• BIST 107.921
  • Altın 153,999
  • Dolar 3,8353
  • Euro 4,5054
  • İstanbul 7 °C
  • Adıyaman 0 °C
  • Ankara 5 °C

TÜRKÜLERİMİZ - İNSANLARIMIZ

İsmet YILMAZ

Yapılan araştırmalar neticesinde “türkü” kelimesinin “Türk” ten türetildiği fikri ortaya atılmıştır. Buna göre Türkü, Türk’e ait demektir. Türkülerin diğer halk şiiri türlerinden ayrıldıkları nokta ezgili oluşlarıdır. Çocuk, tabiat, sevgi, acıklı, güldürü, atışmalı, oyun gibi konular bu türde işlenir. Anonim türküler olduğu gibi söyleyeni belli olan türküler de vardır.

İlçemizde türkülere verilen isim “kılam -kilam”dır. Hikâyesi olan uzun türküler için yöremizde yaygın olmamakla birlikte “stran” sözcüğünü kullananlar da vardır. Aslında halk “kılam” kelimesini hemen hemen bütün ezgili şiirler için kullanır. Yöre insanın türküler eşliğinde çaldıkları müzik aletleri kaval, bağlama, keman, rebap, davul, zurnadır. Bu müzik aletlerini çalma konusundaki ustalıklarıyla tanınan kişiler vardır. Bunlar: Kavalda ,dağ tarafındaki köylerin birinde oturmuş olan Kavalcı Yusuf, Mülk köyünden Hanifi ve Hasan kardeşler bulunur. Rebapta ise Büyükbağ köyünden Abuzer-i Topel; sazda Gigan köyünden Hem-i(Mehmet) Zéne vardır. Ayrıca büyük ustalar olan Mehmed-i Cane Selem, Mahmut Hafız, Hem-i(Mehmet) Üsife(Yusuf) Ceve ve Mahmut Özkara’yı unutmamak gerekir.

Günümüzde hem keman çalmadaki ustalığıyla hem de söylediği türküleriyle adını duyuran sanatçı KahtalıHamido ve söz ile keman ustası Aziz Çelik vardır.

İlçemizde türkü yakan insanlar bulunmaktadır. Günümüzde söyledikleri türkülerle isimlerini ilçe çapında hatta ülke çapında duyuran sanatçılarımız da mevcuttur. Bu isimler arasında KahtalıMıçe, Zara, Nurettin Rençber, Kahtalı İbrahim, Kahtalı Hamido, Osman Dolaş, Halis Yahşin, Halil Tanyıldız, Ramazan Garipses ve Ramazan Yıldırım’ı sayabiliriz. Ayrıca uzun kılamları ya da stranları seslendirmede usta olan bir Hem Sor (Kırmızı Mehmet)’un  da yukarıdaki isimlerin yanında zikredilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Bu sanatçılarımızın yanında son yıllarda Adıyaman için yazdığı ve yorumladığı Ayrılıklar Şehri türküsüyle adından sıkça bahsettiren ve müziğimize katkıları çok olan Kadir Hanbay Hocamızı da anmadan geçemeyiz.

İlçede bugün türküler daha çok düğün gecelerinde, özel gecelerde ya da resmi toplantılarda söylenilmektedir. Bu gibi zamanlarda türkü söyleyenlerin bu işleri yanında bazen başka işlerle uğraştıkları görülür. Bu sanatçılarımızın bir kısmı bazen mevsimlik işçi olarak başka bölgelere çalışmaya giderler. Halk sanatçılarımız türkülerini genelde solo bazen de koro halinde icra ederler.

Yöremizden çevre yörelere yayılan türküler arasında son zamanlarda her yerde çalınan “Sakine, Mışko(Fare),Be-mal(evsiz)”gibi türküleri sayabiliriz. Bu türkülerden “Sakine”, önce KahtalıMıçe tarafından seslendirildi. Türkünün sözleri ve bestesi KahtalıHamido’ya aittir. Bu türkümüz şimdi bütün Türkiye’de tanınmaktadır. Mışko(Fare-erkeğe hitap) türküsünün sahibi ise Kahtalı İbrahim’dir. Be-mal(evsiz-bayana hitap) ise ünü çevredeki bölgelere kadar yayılmış olan bir aşk hikayesinden doğmuş uzun ve ezgisi ağır bir türküdür.

Yukarıdaki bilgilerden anlaşılacağı üzere yöremizde ezgisi hareketli türküler olduğu gibi ezgisi ağır olan türkülerimiz de mevcuttur. Ağır türküler  arasında Bemal, Bedev, ÜseZeze, Mehemed-i Enavi, Elif, Karaçi, Veysi’yi sayabiliriz.Bu ağır türkülerden sonuncusu-Veysi- birkaç yıl önce askere giden ve şehit düşen bir gencimiz için yakılan ağıttır. Ağıtı yakan Kahta’nın Mustafa Çayır köyünde oturan Halil Tanyıldız adlı sanatçımızdır. Hareketli türküler  ise Zava(Damat),Le Caney,LoLavo gibi sözlü oyun havalarıdır.

Yöremizde hayvan otlatırken söylenilen türkülerimiz de olmasına rağmen bu türküler günümüze kadar pek dikkat çekmemişlerdir. Yani kavalıyla hayvanlarını otlatan ünsüz çobanlarımız vardır. Bu türkülerin ezgisi ağırdır.

Türkülerimiz daha çok Fırat ile Dicle arasındaki bölgenin(Mezopotamya)  kültürel özelliklerini taşımaktadır. Elbette biz Kahtalılar olarak kendimizi türküler konusunda bir Adanalıdan ya da bir Konyalıdan daha çok şanslı görüyoruz.

Türkülerimiz, geçmişten geleceğe akan tarihimizi, tüm yönleriyle yansıtmaktan başka, yüreğimizdeki her tutkunun, her çarpıntının ortak ritmini de gösterişten uzak ve yalın bir biçimde yeniden yaratır. Türküleri hep birlikte aynı kolektif ruhla seviyor oluşumuzun nedeni de bu olsa gerek. Çünkü türküler insanı çoğu kez yalnızken yakaladığı halde, insan onları dinlerken kendini asla yalnız hissetmez. Gelin bu yazımızı Nurettin Rençber’in “Ciran”(Komşu) adlı türküsüyle bitirelim.

CİRAN

Söz-Müzik: Nurettin Rençber

Kahta’nın çayı serin

Değmeyin yaram derin

Ciran buradan gidersen

Ya ben ne hal eylerim

 

Ciran, Ciran,Ciran’ey

Yaktın Adıyaman’ey

Bir acı kahve pişir

Olam sana mivaney(misafir)

 

Eyleşir dam üstünde

İnce kemer belinde

Ölürüm Allah vekil

Soramazsam vaktinde.

Kaynak:İsmet YILMAZ, Harran Üniversitesi,Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,Lisans Tezi,2000

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr