• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Süreci Anlamak

Bilal AKGÜL

Son yılların en zorlu günlerinden geçiyoruz. Çok boyutlu tehditlerle, çok yönlü saldırılarla karşı karşıyayız. Bir tehditi bertaraf ettik derken, başka bir taraftan farklı bir tehditle uğraşmak zorunda kalıyoruz.

Uluslararası arka planı net olan topyekûn bir saldırı dalgası ile karşı karşıyayız. İçerideki ve dışarıdaki bir kısım güç odakları renkleri ve attıkları sloganlar birbirleri ile örtüşmüyor görünse de, farklı ideolojik arka plana sahip oldukları görünse de temelde aynı merkezin amaçlarına hizmet ettikleri görünmektedir.

Ülkeye yapılan saldırıların merkezini anlamak ve yapılan kuşatmanın çok boyutluluğunu anlamak için son bir haftada meydana gelen olaylara ve bu olaylara gösterilen tepkilere bakmak yetecektir.

15 Temmuz darbe girişiminde dilleri lal olan Batılılar, HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasına nasıl da üst üste “endişelerini”, “kaygılarını” ifade etme gereği duyuyorlar. Demokrasi, halkın iradesi, insan hak ve özgürlükleri denildiğinde kimseye pabuç bırakmayan Batılılar, görünen o ki bu kavramlara ancak kendi dünya görüşlerine hizmet ettikleri oranda sahip çıkmakta ve savunmaktadırlar.

Dün Mısır’da Muhammed Mursi, Sisi cuntası tarafından düşürüldüğünde de Batı aynı dili kullanmakta beis görmemişti.

İki kelimesinden biri Türkiye ile olan müttefiklik ilişkilerine verdikleri önem olan çıbanbaşı ABD, ülkenin meşru hükümetini devirmeye, halkın iradesini gasp etmeye çalışan bir çetenin elemanlarının teslim edilmesi konusunda ipe un sermiyor mu? Bırakın teslim edilmelerini bağrını onlara açmasını, özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi kavramlarla ifade etmek ironik olmasının yanında trajik değil midir?

Topyekûn bir saldırı ile karşı karşıya olduğumuz, zamanında içeride devşirilen her mevzinin-tarlanın bugün Batı’ya biatın devam etmesi, ülkenin bağımsız olmaması, kendi değerleri ve toplumu ile barışmaması için birer Truva Atı olarak kullanıldığı görünmektedir.

Açık ve fiili bir savaş bu. Ülkenin her tarafında bunun aynı tonda hissedilmemesi, bundan etkilenilmemesi bu durumu değiştirmez.

Baksanıza, FETÖ operasyonuna en sert tepkiyi güya onunla ideolojik düşmanlığı olan PKK’dan gelmektedir. Y a da PKK’ya operasyonların şiddetlendiği dönemde IŞİD in devreye girdiğini, sivil savunmasız insanlara saldırıda bulunduğunu görmekteyiz.

Batı, ülkenin dizginlerinin elinden kaçmasının yarattığı tedirginlik ile içerideki tüm bilumum devşirmelerini, kendisi de bizzat sahaya çıkarak, harekete geçiriyor, bu savaşı kaybetmemiz için elinden geleni ardına koymuyor.

ABD’nin son Rakka operasyonunu da bu minvalde değerlendirmek mümkündür. Rakka’yı kurtarmak adına maşa olarak kullandıklarına bakın ya da kimden kurtardıklarına… ABD, Rakka’yı işgal eden bir maşasından kurtulmak(!) için başka bir maşasını sahaya sürüyor.

Mevcut durum, yüzyıldır devam eden işgal operasyonun devamından başka bir şey değildir. Batı tarafından sınırları ve etnik dağılımı işgalin devam etmesine göre ayarlanan, oluşturulan sorun alanları ile ayrılığın ve iç çatışmanın eksik olmadığı bir coğrafyada bu oyun ve planlar ancak topyekûn bir direnişle boşa çıkarabilir.

Son zamanlarda meydana gelen olaylara salt yerel dinamiklerle veya hesaplarla bakılması, fotoğrafın tamamını anlamada yeterli olmayacaktır. Hele hele meseleyi bir iktidar- muhalefet çatışması ya da hakları gasp edilen kesimlerin bir mücadelesi olarak görmek tam da Batıl’ın oyununa gelmektir.

Eski zamanların hesabını gasbedilen haklarını vermeye çalışanlara çıkarmaya çalışmakta aynı oyunun başka bir boyutudur.

İslam coğrafyasının her bölgesinde gittikçe şiddeti artan bu savaş medeniyet olarak yeniden dirilmenin sancılarını da çekmektedir.  Her zorlu kışın ardından bir bahar gelir. “Muhakkak ki zorlukla beraber kolaylık vardır”.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr