• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Suçluyuz

Ahmet İNAN

İnsanın değeri mi azaldı yaksa insana değer verenler mi bilemiyorum ama bugün bütün dünyanın gözü önünde Suriye’de her gün yüzlerce insan en ağır şekilde katlediliyor. Nemrutlar tarafından bir insanlık kıyımı yapılıyor. Beş seneye yakındır Suriye tam bir kevgire dönmüş durumda. Bir taraftan devlet terörü, bir taraftan Rusya’nın yaptığı katliamlar, bir taraftan sözde İslam adına savaştığını iddia eden DEAŞ terörü, bir taraftan etnik aidiyetle terör estirenler… 

Suriye’de iş savaş sürerken diğer taraftan da ülke toprakları emperyalist güçlerin kavgasına sahne oluyor. Özellikle Rusya, Suriye’de geniş bir üs alanı elde edip Ortadoğu’da Amerika’ya karşı caydırıcı bir güç olmak için Suriye rejiminin yanında durup sözde DEAŞ’a karşı savaşıyorum görüntüsü verip Esad’ı ayakta tutmaya çalışıp bütün kesimleri kadın, çoluk çocuk demeden bombalıyor.

 İslam beldeleri zaten bir taraftan dini inançlarına göre bir taraftan da etnik aidiyetlerine göre ayrıştırılmış durumda.  Yıllar öncesinden aralarına fitne tohumları ekilmiş zaten.  Zamanla öfke artmış. Husumet artmış. Şimdi küçük bir kıvılcımla dahi Ortadoğu’da büyük çatışmalar yaşanabilmektedir. Bir vücudun bölünen parçaları birbirlerini yok etmek için var güçleri ile savaşıyor. Bazıları da hayatta kalabilmek için savaşıyor. Yani anlayacağınız Suriye’de yaşatılan kargaşa her kesimi bir şekilde savaşın bir parçası haline getirmiş durumda. 

Suriye’de yaşanan bütün katliamların baş sorumlusu Esad’dır. Esad insan gibi yaşama hakkı isteyen bütün kesimleri kendi rejimine düşman belledi. Üzerlerine bombalar yağdırdı. Yüz binlerce sivil insanı katletti. İnsanların evlerini başlarına yıktı. Küçücük bebekler üzerlerine yıkılan molozların altında can verdi. Savaşın acımasız yüzü ile çok erken tanıştılar. Savaşın ne olduğunu dahi bilmeden. 

Suriye rejiminin yaptığı zulüm yetmiyormuş gibi zücaciye dükkânına giren fil gibi Suriye’ye giren Rusya ülkede devlet terörü estiriyor. DEAŞ’ı bahane ederek binlerce km uzaktan gelip Suriye halkını bombalıyor, katlediyor. En son Türkiye sınırlarını ihlal eden bir askeri uçağı düşürüldü. Türkiye’nin içini her fırsatta kemiren kurtçuklar hemen hükümeti suçlamaya başladı. Vay efendim şöyleymiş de böyleymiş de bilmem ne… Allah’tan vatanperver vicdanlı yazarlar onların cevabını verdi de şunu sordular onlara: “ Rusya’nın burda işi ne?” Rusya en son Müslüman Türkmen köylerini vurdu. Uyduruk bahanelerle onlarca sivili katletti. Binlercesinin evini, yerini, yurdunu bombaladı. Eli silah tutan cephede savaştı. Diğerleri bu kış günü yurdunu terk etti.

 Beş seneye yakındır Suriye’de masum insanlar katlediliyor. Yerlerinden, yurtlarından ediliyor. Anılarını, sevinçlerini geride bırakarak. Yaşamak için iltica ettiler. Kaçtılar merhametsizlerin elinden. Uzağa, olabildiğince uzağa. Geriye bir gün dönmek umuduyla.  Yaşamak için, hayatta kalabilmek için kaçtılar merhametsizlerin elinden. Nemrutların ve Nemrutlaşanların elinden.

 Üç milyona yakın savaş mağduru mülteci Türkiye’ye sığındı. Hükümet devletin müşfik kolları ile bağrına bastı. Ekmeğini onlarla bölüşmek istemeyen aç gözlü bir sürü insana rağmen. Mültecilerin birçoğu da rotasını Akdeniz’e çevirdi. Ne var ki Akdeniz de onlara acımadı. Birçoğuna mezar oldu. Hayata gözlerini yeni açmış, küçücük, birçok bebek Akdenizin sularına gömüldü. Akdeniz birçok anayı yuttu. Babalar, evlatlar gömüldü Akdenizin derinliklerine. Kıyıya vurdu onlarca küçücük çocuğun soğuk bedenleri. Bir, iki, üç bu kaçıncı?

Akdeniz yüzümüze vurdu cansız minik bedenleri. Alın ey insanlar bu bebeklerin katili sizsiniz, dedi. Ey insanlık nerdesin, dedi.  Savaşa sebep olanlar görsün diye. Zulme sessiz kalanlar görsün diye. Zulme rıza da zulüm değil mi? Elimizde bilmem kaçıncı çay bardağı haber bültenlerinde sahile vurmuş minik Aylan bebeğin cansız bedenini görüyoruz. Yutkunuyoruz. Susuyoruz. Gözlerden yaşlar süzülüyor belki. Saklamaya çalışıyoruz. Çünkü suçluyuz. Çünkü dünyevileştik. Merhamet duygumuzu yitirdik.

 Vicdanımızı rahatlatmak için savaş mağduru kardeşlerimizin ne halde olduğunu gösteren tvitler atıyoruz. Facebooktan art arda paylaşımlarımız oluyor. Elimizden başka bir şey gelmiyormuş gibi. Bazen görüntülerin kime ait olduğu bile belli değil. Şefkati sadece çocuklarımıza, kardeşlerimize sunduk. Oysa Allah bütün inananları kardeş kılmıştı. Bütün insanları merhametle kucaklamak gerekmez mi? Hele de dünyalara değer o minik yavruların minik bedenleri Akdeniz sahillerine vururken. Ey insanlık, suçluyuz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr