• BIST 109.330
  • Altın 155,622
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 0 °C

Tez Olabilmek

Bilal AKGÜL

 

 

“Kuran sadece Müslümanlara hitap eden bir kitap değildir. Bütün insanlığa hitap eden bir kitaptır. Bu minvalde bizimde kuracağımız tüm cümlelerin bütün insanlığa hitap eden bir özellikte olması gerekir”

Geçen hafta Gökkuşağı Derneği’nin Şehir ve Medeniyet Buluşmaları çerçevesinde tertiplediği “Çağrısı Çağını Kuracak Bir Gençlik” temalı konferansın konuğu Yazar Yusuf Kaplan idi. 3 saate yakın bir sunum yapan Kaplan’la Kâhta’da da eğitim –medeniyet bağlamında sohbet etme imkânımız oldu.

“Durduğunuz yer gördüğünüz şeyi etkiler”. Kaplan başta modernlik olmak üzere, çağın sorunlarına bir çözüm bulma arayışından çok kendi tezimizi ortaya koymanın, bunun en güzel bir şekilde mücadelesinin verilmesi gerektiğini ifade eden bir şahsiyet.

Modernist bir dilden uzak durmak gerektiği düşüncesini bundan dolayı önemser. Kaplan’ın iyi niyetle de olsa, mevcut durumda ortaya konulan birçok çabaya, sahip olunan dilin modernistliğini öne sürerek eleştirel yaklaşımda bulunması üzerinde durulması gereken ayrı bir mevzu…

Gerek Adıyaman’daki konferansında gerekse Kâhta da yaptığı söyleşide ön plana çıkan temel argüman ” tez olabilmek” üzerine. Kaplan’a göre medeniyet olarak yeniden bir dirilmenin olmasının gerekliliğinden bahsediyorsak, özen gösterilmesi gereken hususlardan biri oluşturduğumuz sistemin kendi başına bir hayat sistemi ortaya koyabilmesidir.

Kanaatimce de günümüzü yeniden kendi kavramlarımız ve değer yargılarımız ile yorumlayacak bir anlayışla ancak sahici bir dirilmeden bahsedebiliriz. İyi de nereden ve nasıl başlamalı? Bireysel gayretlerin dışında kitlesel çalışmalarda tez olma, çalışma sistemlerine nasıl yerleştirilmeli?

İlk etapta medeniyetimizin geçmiş tecrübeleri ile ilgili yapılacak bir çalışma önerilebilir. Kalkış noktası açısından geçmiş tecrübelerden istifade dikkate değerdir. Fakat böyle bir cevabın bile günümüze uyumu ve şartların değişiminin yarattığı belirsizlikler yeni bir yorumu gerektirmez mi? Hatta Peygamber (a.s)in kimi uygulamanın sonraki halifeler tarafından değiştirildiğini, uygulamaların farklılık kazandığını bildiğimize göre her halükarda gerçekleşen uygulamaların özel olduğu, duruma ve uygulayıcıya has olabildiğini görüyoruz.

O halde kervan yolda düzülür kavramını bir temel ilke olarak değil de şartların, zamanın değiştiren boyutuna, ana kaynağa bağlılığı güçlendirecek öz(n)el bir alternatif olarak bakılamaz mı? İçtihada mesafeli yaklaşan kesimlerin savundukları temel argümanlardan birinin istikametten sapma riski olduğunu söyleyebileceğimize göre, mevcut riski azaltma adına ortaya konulan teorilerin içinde bulunduğumuz olumsuz durumun müsebbibi olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?

Kaplan’ın şu vurgusu iddialı: Gerek toplumsal hareketlerimiz, gerekse çoğu bireysel dirilme çabası, karşı olma tezi üzerine kurulu. Kapitalizme, Komünizme veya başka bir yaşam tarzına karşı…

‘Karşı olma’ üzerine kurulan bir tezin kendi orijinalliğini koruması bir yana, karşı düşünceyi çürütme, zaaflarını tespit etme üzerine bir yaklaşım geliştirir ki buradan çok da sağlık bir yaklaşımın ortaya çıkması mümkün görünmüyor.

İstikamette kalma ile ilgili risk unsuru taşıyan hususlardan biri, karşı olma üzerine konumlanmanın rüzgârın önündeki yaprak gibi yapıları peşlerinden sürükleyebilmeleridir. Bu durum ise baştaki amaçtan çok farklı bir savrulma doğurabilmektedir.

İslam’ın bilimselliğini ispatlamaya çalışan bir anlayışı düşünün. Tüm enerjisini İslam’ın bilime uygun olduğu-karşı olmadığı üzerine kurulan bir tezin ana kaynakla ilgili zihinlerde şüphelere neden olma riski yüksektir.

Bilimin yapılan tanımlarından birinin yanlışlığı ispatlanmayan doğru olduğu tanımıyla meseleye yaklaştığımızda gerçekten İslam’ın bilimselliğini ispatlama anlayışının hiç de kolay olmayacağını söyleyebiliriz. Dün bilimsel denildiği için İslamiliği de kabul gören bir çalışmanın bugün bilimsel olmadığının ortaya çıkmasının yaratacağı kaosu- travmayı düşünün.

Veya bilimselliğini ispatlamaya çalışırken ana kaynağın ıskalanma, özden uzaklaşılması durumunu... Sonuç tam bir kısır döngü…

Kaplan’ın yüzyılların yenilgilerinden sonra kalıcı kurumlar oluşturma konusunda zayıf kaldığımız tezi de yabana atılır bir tez değil. Yaşanan kırılmalardan sonra her çıkış arayışının, yenilenme arayışının farklı kulvarları çağ(rışt)ırması, riskler oluşturması, zihinsel ve sistem kaymalarına neden olması, içinde bulunulan sürecin doğal bir yansıması olarak görmek mümkündür.

Neticede tez dediğimiz şeyin bile bir arayışın, çabanın, araştırmanın sonucu olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Düşünceyi, zihni bulunduğu noktadan daha iyi bir noktaya getiren de bu arayış değil midir?

Bugün başta bölgemiz olmak üzere, toplumsal hareketlerin, ıslah çalışmalarının iyi niyetlere dayalıda olsa farklı ideolojik hareketlerin sloganlarına özenmelerinin değer merkezli hareketlerde ciddi savrulmalara neden olabildiği aşikârdır.

O halde bir bütün olarak tez olma felsefesini merkezde tutarak, tepkisel-duygusal savrulmalara mahal vermeyecek bir arayış, başta belirlenen hedeflere ulaşabilmenin yegâne şartı özelliğindedir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr