• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Toplumsal Barışın Harcı: SELAMLAŞMA

Emine İDE

 Toplumsal Barışın Harcı: SELAMLAŞMA

               

Öyle değil midir? Tanıdığımız veya tanımadığımız bir insanın bizi fark etmesi, bizi  bir insan olarak algılaması ve tatlı bir tebessüme karışık  selamün aleyküm(Allahın selamı esenliği senin üzerine olsun)  ya da bir merhaba demesi,  bir arada yaşama esasına göre düzenlenmiş olan insanlar için basit bir hareket olarak görülse de basit değildir diye düşünüyorum. Zaten fark edilmek değimlidir insanın en temel ihtiyacı? Bir bebeğin, bir çocuğun, bir gencin,  bir eşin ilgi çekmek için yaptıklarını bir düşünün. Sebepsiz diye düşündüğümüz bebek, çocuk ağlamaları, televizyona  odaklandığımzı fark eden çocuğun televizyonunu önüne geçip ilgiyi kendine çekme davranışı, ihmal edildiğini düşünen bir çok genç kızın bayılması, hastalanması, ergenlik döneminde daha da artan bu fark edilmek ihtiyacının doğurduğu dikkat çekici giyim tarzları, farklı saç modelleri, yolda geçen bir gencin sesi yükseltilmiş  bir radyo vs. taşıma hareketi… Aklınıza gelebilecek daha bir çok ‘ben varım beni fark edin’ anlayışına dayanan davranışlarımız. İnkar edilmez bir gerçeğimiz, taşıdığımız nefis, bir diğer adıyla ego, alt benlik.

               

Cisimsel varlığımızın devamı ve tatminliği için temel gereksinim nasıl ki beslenmekse, canlılık varoluşumuzu oluşturan ruhsal doyumumuzun da en temel gereksinimi fark edilmek ve onaylanmaktır, diye düşünüyorum. Yaptığımız bir çok faaliyetimize enerji,  güç veren de bu temel  ihtiyacımızdır. Yaşamın devamı için insanların birbirinin ihtiyacını temin etmek üzere programlanmış bir düzen de, bireyselcilik insan fıtratına aykırıdır. Giydiğimiz bir ayakkabıdan, yediğimiz bir ekmekten tutun da elimizin değdiği her şeyde kaç kişinin emeği, harcadığı enerji ortaklığı var? İnsan istemese de bir arada yaşamak zorundadır, insan istemese de bir başka insan tarafından fark edilmek, onaylanmak ihtiyacını taşımaktadır.

               

Selamı yayınız, diyen yüce peygamberimiz, ihtiyaç duyduğumuz toplumun var edilmesinde  güzel  ve pratik bir eyleme bizi davet etmektedir. Öyle ki,  selamlanan insana aynı zamanda ‘sen varsın, fark edilmeye değersin’ mesajı verilerek toplumda fark edilmek için farklı davranışların önüne bir engel konulmuş olunmuyor mu? Yanından geçip gidilirken yüzüne hiç bakılmayan, arabada elindeki telefondan başka tüm algılarını dünyaya kapatan bir insanın yanında bir eşya gibi durmak insan benliğine ağır gelmez mi?  Sanki, ’benden başka bu dünyada bir değer yoktur,  benim dışımda olan şey bir hiçtir’ algısı toplumlar için zehir değil midir?

               

Bugün dünya devletlerinin en fazla ihtiyaç duydukları toplumsal  zemin, bir insanın başka insanlar için  gönüllü bir şeyler yaptığı, bireyselcilikten uzak değerlerin olduğu bir dinanizm oluşturmaktır. Müslüman kardeşliğin harcı olan selamlaşma, işte bu birlikte var olma ve birlikte yaşama bilincinin ilk adımıdır. O halde bize düşen, bir sünneti uygulayarak toplumsal barışın ve huzurun varlığına destek olmaktır.

               

 Sizinle karşılaşma durumum olmasa da hepinize yürekten sevgi dolu selamlarımı kendimizi ifade etme olanağını sağlayan ve toplumsal barışa öncülük eden beyan gazetemiz aracılığı ile yolluyorum. Tüm insanların sevgi ve esenlikte olması dileği ile…
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr