• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Adıyaman 29 °C
  • Ankara 22 °C

Türkiye’de Cemaat Siyaset İlişkileri

Adem Ballı

           

İslam bir bütündür.Hayatın tümüyle ilgili küçüğünden büyüğüne zerresinden kürresine her şeye dair bir zikri ve fikri vardır.Her an müdahildir.İslam’ın bu fitri özelliğini hayata aksettirmekle sorumlu olanlar ise müslümanlardır.Müslümanlar yaşadıkları toplumlarda varolan şartlara sorunlara inançları gereği kayıtsız kalamazlar.İnançlarını aksettirme noktasında çeşitli faliyetlerde bulunurlar.Bulundukları faliyetlerin örgütlü haline cemaat denir.

Cemaat İslam toplumlarının asli unsurlarındandır.Temel vazifesi emri bil maruf nehyi anil münker(iyiliği emir kötülüğü nehiy) sistemini en temel işlevsel haliyle işletmektir.En temel işlevsel halinden maksadımız siyasi içtimai ve iktisadi her haldir.

Türkiye’de çok çeşitli bir cemaat potansiyeli vardır.Her cemaat yukarıda bahsettiğimiz temel perspektiften hareket ettiğini idda eder.Tabi her iddianın bir ispatı gerekir.Doksan yıllık Türkiye tarihinde birçok cemaat geldi geçti.İddialarını ispat edenler varlıklarını sürdürdü edemeyenler tarihin tozlu sayfalarındaki yerlerini aldı.

Osmanlının yıkılmasıyla birlikte ortaya çıkan devletlerden biri Türkiye…Yeni Türkiye’de yeni nizam!! Oluştu. Cemaatlerin Kurtuluş mücadelesinin nihayetinden bekledikleri nizam değildi bu nizam. Bu nizam  cemaatlerin bildiği aşina olduğu bir nizam değildi.Doğal olarak cemaatler bu nizama karşı nasıl bir refleks göstereceklerini bilemediler…

İlk etapta şiddetli muhalefet (Şeyh Said kıyamı)sonrasında yönetimin baskısıyla sinme köşeye çekilme kendi yağında kavrulma politikası.Zorunlu bir politika.Bu zorunlu politika çok partili uygulamaların başlayacağı tarihe kadar devam etti.

Çok partili uygulamaların ilk iktidar örneği Adnan MENDERES’le birlikte cemaatler pozisyon değişikliğine girdiler.Kendilerine yakın gördükleri siyasi partileri sivil anlamda desteklemeye propaganda çalışmaları yürütmeye başladılar.

Bu durumdan itibaren Türkiye’de cemaatler için yeni bir serüven başlıyordu.Evet bir şekilde var olan konjoktüre müdahil olmalıydılar.Kayıtsız kalamzlardı.Çünkü inandıkları değerlerin siyaset anlayışı vardı bu anlayışı idame edecek politikalar geliştirmeliydiler.Peki nasıl olmalıydı.Karşılarındaki yönetim sistemi  taban tabana zıt idi kendilerine.Bu kadar zıt olan bu siyasi  yapıyla kuracağı ilişki biçimini belirlemesi gerekiyordu.

Bu nizamın askerin, bürokrasinin medyasının  dikkatini çekmeden, siyasi angajmana girmeden,inşaa etmeye çalıştığı değerlerden kopmadan ,birincil vazifesi ve metodu olan “milletin yüreğini kalbini inşaa et ki devlet inşaa olsun “ kuralını “devleti inşaa et ki millet inşaa olsun” çelişkisine çevirmeden ya da kelimenin tam anlamıyla sisteme entegre olmadan  ileriye dönük ideal hedefini gerçekleştirmek  için bütün mevcudiyeti ile çalışması gerekiyordu.

Ve muhtemelen cemaatler bu çerçevede düşünüp siyaset ilişkisine girdiler.Malesef  dün bugün gördüğümüz sonuçlar cemaatlerin yukarıda çizdiğimiz çerçevenin dışına çıktığını görüyor ve esefle izliyoruz.Birkaç örnek vermek gerekirse:

Adnan Menderes’in darbe ile devrilmesi sonucunda cemaatler  kısa bir  sükun dönemine girdiler.Adalet Partisi’nin popülaritesiyle birlikte özelde Nurcular cemaati genelde diğer cemaatler bu partiye destek vermeye başladılar.Adalet Partisinin yapmış olduğu gayri İslami faliyetler  baş gösterince  özellikle nur cemaati içnde tartışmalar başladı.Bu tartışmalar beraberinde bölünmeleri getirdi.Adalet partisine “destek verenler-karşı çıkanlar-yeni parti diyenler-tarafsız kalanlar” sonuç ortada…siyaset  ilişkisi başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Bir diğer cemaat Süleymancılar kendi ararlında siyasi saiklerden dolayı bölünmüş bir tarafı bir zamanlar İslam düşmanlığı bariz olan Mesut Yılmazın ANAP’ına destek verirken bir diğer kanat Ak Partiye destek vermiştir. Bugünkü siyasi konjöktör de halen ortak bir akıl oluşturulamamıştır.

Gülen cemaati  ya da hizmet hareketi veya bugünkü adıyla paralel yapı.Sadece Türkiye’de değil dünyanın birçok noktasında yapılanmaya giden  gazetesi dergisi  tvsi kurumları  ile komplike bir hareket…Siyasetle kurduğu ilişki tabi ki diğer bütün cemaatlerden daha organize daha bilinçli…Bu bilincin İslamiliği noktası tabii ki sorgulanır ve haddi zatında çok ciddi sorunlar barındırır.Bilincin en önemli noktası takiyye politikasıdır.Bu politikanın en temel amacı devlet kademelerine elemanlarını yerleştirmektir.

Ak Parti iktidarı ile 12 yıl boyunca uyumlu bir süreç geçirmiş bu süreç içinde amaçları doğrultusunda iyice palazlanmıştır.17-25 Aralık operasyonları ile akılları dumura uğratan  bir siyasi dizayn işine girişmiş millet iradesi ile seçilen iktidarı “algısal” bir darbe ile tahakkümü altına almaya niyetlenmiştir.İktidarın sağlam akıllı ve dirayetli duruşu ile bu operasyon geri püskürtülmüş ve karşı operasyonlar başlatılmıştır.Bu yapının en büyük sapması ise ideolojik anlamda kendisiyle yüzde yüz zıt olan sistemin partsisi CHP ile aynı hizaya gelmiş olması… Sonuçta görülen şey bir cemaatin  işin başında yanlış temel üzerine kurmaya çalıştığı siyaset ilişkisi bir çok uluslararası gücünde oyunları ile hüsran olmuştur.

Cumhuriyet tarihi boyunca gözüken hakikat cemaatlerin varolan yönetim sistemi ile hakikatli bir siyasi ilişki biçimi geliştiremedikleridir.Orta dengeli yol bir türlü tutturulamamış ve bu durum beraberinde birçok sıkıntı doğurmuştur.Bu sıkıntıların toplumsal düzeyde birçok olumsuz etkisi olmuştur.Bu sıkıntılar cemaatsel düzeyde ele alınıp tespit edilmelidir.Aksi durumda bu sıkıntıların getireceği yükümlülüklerin altından hiçbir yapı kalkamaz… Selam ve dua ile       
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr