• BIST 106.702
  • Altın 146,549
  • Dolar 3,4864
  • Euro 4,1701
  • İstanbul 28 °C
  • Adıyaman 36 °C
  • Ankara 34 °C

Türkiye İsrail İlişkileri

Abdullah YEKTA

Bundan tam altı yıl önce İHH’nın öncülüğünde uluslararası bir platform İsrail’in Gazze üzerinde çok katı bir şekilde uyguladığı ekonomik ambargoyu delmek için Mavi Marmara gemisiyle, bütünüyle insani yardımlardan oluşan gemiyle Ak Denize açılmışlardı. Mavi Marmara gemisi Ak Denizin uluslararası sularında seyir halinde iken İsrail ordusu tarafından işgal edilmiş ve geminin içinde özellikle uluslararası yardım kuruluşu olan İHH’ya gönül veren insanlar şehit edilmişti. Gemide şehit olanların çoğunluğu Türkiyeli Müslümanlardı.

 Bütün dünyadaki İslami cemaat ve kuruluşlara gücü nispetinde sahip çıkmaya çalışan Türkiye (Ak Parti hükümeti) birden kendini bu olayın içinde bulmuştu. ‘One minute’ olayından sonra İsrail ile iyi gitmeyen ilişkileri tamamıyla bozulmuştu. Türkiye haklı olarak ölen insanları için hem tazminat ve hem de İsrail devletinden özür dilemesini istemişti. İsrail yine her zaman ki vurdumduymazlığı ile hareket ederek nasıl olsa yaptığım bana kar kalır demişti. Fakat zaman içinde Türkiye’nin net tavır takınması sonucu iki ülke arası ilişkiler resmen dondurulmuş, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi ve iki ülke arasında gerekli olan anlaşmaların yapılması bekleniyordu. Fakat İsrail hep ağırdan alıp unutturmaya çalıştı. Oyalamak için Suriye meselesi, İsrail için bir bahane idi.

 Fakat iki ülke arası ilişkilerin uzun süre kopuk olması her iki ülkenin de zararına olan gelişmelere sebebiyet vermektedir. 1947 yılından bu yana yanılmıyorsam İsrail onca işlediği katliamlara rağmen ilk kez başka bir ülkeden özür diledi ve 26 Haziran 2016 günü Türkiye’nin şartlarının büyük ve önemli bir kısmını kabul ederek iki ülke arasında barış imzalandı.

Bu anlaşmaya yönelik yorumlara baktığımızda İsrail gazetelerinden Time of İsrail, “İsrail Türkiye’ye teslim oldu”;  Jarusalem Post, “ Anlaşmanın kazananı Türkiye ve Hamas”; Heratz gazetesi “ Türkiye’nin İsrail’e ihtiyacı yok, bu anlaşma altı yıl önce olmalıydı.” şeklinde yorumlar yapıldı. Yine İsrail gazetelerinin ortak yorumu “Erdoğan ülkesinin onurunu, birinci önceliği olarak belirdi.” şeklindedir.

Taraflar reel politiği öncelemek zorundadırlar. Türkiye içerde terörle, dışarıda teröre destek veren ülkelerle mücadele etmek zorundadır. Uluslararası arenada tek başına her unsurla mücadele edemezsiniz. Pamuk ipliği gibi zayıf bir bağla da olsa barış halinde olmak, diyalogların olmamasından daha iyidir. Türkiye bazı hususlarda İsrail’e, İsrail Türkiye’ye muhtaçtır. Suriye politikasında Türkiye bölgede mutlaka güçlü ülkelerle dirsek temasında olmak zorundadır. Türkiye, ABD başta olmak üzere Avrupa ülkeleri ile ilişkilerini İsrail üzerinde daha da güçlendirebilir. Bu vesile ile Suriye politikasında istediğini elde etme imkânına kavuşabilir. Tabii ki İsrail de buna mukabil başta doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarma imkânına sahip olacaktır. Bu anlaşma Gazze için de Türkiye için de kötünün iyisi ya da iyinin kötüsü olarak değerlendirilebilir. Ama bizim hinterlandımızda başkalarının söz sahibi olmasından daha iyidir.

Konunun analizi daha geniş bir şekilde yapılabilir.  Fakat bu anlaşmayı bir hezimet şeklinde değerlendiren ve İslamcıların iflası şeklinde sunanlar da vardır. Okyanus ötesi medya ve İsrail’in yerli ve tescilli muhipleri elbette bir hezimet olarak verebilirler. Buna bir şey diyeceğimiz yok.  İsrailli çocuklar için gözyaşı dökenlerin ve Türkiye’de İsrail’in âli menfaatleri için cansiperane çalışanların bu olayları İsrailli dostların hoşuna gitmeyecek şekilde yorumlamalarını elbette beklemiyoruz. Fakat İslami hassasiyete sahip olmasını beklediğimiz insanların sosyal medya üzerinde, reel politikadan uzak bir bakış açısıyla olayı bir karalama aracı olarak kullanmaları pek de hoş değildir. 28 Şubat döneminde, (ismi önemli olmayan) bir general sabah uçakla İsrail’e gidip istediği şekilde anlaşmalar imzalayıp akşam Türkiye’ye döndüğünde imzaladığı anlaşmaları başbakanların önüne atarak “Bunları imzalayınız” direktiflerini unuttuk herhalde.

Son olarak söyleyeceğimiz Siyonist İsrail zihniyeti biz Müslümanların baş düşmanıdır.  Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Kıyamete bir gün dahi kalsa bu iddiamız bakidir. Fakat Türkiye, uluslararası arenada kendi menfaatleri için batılı ülkelerle, Rusya, Çin, Yunanistan ve İran ile olduğu gibi İsrail ile de anlaşmaları ve ilişkileri olabilir.  İddialımızla reel politika her zaman örtüşmeyebilir.  Yere ve zamana göre ilişkiler farklılık arz edebilir. Olaylara entegrist bir kafa yapısıyla yaklaşmanın zamanı geçmiştir. Selam ve dua ile.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr