• BIST 110.932
  • Altın 175,077
  • Dolar 4,0581
  • Euro 4,9812
  • İstanbul 11 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Teknolojinin Eğitime Yansımaları

İsmet YILMAZ

Çağımızda bilim ve teknik alanında çok hızlı gelişmelerin olması her gün yeni teknolojik ürünlerin önümüze gelmesini sağlamaktadır. Elbette kaydedilen gelişmeler her alanda hayatımızı kolaylaştırmaktadır. Ancak biz bu yazımızda teknolojinin sadece eğitime yansımalarından bahsedeceğiz.

Bundan on beş yirmi yıl önce eğitimcilere “Teknolojiden nasıl veya ne kadar faydalanıyorsunuz?” diye sorulsaydı ilk sayacakları “tepegöz, asetat kağıt, farklı haritalar, tv, kaset/cd/dvd çalar, cetvel, teyp, video, mikroskop, bilgisayar…” gibi araçları sayarlardı.  Hele tepegözler için asetat kağıtlara asetat kalemlerle özel olarak hazırlanan notlar unutulmaz. Peki gelen teknolojik aletlerden anlamadıkları için onları yıllarca depolarda çürüten idarecilere ne demeli? Ancak dünden bugüne çok şey değişti. Fatih Projesi başta gelmek üzere Eba, E-Okul, ADSL, İntel ve MEB destekli projeler… Kabul edelim ki eğitim sistemimiz teknolojik anlamda çağ atladı. Şu an sınıflarımızın hemen hepsinde etkileşimli tahtalar mevcuttur. Öğretmenlerin birçoğuna ve öğrencilerin de bir kısmına tablet dağıtımı yapıldı. Yine öğretmenlerimizin geneline bu projelerle ilgili çeşitli eğitimler verildi. O halde artık top aslında eğitimcilerde.

Teknoloji konusunda millet olarak kendimizi aşmadığımızı öncelikle kabul edelim. Çünkü birçoğumuz için özellikle İnternet, sosyal medyadan ve haberden başka bir şey ifade etmiyor. Bu yüzden öğrencilere tablet dağıtılması bazı çevrelerce eleştirildi ve öğrencilerin bir kısmı da onları maalesef haklı çıkardı. Eline tableti alan öğrenci önce ben sosyal medyaya nasıl girebilirim, şifreyi nasıl kırabilirim, derdine düştü. Yine onlarca oyunu tabletlerine indirdiler.

Peki bu noktada eğitimciler neler yaptı? Biliyorsunuz kara tahtadan akıllı tahtaya geçilmiş. Öğretmenlerimizden öncelikle teknolojiye meraklı ve genç olanları bu işe hemen dört elle sarıldılar. Ancak bazılarımız yayınların hazırladığı içeriklerden başka bir şey kullanmadı. Bazılarımız ise geleneksel eğitimin daha faydalı olduğunu savunarak gittiği yoldan yürümeye devam etti.

Diğer taraftan bir kısım eğitimciler de her zaman Power Point sunularıyla ders işlemeye çalıştı. Gerçi bu klasik sunular üniversitelerde de maalesef hâlâ çok kullanılıyor. Ancak bu tarz sunulardan öğrencilere artık gına geldiğini unutmayalım. E peki ne yapmalı?.. Etkileşimli tahtayı ve verilen tabletleri iyi tanımak ya da teknolojiyi her yönüyle kullanmak gerekir. Mutlaka sunu yapacaksan da farklı programlarla yaratıcı sunular hazırlamak lâzım. Aynı zamanda öğrencileri EBA ortamına çekip onlarla günün her saatinde ders bazlı iletişim halinde olmalıyız. Böylece onların sosyal medyanın zararlarından da bir nebze de olsa uzaklaştırmış oluruz. Çünkü günümüzün gençleri gün boyunca Facebook, İnstagram… gibi sosyal medya sitelerinde dolaşmaktadırlar. Onları bu sitelerden çekip EBA’nın verimli alanına kazandırabiliriz. Yine şu an öğrenciler akıllı telefonları kullanmasın, bu telefonlar onlara zarar veriyor desek de kısa bir zaman sonra öğrencilerle akıllı telefonlar üzerinden derslerle ilgili çok eğlenceli ve faydalı etkinlikler yapmaya başlayacağız. Çünkü bunun bir sürü uygulaması var.

Günümüz eğitim sisteminde bir eğitimci teknolojik anlamda fark yaratmak istiyorsa Web 2 araçlarını araştırıp kullanması gerekiyor. Yoksa demin de dediğim gibi gençler artık klasik Power Point sunuları görmek istemiyor. Farklı programlarla hazırlanmış ders içerikleriyle öğrencilerin karşılarına çıkmak şart oldu.

Yine bilmelisiniz ki EBA’da tahmin etiğimizden çok içerik ve uygulama var. Yine bu alan her gün güncellenmektedir. Ayrıca bir eğitimci bu sistem üzerinden öğrencilerine ödev gönderebiliyor, farklı paylaşımlar yapabiliyor, V Sınıf uygulaması ile etkileşimli tahtaya ya da öğrenci tabletlerine bağlanabiliyor. Aynı şekilde öğrenciler de çeşitli paylaşımlar yapıp farklı içeriklere rahatlıkla ulaşabiliyor.

Biliyoruz ki bu kadar teknoloji gelişmişken geleneksel bir ders planı ile artık derse girilmez.  MEB tarafından günümüzde öğretmenlere tavsiye edilen ders planı 5 E Modeli’dir. 5 E Modeli, Ders Öncesi Hazırlık kısmını saymazsak şu aşamalardan oluşuyor:

Giriş (Engage)  (Motivasyon – Dikkat Çekme – Ön bilgileri harekete geçirme)

Keşfetme (Explore)

Açıklama (Explain)

Derinleştirme (Ayrıntıya Girme) (Elaborate)

Değerlendirme (Evaluate)

Bu plana göre ders işlendiğinde öğretmene çok fazla iş düşmeyecek. Derste öğrenci hep aktif olacak. Hatta öğretmen, acaba ne zaman şöyle doyasıya ders anlatacağım, sorusunu kendisine soracak. Yine farklı programlarla hazırlanan içerikler sayesinde öğrenciler hem oynayacak hem eğlenecek hem de öğrenecek. Yani yöntemimiz, oyunlaştırarak öğretmek olacak. Mevcut işlenişe dahil edilecek materyallerin önceden hazırlanması ve ders planın yapılması derslerin eğlenceli, özgün ve verimli geçmesine çok daha fazla katkı sunacaktır. Diyebiliriz ki eğitimcilerin günümüzde sıradan bir ders planı yerine önceden hazırlanmış bir senaryo ile öğrencilerin karşısına çıkmaları artık zorunlu olmuştur. O halde hepimize iyi dersler.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr