• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

Toplumsal Yozlaşma

Adem Ballı

 Günümüz insanı kendini siyasetin, ekonominin gündelik “anı” yaşama düşüncesinin derin dehlizlerine   bırakmış; ne yapacağını bilmez bir durumda. Bu hal   Efendimiz’in (a.s) bir Hadisi şerifinde şöyle izah edilir:

Hz Sevban (r.a.) anlatıyor: Resulullah (a.s) buyurdular ki: “Size çullanmak üzere yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağıran yiyecekler gibi birbirilerini çağıracakları zaman  yakındır.”

Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca azlığımızdan mı?”diye sordu.”Hayır! buyurdular” Bilakis o gün siz çoksunuz.Lakin sizler bir selin getirip yığdığı  hiçbir ağırlığı olmayan çer çöpler durumunda olacaksınız. Allah , düşmanlarınızın kalbinden size karşı  korku  duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize vehn salacak.”

“Vehn nedir ey Allah’ın Resulu?”diye soruldu.”Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” buyurdular.(Ebu Davut Melahim 5)

Dünya sevgisi ve ölüm korkusu aslında ötesini bilmeme ya da tam manasıyla inanmama düşüncesinden kaynaklanıyor.Bu düşünce beraberinde birçok sıkıntı getiriyor.Toplumsal  olarak yaşadığımız sıkıntıların başında itikadi ve ahlaki sorunlar geliyor.

Türkiye toplumunun yüzyıllık  gelişim değişim sürecine baktığımızda bunun böyle olduğunu görürüz.Kurtuluş savaşıyla sağlanan “kurtuluş” batı tarzı yaşamı dikte eden devlet politikalarının da sayesinde hızlı bir dönüşüm!!! Süreciyle “kurtuluş” sosyal siyasal ekonomik  alanda yıkılışı meydana getirmiştir.

Kopulmaz denilen değerler, vazgeçilmez denilen bütün ahlaki normlar bir paçavra gibi fırlatıldı.Türkiye’de suçla ilgili istatistiki bilgiler bu felaketi gözler önüne sermekte. Türkiye genelinde 2012 yılında yapılan bir araştırmada suç oranları bir önceki yıla oranla   yüzde 8.35 artışla 3 milyon 285 bin 925 suç olayı meydana gelirken, bu olaylarda fail olarak 4.5 milyon kişi kayıtlarda yer aldı. Osmanlı döneminde parmakla sayılacak kadar az olan suç oranları günümüzde ise dakika başı suç, saat başı suç gibi ifadeler ile yansıtılmaktadır.Bu duruma kıyasla baktığımız dejenerasyonun boyutları açıkça görülmektedir…

Zina ,faiz ,kumar,adam öldürme vb birçok fuhşiyat olağan bir hal almıştır.Bu fuhşiyata karşı toplumsal refleks; acıma, kısa bir üzülme ve hiç olmamış gibi hayatına devam etme şeklinde tecelli etmiştir.

Selin üzerindeki çer çöpün iradesi yoktur.Su onu ne tarafa götürürse o tarafa gider.İrade Allah’u Teala tarafından insana bahşedilmiş kutsal bir emanet. Bu emanet hakkıyla kullanıldığında özünde barındırdığı cevher kendisini harikulade bir şekilde gösterir.

Peki hakkıyla kullanmanın yolu yordamı nedir? Hakkıyla kullanmanın yolu mümeyyiz akıl. Kur’an  ve sünnetin inşa ettiği mümeyyiz akıl…Felaketler ve yozlaşmalar silsilesinin yegane sebebi aklın mümeyyizlik özelliğini yitirmesi değil mi zaten.Bu özelliği kazanabilmek için gündelik hayatımızda bizi kuşatmaya çalışan unsurların farkında olmak ve sürekli uyanık ve sorgulayan bir zihin sahibi olmak gerekir

Birçok unsur var elbette hayatımıza yön vermeye çalışan…Misal hangi gece saat kaçta ne şekilde oturacağımızı bizden haberli habersiz belirleyen diziler … Ya da kendi gündemlerini bize lanse ettiren ve sanki başka hiçbir mevzu yokmuş gibi bizden zaman çalan siyasilerin söylemleri ya da eylemleri …Ya da evlilik programları, magazin yarışması vs akla gelebilecek ne varsa.

Üstad Ali Şeriati eşekleştirmenin tanımını yaparken şöyle der: “İnsanın bilincinin normal (fıtri)seyrinden kopartılmasıdır eşekleştirme” Egemen ideolojilerin temel felsefesi bu tarz bir eşekleştirme politikası ile topluluklara yön vermektir..Nitekim yukarıda saydığımız bütün unsurlar bu politikayı gerçekleştirmek ve zihin-bilinç köleleri oluşturmak için yapılan eylemlerdir.

Mümeyyiz akıl bu şekilde kendisini sosyal, siyasal ve ekonomik olarak tahakküm altına almak isteyen bütün idelere aşağıdaki net ilkeler ile cevap verir, vermelidir.

Toplumsal düzeyde; “Deki :…sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz.”(3/64)

Siyasi düzeyde ; “Allah’a kulluk edin ve Tağut‘tan sakının.” (13/36)

Ekonomik düzeyde de; “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi itip kakar; yoksulu doyurmaya teşvik etmez” (107/13)

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr