• BIST 91.387
  • Altın 213,290
  • Dolar 5,3390
  • Euro 6,0627
  • İstanbul 7 °C
  • Adıyaman 3 °C
  • Ankara -1 °C

Tam gaz provokasyon

İrfan Çelenk

Türkiye’de ne zaman bir kıpırdanma bir gelişim olduğunda sürekli yapay gündemlerin ortaya çıktığına defalarca şahit olduk. Ne zaman ülkemizde bir üretim olsa hemen emperyalizmin şakşakçı medyası tarafından kötüleyici, karalayıcı yorumlar yapılır ve o üretimin önü kesilir.

Türkiye’nin Ortadoğu’daki yükselişini engellemek ve Doğu Akdeniz’deki enerji kavgasında önünü keserek saf dışı etmek isteyen emperyalist güçler her zamanki gibi içerdeki uzantılarıyla yapay gündemler üreterek bizi birbirimizle kavga ettirme yollarını aramaktadır.

Uzun süredir farklı kesimlerin kutsallarına ve değerlerine bu denli saldırıldığını görmedim, doğrusu bunu yapacak hiçbir gerekçe de bulamadım. Özellikle de her seçim atmosferine girildiğinde bu tarz provokatif eylemlerin arttığını görüyorum.

“Safiye İnci adlı bir kadın Anıtkabir'de çektiği videoda Atatürk'e hakaretlerde bulundu.”

“Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde bir kadın Atatürk Anıtı'na balta ile saldırdı.”

İki kadının ortak özelliği çarşaflı olmalarıydı. Acaba tanınmamak için mi çarşaf kullanan bu kadınların özellikle normal hayatta da bu şekilde giyinip giyinmediklerini doğrusu merak ediyorum. Bu kadınların bağlantılarının iyi araştırılması eylemleri neden yaptıkları ortaya çıkarılmalıdır. 28 Şubat döneminde Fadime Şahin’i hepimiz daha dün gibi hatırlıyoruz.

Birkaç yıl önce video çekimi yapmak için başörtüsü takan bir kadın “müftü karısıyım” deyip başbakana tepki göstermişti. Sonra bu kadın eski CHP Burhaniye Belediye başkanının eşi olduğu ve normal hayatında başörtüsü takmadığı ortaya çıktı.

Bu tür algı operasyonlarını ve provokatör eylemleri artık günümüz Türkiye’sinde kimse yemiyor.

Bir başka olay da Edirne’den. “Edirne'de Mustafa Kemal Atatürk için düzenlenen törende, ilginçtir, yine çarşaflı bir kadın 'Atatürk ilah değildir, Allah'ın kanunları var. Atatürk Batı'nın kanunlarını getirdi' şeklinde bağırmıştı. Kadının bu davranışının zamanlaması da tutuklanması da ayrı bir muamma.

Katıldığı bir programda ezanla ilgili görüşünü “Türkçe okunmalıdır” şeklinde ifade eden Öztürk Yılmaz ile ilgili gündem gereğinden fazla büyütüldü. Bu görüşe sahip Türkiye’de milyonlarca kişi var, hatta ezanın tamamen yasaklanmasını ifade eden kesimler bile var. Özellikle dini hassasiyetleri olan kesimin Öztürk Yılmaz’ın görüşünü bile bile sosyal medya üzerinden küfre ve hakarete varan paylaşımlarda bulunması kabul edilemez. Biz eleştiri ile hakareti maalesef birbirinden ayırmayı öğrenemedik.

Farklı kesimlerin bir arada yaşadığı ülkemizde haliyle farklı kutsallar ve farklı değerlerin olması kaçınılmazdır. İster beğenelim ister beğenmeyelim bir arada huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak tüm kesimler birbirlerinin inancına, düşüncesine, ideolojisine, değerlerine saygılı olmak zorundadır. Yani birbirimize tahammül etmek zorundayız. Unutmayınız ki bizim bir arada huzurlu yaşamamızı istemeyenler toplumumuzun fay hatlarıyla işte böyle oynuyorlar.

Seçime kadar bu tür provokatör eylemlerin devam edeceğini tahmin ediyorum. Bu ülkenin vatandaşlarının bir arada huzurlu bir şekilde yaşamasını istemeyen kesimler bu tarz eylemlerin ateşine benzin dökerek ateşin alevlenmesini sağlıyorlar. Kim ne yaparsa yapsın halk olarak bu tür eylemlerin arkasındaki güçlere dikkat edip oyuna gelmeyeceğiz, uyanık olacağız.

Ya birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamayı öğreneceğiz ve düşmanlarımızla topyekûn mücadele edeceğiz ya da düşmanlarının oyununa gelip Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Yemende olduğu gibi leş kargalarına yem olacağız...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr