerekli gördüğü bir ihtiyaçtır.
Günümüzde ise bu ihtiyacın gerekliliği yerinde durmakla birlikte, uygulamada gerçekliğin sanallaşması, ihtiyaçların yapay olarak karşılanması, yapay nesillerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bugün başta internet olmak üzere birçok teknolojik aletin insanların ihtiyaçlarını doğal yollardan karşılama özelliğinden çok uzak olduğunu belirtmek gerekir.
 Dün sokakların sosyalleşme konusunda sahip olduğu fonksiyona bu gün odanın en ücra, dışarıya kapalı kısmının sahip olması, nerede ise hapis hayatını çağrıştıran kısıtlı bir sosyal yaşantı,  yeni neslin oluşturduğu fotoğrafı bulanıklaştıran etmenler arasında sayabiliriz.
Sokakta masumane duygularla oynanan oyunların yerini alan internet kafeler sadece nesillerin ahlakı üzerinde değil, bir bütün olarak nesillerin zaman algısını dejenere etmekte, yozlaştırmaktadır. Bugün STK’ların eski sokak kültürünü canlandıracak, yozlaşmaya yüz tutan zaman algısını olumlu yönde değiştirecek projelere olan ihtiyacın çok daha fazla olduğunu belirtmek gerekir.
Çocukların sadece sosyal ihtiyaçlarını karşılama alanları değildi sokak oyunları. Hayatın her alanını kendi nakışları ile süslediği, kendi rengini, kendi şeklini verdiği alanlardı sokaklar. Sokaklar çocukların rüyasının terennüm ettiği bir alan, ruhunu yansıttığı bir tablo idi adeta.
Konu ile ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Psikolojik Danışman Ömer Maçin; sokak oyunlarının  ‘sanal’ oyunlardan çok öte bir işlevi olduğunu ve aslında çocukların diğer çocuklarla sokağa çıkarak veya yakınlarıyla oynaması gerektiğini vurguladı.
Pskolojik Danışman Maçin;" Kişiliğinin büyük bir bölümünü çocukluğunda kazanan insan, oyun çağı denilen süreci hayatın provasını gerçekleştirerek geçirmeli. Bildiğimiz gibi provalar, gerçek ortamlar veya gerçeğe yakın şartlarda yapılır.
 Ancak ne yazık ki günümüz çocuğu bırakın hayatın provasını yapmayı  hayatın hep gülen yüzünü veya sanal bir hayat yaşıyor. Ki bunda en büyük etken yetişkinlerin tutumlarıdır.
Zira çocuğa hiçbir zorluğun yaşanmaması adına gerçek hayat şartlarından soyutlayan anne-baba-öğretmen, geleceğin yetişkinlerini de dayanıksız, hayata pamuk ipliğiyle bağlı yetiştiriyor aslında.
Bu anlamda sokak, toplumsal hayatın gerçeğe en yakın yeridir. Sosyal, duygusal (dayanıklılık, azim, kararlılık, girişim), zihinsel ve bedensel gelişimi pozitif yönde etkileyen bir yapısı var oyunların. Ancak burada velilerin şöyle bir şikayeti ortaya çıkıyor: sokak kötüyse ne yapacağız.
Maalesef buna verecek net bir cevabımız yok. Fakat bilinmelidir ki yarın kaçındığımız sokak kültürüyle baş başa kalacak çocuklarımız. O zaman daha zor zamanlar yaşayabilirler.
 En azından şu an sokakta oynadıktan sonra diline dolanan olumsuz sözleri, davranışları fark ettirme ve bıraktırma imkânına sahibiz.” şeklinde konuştu.
 Yaşımız ne kadar ilerledikçe ilerlesin, hepimizin unutamadığı oyunlarımız vardır. Mesela bir ‘saklambaç’ oyunu.  Sokakta olmasa bile, evin içindeki odalarda koşup terleyene kadar oynan saklambaç oyunu.
Günümüzde saklambaç ve benzeri sokak oyunlarını oynayan çocuklar azaldı. Televizyon ve bilgisayarın çocuklarımızı tutsak ettiği bir nesil yetiştiriyoruz.

Çocuklarımızı elbetteki gelişi güzel soklara bırakmayacağız. Ama onların televizyon veya bilgisayar başında, sanal bir hayat ile baş başa bırakmamalıyız.




  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr