• BIST 96.121
  • Altın 240,598
  • Dolar 6,2046
  • Euro 7,2854
  • İstanbul 23 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Türk Siyasetinde Asker Sivil İlişkisi

Y.YAVUZYILMAZ

Siyasi tarihimizde asker-sivil ilişkilerini sağlıklı temele oturtmak için bir taraftan askeri darbelere temel oluşturan zihniyet dünyasını analiz etmeye, diğer taraftan da bu ilişkilerin tarihi seyrini irdelemek gerekiyor. Türk Modernleşmesinin Tanzimat Fermanı’yla başlayıp Cumhuriyet’in ilanıyla devam eden macerasında asker- sivil ilişkileri daima sorunlu olmuştur. Türk Modernleşme projesi, genellikle sivil dinamiklerin desteğinden yoksun, zaman zaman da ona karşıt olarak geliştiğinden modernleşme politikalarında ordu her zaman belirleyici bir aktör olmuştur. Ordunun rolü zaman içerisinde siyasi kültürün ayrılmaz bir parçası haline gelmiş, siyasetle uğraşanlar tarafından da içselleştirilmiştir.

Cumhuriyet dönemindeki modernleşme programı öncekilere nazaran çok daha radikal bir seyir takip etmiştir. Modernleşme politikaları yukarıdan aşağıya seçkin bir grup tarafından yürütüldüğü için, ordunun bu dönüşümde etkin rol oynaması kaçınılmazdır.

Ordunun 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980’de doğrudan, 12 Mart ve 28 Şubat ‘ta ise dolaylı müdahaleleri siyaseti “ idam gömleği giyerek” yürünebilecek dar bir alana hapsetmiştir. Sivil siyaseti en derinden etkileyen olay, biri başbakan ikisi bakan olmak üzere üç kişinin adamıyla sonuçlanan 27 Mayıs askeri darbesidir. Diğer taraftan 27 Mayıs, muhafazakar kitle ile asker arasında karşılıklı bir güvensizliğin oluşmasını sağlayan tarihi kırılma noktasıdır.

1961 Anayasası ile siyasi hayatımıza giren MGK ise, teorik olarak hükümete çeşitli konularda önerilerde bulunana bir kuruluş olarak adlandırılsa da, pratikte sivil hükümetleri denetleyen bir kurum haline gelmiştir.

Ak Parti, hem geçmiş deneyimleri, hem de MGK’nın işlevini iyi analiz ederek ‘kurulu düzen’ ile olan ilişkilerini gereksiz gerilimlere yol açmadan sürdürmeye uğraşıyor. Ancak, Ak Partinin ilk yıllarında, asker- sivil ilişkilerindeki dengesizlik iç dinamiklerin kısa vadede çözümleyeceği bir problem olmaktan çıktı. Bu noktada  Ak Parti kıritik bir adım atarak, AB’ne uyum paketlerinin kabul edilmesiyle demokrasi standardının yükseltilmesi ile, sorunun çözümüne büyük katkı yapmaya çaışıştı ve bunda başarılı oldu.

Özellikle asker-sivil ilişkilerinin tartışıdığı dönemlerde, askeri militer zihniyet tarafından tarih boyunca dillendirilen söylemin örneklerinden biri olan, Cumhuriyet Gazetesi’nin manşetiyle gündeme gelen “Genç Subaylar” tartışması Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tarafından yalanlanmasına karşın, tartışma bazı sivil güçlerin zihniyet dünyasını anlamak bakımından önemle üzerinde durulmalıdır. Bu zihniyet uzun bir geçmişe dayanan siyasi bir tavır alışın izlerini sürerek anlaşılabilir.

Hasan Cemal “ Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım “ adlı eserinde, Türk Demokrasisini kemiren zihniyetin ipuçlarını vermektedir. “Sol radikalizmin programı Yön’de işlendi 1969 ‘da Doğan Avcıoğlu’nun ‘Türkiye’nin Düzeni’ kitabıyla özetlendi, sonra sıra ‘Devrim’e geldi. Asker- sivil aydın zümre el ele verip Türkiye’de devrime giden yolu açacaktı!’ 

Dikkat edilirse bu projede demokratik yönetime hiçbir şekilde yer yoktur. Türkiye’de asker-sivil-aydın işbirliği irdelenirken ”Yön “ hareketi ve bu hareketin zihinsel arka planı dikkatli bir şekilde incelenmelidir. Böylece asker öncelikli elitist çözüm arayışlarının ipuçlarını öğrenmemiz mümkün olacaktır. Günümüzdeki “ Genç Subaylar “ tartışması da eskiden beri süregelen elitist çözüm modelinin yeni bir versiyonundan başka bir şey olmadığı görülecektir.

Ak Parti iktidarı sistemin demokratikleştirilmesi yönünde önemli adımların atıldığı bir dönemdir. Bu yüzden Türk siyasal tarihinde çok özel bir yere sahiptir.

Özellikle 15 temmuz darbe girişiminden sonra askeri bürokraside yapılan devrim gibi değişimler, askeri bürokrasiyi tarihte ilk kez, etkin ve belirleyici aktör olmaktan çıkarmış, askeri bürokrasi yerine sivil bürokrasinin etkin olduğu yeni bir düzen kurulmasına zemin hazırlamıştır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr