• BIST 104.977
  • Altın 146,309
  • Dolar 3,5122
  • Euro 4,1828
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 28 °C
  • Ankara 25 °C

Sözün Bittiği An

Mustafa İŞERİ

Havarilerden biri Hz. İsa’ya, “Efendim, yiyecek, gıda maddelerimiz bozuluyor, ne yapalım?” diye sorar. Hz. İsa da “Tuzlayın, bozulmasın” der. Havari tekrar sorar: “Efendim, peki ya tuz da bozulmuşsa ne yapalım?”  Bu soru karşısında bir an ne diyeceğini bilemeyen Hz. İsa, “Tuz da bozulduysa artık yapılacak bir şey kalmamıştır.” der.

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara Kızılay’daki patlama sonucu hayatını kaybeden insanların durumu içler acısı idi. Yakınları daha henüz bu belanın nerede başlarına geldiğinin şokunu yaşıyorlarken medyada ve sosyal medya hesaplarında çok çirkin, insanlık dışı sözlerin sarf edildiğini gördük. Patlama sonucu vücutları parçalanarak ölen mazlum insanların ölümüne sevinen, insanlıktan çıkmış mahlûklar gördük. Üniversite son sınıfta okuyan başörtülü, genç bir kızın ölümüne sevinen, insanlıktan çıkmış mahlûklar ve onların sözcülüğünü yapan medya grupları. Evet, bunlara hayvan demek, hayvana hakarettir. Mazlumların ölümüne sevinen bu aşağılıklara söylenecek söz, kelime bulamıyorum.  Kızılay’daki patlamada hayatını kaybeden insanlar herhangi bir kesim değildi, onlar Türkiye idi. Orada öldürülmek istenen bütün Türkiye idi.

 Hunharca öldürülen bir insanın; dini, dili, mezhebi, partisi ve grubu sorulmaz. Ölüye, cenazeye saygı esastır. Cenaze ister bir Yahudi veya Hristiyan’ın olsun, ister öldürülen bir teröristin olsun, isterse bir Müslümanın olsun fark etmez. Kim olursa olsun ölüye hakaret edilmez. Ölüye hakaret; insana, insanlığa hakarettir, ölünün yakınlarına ve tanıdıklarına hakarettir.

 Başörtülü bir bayanın öğretmen olmasını hazmedemeyen, ölümüne de “Bir tane gericiden kurtulduk, bari çocuklarımıza bağnazlığı öğretecek olan biri eksik olmuş oldu.” diye sevinen aşağılık mahlûkların söyledikleri, yaptıkları ne kadar çirkinse, sosyal medyada teröristlerin ölü bedenleri ve cenazeleriyle ilgili olarak söylenen yakışıksız sözler ve paylaşımlar da o kadar çirkindir.

Eski “karanlık dönem” dedikleri toplumların cehaleti bu kadar karanlık değildi. Onların, hiç olmasa birbirlerinin ölüsüne saygıları vardı.

Geldiğimiz nokta, insanlığın bozulduğu, tamiri mümkün olmayan, bir dönemece girmiştir. Ölü bedenler üzerinde örgüt propagandasının yürütüldüğü bir aşamaya gelmişiz. İnsanların ölü bedenleri, cenazeler tuzak olarak, yem olarak kullanılıyor. Medya mensupları kimi zaman olayları çarpıtarak aktarmaktadır. PKK’nın tuzakladığı gibi, bize olayları sunmaktadırlar. Örneğin PKK ile çatışmanın yaşandığı yerlerden birinde bir anne, kapının önünde gelen sesin ne olduğunu öğrenmek kastıyla kapıyı açıp bakar. Kadın o an kör bir kurşuna kurban gider. Aile cenazeyi kaldırmak için dışarı çıkar, fakat örgüt, cenazenin kaldırılmasına engel olur. Aile; kedi ve köpekler cenazeyi parçalamasın diye günlerce bekçilik yapar.  Olayın gerisini anlatmaya gerek yok sanırım. Bir yandan cenazesi yerde yatan ailenin dramı, öbür yandan bu olayı “Devlet cenazelerimizi defnetmemize müsaade etmiyor.” şeklinde propaganda malzemesi olarak kullanan bir örgüt anlayışı.

Evet, başkasının ölümü üzerine, başkasının cenazesi üzerine ideolojik propagandanın yapıldığı bir dönemdeyiz. Eski karanlık cahiliye bunu beceremiyordu. Ya benim gibi düşünürsün ya da bölgeyi terk edersin. Yoksa ölümünü bekle, bir gün geliriz. Bu çağın marifeti de bu olsa gerek. Bu insanlar mı benim hakkımı arayacaklar? Bunlar mı bana adalet ve hukuk getirecekler? Evet, tuzun bozulduğu ve sözün bittiği bir noktadayız.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr