• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • İstanbul 20 °C
  • Adıyaman 14 °C
  • Ankara 10 °C

Test ANALİZ Dershanesi Müdürü Hikmet Kızıl ile Röp

Test ANALİZ Dershanesi Müdürü Hikmet Kızıl ile Röp
Öğrencilerimiz,akıllarını ve kalplerini kitaplarla
Hocam bize eğitim hayatınız ile ilgili bize bilgi verip kendinizi tanıtır mısınız?
Aslen Kahtalıyım ilk ve orta öğrenimimi Kahta'da yaptım yüksek öğrenimimi ise İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde2004 yılında tamamladım. Yine aynı üniversitede yüksek lisansımı 2006 yılında tamamladım. Yeni Edebiyat alanında çalışmalarım oldu. Ayrıca Radyo- Televizyon programcılığı mezunuyum bu bağlamda sizinle de meslektaşız.
Test Analiz Derhanesi'den Bahseder misiniz? Ne zaman kuruldu? Hedefleri nelerdir?
Test ANALİZ Dershanesi 2011 yılında Musa ARMAĞAN öncülüğünde kuruldu, beni dershaneye idareci olarak uygun gören arkadaşlarımı kıramadığım için bu görevi üstlendim, öğretmenlik ve idarecilik yapıyorum, hedefimiz dürüst, ilkeli bir dershane modeli olmak. Başarının disiplinden ve kaliteden ödün vermeden uygulanmasıyla yakalanacağını bilen seçkin kadromuzla, yorulmadan ,amacımız için, tüm çalışmalarımızı kararlılıkla devam ettiriyoruz.
Öğrenci odaklı ve birebir ilginin yoğun uygulanması yaklaşımıyla yapılandırılan Dershanemiz, Eğitim-Öğretim alanında öğrencilerimizin ve velilerimizin beklentilerini karşılayan özgün bir model oluşturma yolunda hedefleri için uğraş veriyor
Öğrenci sayısını sınırlı tutarak birebir, yoğun ve özel danışmanlık temelinde disiplinli öğretim ortamı sunan Dershanemiz uzman ve deneyimli kadrosuyla sevgili öğrencilerimizi hedeflerine ulaştırmada emin adımlarla yol alıyor
Toplumsal sorumluluk bilinciyle çağdaş ve bilimsel eğitime önem veren dershanemiz sorunlu olduğu alanları sürekli iyileştirerek geliştiren; Gelecekte düşünen, araştıran, sorgulayan ve daha da önemlisi hedefe ulaşmakta kararlı bireyler yetiştirme derdiyle yol almaktadır.
Kahta'daki eğitim hakkında neler düşünüyorsunuz?
Kahta'da eğitim biraz sıkıntılı bir süreçten geçiyor, sistem odaklı bazı eksikliklerle birlikte toplumsal odaklı bazı sıkıntılarımız da mevcut. Okuyan, araştıran, düşünen, üreten bireyler yetiştirme modellerimiz istediğimiz formlarda değil. Başta eğitim camiası olmak üzere kitap okumayı içselleştirmediğimiz sürece sıkıntılar geçecek gibi durmuyor . Bunun yanı sıra hâlâ bazı aileler çocuklarını okutmak istemiyor özellikle kız çocuklarının dışarda üniversite okuması fikrine karşı olan çok veli var, dolayısıyla hevesleri daha başlamadan bitiyor çoğu öğrencinin.. İlçemiz Kaymakamı Metin ESEN ve Milli Eğitim Müdürümüz Sadun KILINÇ bu konuda güzel çalışmalar yapıyor eğitimin çıtasını yükseltmek adına sürekli bir çalışma içerisindeler bu çok sevindirici bir durum, kendilerine bu hususta sizin vesilenizle teşekkür etmek istiyorum, bu endişe sahibi insanlar var oldukça ümitvar oluyoruz elbette.
Bir eğitimci olarak Kahta gençliği hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Gençlerimiz azimli, çalışkan, ve başarma potansiyeli yüksek bir gençlik; lakin internet, televizyon, oyun solanları , cep telefonları gibi bazı aktivite ve teknolojik cihazlara ayırdıkları zamanı biraz da kitap okumaya, dergi okumaya ayırsalar çok önemli işlere imza atabilecekler, kitap okuma alışkanlığını kazandırılması için gençlere yol göstermek, seminerler, konferanslar vermek lazım. Üstadın dediği gibi:
bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...

"zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir gençlik, kim var!" diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım!" cevabını verici, her ferdi :"benim olmadığım yerde kimse yoktur!" duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik... işte budur bizim gençliğimiz…
Şahsiyet bir basamaktır. Nerede duracağına kişi karar verir.. Bu bağlamda bir öğrencinin şahsiyetini şekillendiren etkenler nelerdir?
Şahsiyet bir başka tabirle karakter, çocukta küçük yaşlardan itibaren içinde yaşanılan toplumun değer yargılarını benimsemesiyle şekillenir. Benimsenen değerlerle ve davranışlar arasında uyumluluk varsa, kişi karakter sahibi demektir. Halk arasında hep söylenir, “özü sözü bir, sözü sazına uygun, sözünün eri” gibi ifadeler karakter ve kişiliğe atıfta bulunmaktadır. Eğitimin en öncelikli görevlerinden biri de kişiye şahsiyet ve kişilik kazandırmasıdır. İyi şahsiyet sahibi olmak için ahlaki ve dini değerlerimizden yararlanırsak bireyi doğru ve düzgün bir karakter verebiliriz. Batı, bu değerleri çok önceden kaybetmiş, Avrupa’da çocuk insandan sayılmamış. Batıda Kant’ta ve Hegel’e gelinceye kadar filozofların birçoğu çocuğu, insan olarak saymadığı gibi kadını da insan olma yolunda hareket eden bir varlık olarak tanımlamışlardır. ‘’Kadın bir şeytandır’’ tabiri batıdan geliyor, bizim değerlerimizde böyle bir tanımlama zaten yoktur. Kendi değerlerimize sahip çıkarak karakterimizi ecdadımızın hayatlarına göre ayarlayabiliriz.
Siz de biliyorsunuz ki eğitim sistemi çok fazla değişti. LGS, LYS, KPSS vesaire, bu süreç eğitimi nasıl etkiledi?
Türkiye’de eğitim sistemleri çok fazla ve çok hızlı değişiyor, yeni getirilen sistem yeterince denenmeden yeni bir sistem geliyor, ona adapte olalım derken bir yenisi daha... Açıkcası bu biz öğretmenlerden çok öğrencileri ve velileri yoruyor. Belirsizlik içinde ne yapacağını bilemeyen öğrenci sistemi anlamaya çalışırken yoğun stres altında kalıyor, bu durum başarı çıtasının ciddi manada düşmesine neden oluyor. Türkiye’de izlenen eğitim politikalarına bakıldığında, millî eğitimin bütüncül bir sistem olarak ele alınmadığı görülmekte ve dolayısıyla sistemin unsurları üzerinde yapılan değişikliklerin, sistemin diğer unsurları üzerindeki etkisinin yeterince analiz edilmeden yürürlüğe konulduğu tecrübe edilmektedir.
Yükseköğretim Kurulu ile Millî Eğitim Bakanlığı arasındaki koordinasyonsuzluk, millî eğitimde istikrarlı bir politika geliştirmeyi engellemiyor gibi. Ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sisteminde yapılan değişiklikler, ortaöğretim üzerinde ve dolayısıyla yükseköğretim üzerinde telafisi mümkün olmayan sorunlara neden olmuştu, şimdi yavaş yavaş düzeltiliyor bu durum.
Dershaneleri para tuzağı olarak görüyorlar. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Sınavlar olduğu sürece dershaneler de var olacaktır. Dershanelerle okullar sürekli olarak kıyaslanmakta, dershanelere olan gereklilik sürekli olarak tartışılmaktadır. Oysaki ülkemizdeki yapılanma her alanda zaten böyle bir modeldedir. Devlet hastanelerinin yetersiz kaldığı noktada özel hastaneler, devletin sosyal güvencelerinin yetersiz kaldığı noktada özel sağlık sigortaları, belediyeye ait olan otoparkların yetersiz kaldığı noktada özel otoparklar, v.s. olduğu gibi devlet okullarının yetersiz olduğu noktada özel dershaneler bulunmaktadır. Buradaki yetersizlik kişilerin ya da kurumların eksikliği olarak düşünülmemeli ülkemizin öğretim düzeyindeki kalite standartlarının son yıllarda müthiş derecede artışının bir etkisi olarak görülmelidir. Eğer bir gün sınavlar öğretim üzerine değil de eğitim üzerine oluşturulursa bu durumda eğitim üzerine hizmet veren -sıfatı belki dershane olmayan- kurumlar oluşacaktır. Bu yapılanmanın tek nedeni ülkemiz ebeveynlerinin çocuklarının eğitimlerine son derece önem vermesi, devletimiz tarafından çocuklarımızın eğitimi için gerek yazılı gerekse görsel medyada sürekli destekleyici içerikler yayınlanmasıdır. Bu sayede ülkemizdeki öğretim ihtiyacı artmış, öğretim alanındaki kalite standartları sürekli yükselmiş ve dershanelere gereklilik oluşmuştur.Bu güzel oluşumdan hiç kimse rahatsız olmamalı; yıllardır dershanede çalışan bir öğretmen olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki dershaneler öyle acaip kârlarla sezonu kapatmıyor, hatta çoğu dershane dönemi zararla bile kapatıyor peki neden kâr etmedikleri halde bu işi yapıyorlar? Öğretmenlerin maaşı çıkınca yetiyor, hem istihdam sağlanmış oluyor hem hizmet verilmiş oluyor.
Genç ve dinamik bir yapınız var. Kendinizi sürekli yeniliyorsunuz. Tabi bu yönünüz Kahta'da da dikkat çekiyor. Nelerdir sizi bu kadar ayrıcalıklı kılan yenilikler?
Kendimizi yenilenme bilinci Peygamber öğretisidir: “ iki günü bir olan ziyandadır” hadis-i şerifi sürekli yenilenmemiz gerektiğini vurgulayan müthiş bir sözdür. Asr suresinde yüce Rabbimiz: Asra andolsun; Gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka” buyuruyor. Tavsiyeler sadece bir büyüğün yaptığı tavsiyelerle sınırlı değildir elbette, okuduğumuz her kitap bize bir şeyler anlatmıyor mu zaten? Her tür bağımlılık, edilginlik, teslimiyetçilik ve kölelik; bir yetersizliğin, yeteneksizliğin, cesaretsizlik ve çaresizliğin sonucudur. Mevcut olanla yetinen, koşullara pa­sif bir biçimde teslim olan, eleştirel yeteneklere sahip olmayan bireyler ve toplumlar, zihinsel bağımsızlığa, zihinsel üretken­liğe sahip olamazlar. Böyle bir ortamda entelektüel yenilenme ve çoğalma da söz konusu olamaz. İnsanlar, toplumlar, sorumluluklarının bilincinde olmadıkları takdirde yenilenmeye ihtiyaç duy­mazlar, yenilenmek için her hangi bir eylemde bulunmazlar. Yeni bir tarihsel dönemi, yeni bir zamanı başlatabilmek için, bir bilinç devrimi yaşamak gerekiyor, bir bilinç devriminin imkânları, ufukları üzerinde çalışmak gerekiyor yenilenmek zorundayız.


 
 
Hocam Mesleğiniz dışındaki uğraşlarınız nelerdir?
Öğretmenlik dışında gazetecilik yapıyorum, insana ve hayata dair ne varsa ilgi alanıma giriyor, Kızılderilileri, siyahları, Ortadoğuluları çok seviyorum, demli çayı çok seviyorum, şiiri ve Sezai Karakoç’u çok seviyorum. Allah ayaklarımızı hakikat üzerinde sabit kılsın diye okuyorum elimden geldiğince. İnsan bilinmek ister. Farkında olunmak, önemsenmek, can kulağıyla dinlenilmek ister. İnsan ister ki ağzından çıkan sözler birilerinin kalbine ulaşsın. Birileri ondan haberdar olsun acılarını görsün, duysun, "ah" desin, üzülsün filan. İşte bu yüzden dergilerde yazılar yazıyorum, birkaç gazeteye kalbimden sözler düşürüyorum, değerli ağabeylerle koyu sohbetlerde acılarımızı kanırta kanırta kaçak çaya vuruyorum. Dahası yaraya merhem olan yazılar yazmak istiyorum, şiire de işmar ediyor eyvallah çekiyorum ,daha ne diyeyim abi.
 
Öğrenci ve velilere mesajınız var mı?
 Öğrencilerimiz çok okusunlar, çok düşünsünler, kendilerine inansınlar ve yola revan olsunlar. Akıllarını ve kalplerini kitaplarla beslesinler, Facebooktan sıyrılıp kitaplara koşsunlar. Hayatın kalbine dokunsunlar vesselam. Velilerimiz de bu çocuklara güvenmeyi öğrensinler.
Hocam LYS yaklaştı. Sınava girecek olan öğrencilerimize neler önerirsiniz?
Yeterli çalışmayı yapan öğrencilerimize bol bol deneme sınavı çözmelerini ayrıca geçmiş yıllarda çıkmış sınav sorularını da özenle çözmelerini salık veriyoruz, hayat memat meselesi yapıp bunalıma girmeye de gerek yok, her halükarda hayat devam ediyor.
 
Son olarak Asu TV de 'mahrem gürültüler' adlı bir programınız vardı. İnsanlar zevkle izliyorlardı. Tekrar böyle bir çalışma olacak mı?
 
Bulanık bir çağda çatlak bir ses olan Mahrem Gürültüler’i yeni formatıyla tekrar yapmayı düşünüyoruz. Değerli dostum, edebiyatçı- şair ,yazar Abulvahap BALLI ve sosyolog-şair, yazar Hamza ÇELENK hocamla kafa kafaya verip hayatın içinden bir programla yeniden başlayacağız inşallah. Ayrıca yönetmenimiz, değerli dostumuz gazeteci yazar Selahaddin İZCİ ve programın her aşaması elinin altından geçen eğitimci, sosyolog Hamza GEYİK hocamızın da bu programda büyük katkıları olacak.
Kahta Diyalog Gazetesi dostlarına, okurlarına, emek veren bütün ağabeylere de teşekkür ediyorum. Hayatta başarılar…
  • Yorumlar 7
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr