• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 16 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 7 °C

Türkiye’nin Kürt Meselesi

Şevket TATAR

Kitabın Adı     : Türkiye’nin Kürt Meselesi

          Yazarı    : Graham E. Fuller Henrı j.Barket

                            Profil Yayınları

   

Bu önemli ve kışkırtıcı kitabın konusu Türkiye Kürtlerinin sorunlarının nasıl aşılabileceğidir.

Türkiye’nin geleceği açısından hayati öneme sahip bir soruna ilişkin belgelere dayalı kapsamlı ve cesur bir çalışma. Kalıcı bir çözüme dair seçenekler sunuyor. Dünyada iç çatışmalar yaşayan incelemeyi hak eden çok sayıda başka ülke vardır.Türkiye’nin özel olarak ilgi çekmesinin nedeni yaşadığı iç çatışmanın dünyanın diğer bölgelerindeki çatışma durumlarını yansıtsan genel özelliklere sahip olmasıdır…

Batının yakın bir müttefiki ile dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu içeren bu sorun gelip Batı’nın eşiğine dayanmıştır. Bu Sorun Türkiye’nin mevcut sınırları içerisinde çözülebilir mi ? Bu krizin sonucu dünyanın geri kalan kısmının büyük çoğunluğu açısından önemli anlamlar taşıyacaktır…

Ayrıca hemen herkes aşağıdaki sorulara cevap aramaktadır.

A: Türkiye’deki Kürt çatışmasının kaynağı nedir

B:Türkiye’de Kürtleri kapsayan çatışmanın şu anki içeriği nedir

C:Türkiye’De Kürtler ne istiyorlar

D:Kürtler özlemlerinin Türk devletinin önüne koyduğu sorunlar nelerdi ?

E:Türkiye’deki Kürtlerin talepleri ülkenin toprak bütünlüğünü korunarak nasıl karşılanabilir?

Türkiye Neden Bu Kadar Önemlidir

1.Sorunların Kaynağı Kürt milliyetçiliğin kökenleri

2.PKK Sahneye çıkıyor

3.Kürt ulusal bilincinin oluşturulması

4.Türk Kamuoyunda Kürt meselesi

5.Türk devletinin güneydoğu politikaları

6.Kürtler ve Türk dış politakası

7.Kürt sorununda çözüme doğru

Daha daha nice zengin başlıklar içeren bu kitap aynı zamanda bir çözüm projesidir. Bu konuda okunması çok elzem bir eserdir.Yeni cumhuriyet ve tek partili dönem. Çok partili dönem ve günümüze kadar uzanan tarihi dram ve yaşanan süreç bakımından çok değerli önem arz eden bir eserdir.

Kısacası Lozan antlaşmasında Türkiye’yi temsilen giden heyetin başkanı olan ismet inönü’ye doğu ve güneydoğuda yaşayan halk Kürtler bunlarında hakları verilmeli denince İnönü buna sert bir şekilde karşı çıkar şöyle ifade eder biz farklı farklı millet değiliz bizler iki millet olarak asli unsuruz (Yani bir ağacın dallarıyız) Demek istiyordu. Daha öncelerinde kardeş olan bu iki halk her cephede beraber savaşırken, Daha sonraları nasıl oldu da,Biri birlerine düşman hale getirildiler. Nasıl bir ayrılığa sürüklendiler.

Yabancı işgalcilere karşı verdikleri savaşı sürdürebilmeleri için Kürtlerin işbirliğine ihtiyaçları vardı.Kürtler ise batılı işgalcilere karşı olarak Müslüman davasının varlığının anlaşılmasına destek verdiklerini ve gelecekte Türkler ile Kürtlerden oluşan çok uluslu bir devlet yapısının ortaya çıkacağını iddia ediyorlardı.

Yeni Cumhuriyet ve tek partili dönemde. Eğer Kürtler kurulan yeni devletin yönetiminde eşit hakka sahip olacaklarını beklemiş iseler kesinlikle hayal kırıklığına uğramışlardır çünkü yeni resim onu dönemin çağdaş ulus inşa etme değerlerinin düzeyine taşıyacak merkezi yönetim anlayışında laikliğe kadar cağdaş olarak nitelendiği her şeyi çabucak benimseyecekti.Devlet aynı zamanda Kemalist rejimin Türk etnik kimliğini yeniden tanımladığı bir süreç yolu ile Türk niteliğine sahip olacaktı. Atatürk’ün Sıradışı ve halefi ismet İnönü devletin resmi tutumunu 1925 Yılında kısaca şöyle özetlemişti: Açıkcası biz milliyetçiyiz … ‘’Ve bizi bir arada tutan yegane unsur milliyetçiliktir. Türk çoğunluğunun diğer unsurların her hangi bir nufüsü söz konusu olamaz. Topraklarımız üzerinde yaşayan insanları her ne pahası olursa olsun Türkleştirmeliyiz. Türklere veya Türkçülüğe karşı çıkan herkeside yok edeceğimizi herkes bilmelidir.’’

1924 Anayasasında vatandaşlık ve vatandaş ifadeleri Türklük ile eş tutulmuştu.Buna göre anayasa meclise veya benzeri bir oluşuma üye olabilmesi için kişinin türk olmasını şart koşuyordu.Kürtler elbette Türk sayılabilirlerdi. Ancak bunun için etnik kimliklerini inkar etmeleri gerekiyordu. İşte Kürtlerin esas memnuniyetsizliklerinin tohumları o dönemde atılmıştı: Artık resmen türk olarak tanımlanan bir devlette Kürtler türk değillerdi. Ve yalnızca kendi etnik kimliklerinden vazgeçerek türk sayılabiliyorlardı.Oysa yeni rejim dinin birleştirici unsur olarak işlevine son verme yönünde aldığı karar ve 1924 Yılında halifeliğin kaldırılması ile birlikte iki topluluğu bir arada tutan bağlardan biri daha ortadan kalkmıştı.Bu durum, ülkenin doğusunda yaşayan paloğlu Şeyh Seyid gibi kürt Şeyhlerine ankaraya karşı isyan etme gerekçesi sağlamıştı. Bunca yıllardır belkide dış göçlerin çıkarma olan bu biri birimizle olan çalışmanın faturası ne kadar ağır olduğu malumunuzdur. Peki bütün bölgede dolaşan oyunda ve entirakalardan sonra bu iki kardeş milletin tekrar bir araya gelmesi için mümkün olmasınki. Bunu değerlendirirken kalıcı barışı sağlamak ise en akıllı yoldur. Ama öncelikle bunu için devletin şu kibirliğini bırakıp kürt halkına yaptıkları karşısında öz eleştiri vermesi ve artık gerçekleri Türkiye halkınada açıklaması gerekmektedir. Biz birlikte bir ulus yaratabiliriz bu ulus tekçi,merkeziyetçi bir ulus değil,Çoğunluğu zenginlik sayan demokratik ulus olmalıdır bizim çözüm perspektiğimizinde öz yönetim hakkını içeren demokratik ulus perspektifidir…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr