• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 1 °C
  • Ankara 1 °C

Televizyon Kültürü ve Kitschleşme

Ayhan ŞİMŞEK

Sanayileşmenin kendisiyle birlikte getirmiş olduğu şehirleşme olgusu, insan ve insan ilişkilerinde de değişiklikler meydana getirmiş değer ve norm yargıları erozyona uğrayarak kültürel bir yıkım meydana getirmiştir. İnsan bilgi ve birikimi sonucu oluşan kültür, hızlı bir şekilde üretilen ve tüketilen bir metaya dönüşmüştür. Bu kültürel yıkımın meydana gelmesinde en büyük etken de kitle iletişim araçları olmuştur.  Sanayileşme çağı hızlı bir şekilde dönüşerek; televizyon çağına gelinmiştir. Bugün Televizyon yayın akışındaki programlara baktığımızda; büyüklerin çocuk, çocukların büyük, erkeklerin kadın, kadınların erkek, gençlerin yaşlı, yaşlıların genç olarak sunulduğu yapay, sahte bir dünya görürüz. Medyayı elinde bulunduran yani düşünsel üretim araçlarına egemen olan güç, ekonomik üretim araçlarına sahip olan güçtür, bu nedenle medya sınıfsal anlamda egemen sınıfın diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurmasının aygıtlarından biri olarak iş görür. Televizyon günümüz kapitalizminin en etkin ve yayın medyası olarak toplumsal alanda egemen ideolojinin en etkin aygıtlarından birisi haline gelmiştir. Televizyonun haberlerin dışında eğlence programları da dahil olmak üzere toplum üzerindeki ideolojik etkisi; gündelik yaşam alanında toplumsal gündem, söylem ve eylemlerde görünür hale gelir. Televizyon programlarındaki iletilerin çoğu farklı biçimlerde ideolojik yüklenimlere sahiptir ve televizyon iletileri asıl olarak egemen ideolojiyi açık ya da gizli biçimde yeniden üretir ve toplumsal kültürü biçimlendirir. Televizyon boş zamanlarındakitlelerin ideolojik olarak biçimlenmesine hizmet ettiği gibi, tüketim süreçlerini de yapılandırır. Televizyon kültürü gündelik tüketim kültürünün temel belirleyenidir. Kitle gerçek toplumsal gündemlerden uzak kalarak, sahte rahatlama sağlayıcı bir sahte dünyada kaçmayı ve hazzı tercih ederek, gerçekte ideolojik bir seçim yapmış olur.

Televizyon ile birlikte kapitalist tüketim kültürü daha etkin bir biçimde toplumsal bilinç yapısının üst belirleyeni haline gelmiştir. Televizyon kültürü egemen ideolojinin daha doğallaşmış bir biçimde yeniden üretimini sağlamış ve toplumsal kültürün sömürgeleştirilmesini hızlandırmıştır. Televizyon kültürü egemen ideolojiyi ve kültürünü basit ve anlaşılabilir formatlarda tüm toplumsal kesimlere iletme gücüyle tüm diğer medyalardan daha etkili olmuştur. Kitle kültürünün günümüzdeki en etkin üreticisi konumundaki televizyon toplumsal kültürün “kitschleşmesini” sağlayan merkezi aygıt konumundadır. Televizyonların sabah kuşaklarındaki kadın programları, çocuk programları, çizgi filmler, evlilik programları, yarışmalar, magazin programları, haber bültenleri, tartışma programları diziler, televizyon filmlerinin tümü kitschin mantığı bağlamında üretilmektedir. Birçok program en sahte, basit, bayağı, duygusallaştırılmış, farklı düşüncelere, yaklaşımlara tahammülsüz, milliyetçi, ırkçı, cinsiyetçi, nefret söylemi içeren, saldırgan bir formata sahiptir. Bu anlamda, kitleler için televizyonun kitschleşmiş eğlence kültürü basit bir kaçış olarak değil ideolojik bir şekillendirme olarak okunmalıdır. Kitleler eğlenerek kendi gerçek varoluş koşullarıyla karşı karşıya gelmelerine neden olacak, var olan sistemin sömürücülüğünü dillendiren muhalif ideolojiden kaçmaktadırlar, yani kendi insanlıklarından. Kitsch kültür bu nedenle yeniden ürettiği gündelik yaşamı farklı formatlarda hazırlanmış televizyon programlarında kitlelere sunarak toplum için, içinden çıkılmaz otoriteryen bir toplumsal yapıyı sağlamlaştırmakta hem de yoksulların gönüllü “kulluklarını” garanti altına almaktadır. Günümüzde popülerleşen evlilik programları, kadın programları aslında bu durumun en açık göstergesidir, yoksul kitlelerin farklı nedenlerle ama her zaman için toplumsal alanda görünür olmanın anlıkta olsa zevkini yaşama isteğini taşıyan, bir biçimde televizyon programlarında kendi yaşamlarını, daha doğrusu bu yaşamın trajik yanlarını, mahremiyeti ihlal eden bir biçimde ortaya dökmeleri ve kitlelerin bunu seyrederek zevk alması, eğlenmesi gerçekte toplumsal kültürün anlaşılması için bir ayna işlevi görmektedir. Televizyon kültürü toplumsal duyguları yoğun biçimde kullanarak en niteliksiz üretimlerle kitleleri etkiler, televizyon programlarının melodramatik yapısı kadın programlarında, evlilik programlarında ve dizilerle görülmektedir.

Televizyonun bir eğlence dünyası haline geldiği günümüz dünyasında, İnsanların televizyon dünyasını tüketerek eğlendiğini, zevk aldığını, bilgilendiğini, dinlendiğini sandığı ama bir kandırmacadan ibaret olan televizyonun insanları yozlaştırdığını, tükettiğini, yeniden ürettiğini görürüz. Çünkü her şeyin reklam için yapıldığını, reklamların da para kaynağını olduğu televizyon izleyiciyi kaybetmemek ve ekran başında saatlerce tutmak için 24 saat bir zaman dilimi içinde izlenecek programlar bulması gerekir.İşte bu noktada “Kitsch”leşen bir dünya karşımıza çıkar. 24 saat süren yayın akışlarının yeni ve yaratıcı programlar olamadığı için; var olan formatların tekrar tekrar değiştirilerek tüketildiğini görürüz. Televizyonun bizlere sunduğu sahte dünyanın farkındalığını bilerek bize sunulan dünyayı değil, alternatif bir dünya yaşayabiliriz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr