• BIST 108.645
  • Altın 154,531
  • Dolar 3,8286
  • Euro 4,5258
  • İstanbul 14 °C
  • Adıyaman 10 °C
  • Ankara 1 °C

ÜSVETÜN-HASENE BİR PEYGAMBER

Abdullah YEKTA

“Andolsun, Allah'ın Resulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çokça zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”(Ahzab-21)

Allah Teâlâ Peygamber(sav)ı,  İbrahim(as)ı ve beraberlerindekileri bize örnek gösteriyor. Allah, numune alacağımız, kendilerini öyküneceğimiz kişilerin, onlar olduğunu söylüyor. Peygamber(sav)  ve İbrahim (as)in küfürle mücadelelerini bize örnek davranış olarak sunuyor.

Yukarıda mealini verdiğimiz ayetin iniş sebebi, Hz. Muhammed(sav) ve beraberindeki sahabelerin zor şartlar altında kâfirlerle olan mücadelesidir. Günlerce hendek kazısında yorulmuş, aç kalmış, susuz kalmış, münafıkların ihanetine uğramış. Bütün bunlara rağmen mücadelesini devam ettirmekte olan örnek bir peygamberden bahsediliyor. Olağan üstü bir takım güçlere bel bağlamayan, insan olarak yapılması gereken görevi neyse, onu yaptıktan sonra tevekkül ve dua eden bir peygamberin örnekliğinden bahsetmektedir.

 Bedir savaşında, Uhut savaşında, Hendek savaşında v.s. hayatında takip ettiği yol buydu. O hiçbir zaman olağan üstü bir gösteriyle dinini anlatma yoluna gitmemişti. Müşrikler, “Ona, Kuranı tasdik eden bir melek gelmeli değimliydi?”, “ Onun, ortasında bir kaynak(çeşme) fışkıran bir bağı-bahçesi olmalı değimliydi?” diye birçok istekte bulunmuşlardı. Fakat O bunların hiç birisiyle uğraşmamıştı. O yegâne mucizesi olan Kur’an’ı anlatıyordu. Zira en büyük davet ve zikir O idi. İlk dönem Müslümanları Peygamber (sav)ı yorulan, sıkıntı çeken, açlık çeken, yaralanan, dişi kırılan, kanı dökülen, taşlanan, eşine iftira edilen ve bütün bunların karşısında kimi zaman aciz kalan, üzüntü duyan bir örnek Peygamberi bize anlatıyorlar. O insanlar Peygamberi olağan üstü biri olarak değil, olduğu gibi anlatıyorlardı.  Zira Peygamber(sav) kendisini “Allah’ın kulu ve resulü ” ve yine başka bir sözünde “Kurutulmuş et yiyen bir kadının çocuğu olarak” tanıtıyordu.

 Aslında Peygamberi ve Salih kişileri yücelterek anlatan ve onlara olağan üstü özellikler izafe edenler dolaylı yoldan kendilerini yüceltmeye çalışanlardır. Şeyhini veya liderini yüceltenler, ona kerametler izafe etmeye çalışanlar, öncelikle bu özellikleri ve sıfatları peygambere izafe ederler. Peygamber(sav)ı bu şekilde yüceltmekle şeyh ve liderlerini yüceltmenin yolunu açmış olurlar. Tabii bunun sonunda kendilerine de bir pay çıkarırlar, kendilerini de yüceltmiş olurlar.

 Peygamberimiz(sav)  Mekke’de, Kâbe’de namaz kılarken üzerine hayvan işkembesi atılmıştı. Neredeyse boğulacaktı. En çok sevdiği kızı Fatıma koşarak gelip, peygamberin üzerine atılan o işkembeyi atmış ve peygamberi kurtarmıştı. Bu olayda kendisini kurtaran, sevgili kızı Fatımaya “Ey kızım Fatıma sakın babam peygamberdir, diye boş umutlara kapılma. Seni ancak Salih amellerin kurtarabilir.” diye tavsiyede bulunuyordu. 

 Fakat her nedense günümüz Müslümanları, Kıyamet günü Mahşer yerinde insanları kurtaran, Sırat köprüsünden kolay(hızlı) geçişleri sağlayan kurtarma ekiplerinden (silsilelerinden) bahsederler. Tabii en başa Peygamber(sav) ı getirirler ki kimse itiraz etmeye cesaret etmesin. İtiraz eden olursa hemen onu peygamberin şefaatini inkâr etmekle suçlarlar ve bu şekilde susturmaya çalışırlar. Oysaki Peygamber(sav) kızı Fatımaya bile şefaat edemeyeceğini, ancak Salih amellerinin kendisini kurtarabileceğini söylemektedir.  Çünkü “ hiç kimse başka birinin günah yükünü taşımaz.” (Necm-38)

Günümüz Müslümanı “en büyük zikirler olan Kur’an ve Namaza” (Ankebut-45) sarılması gerekirken, başkasının eteğinden tutunmakta ve bu şekilde kurtulacağını sanmaktadır. Oysaki kıyamette, mahşer gününde, tutunacak etek falan yoktur. Bir tek kurtarıcı vardır ki O da Allah’tır. 

Allah Teâlâ, Peygamber(sav)ı bize bir numune, bir örnek olarak sunuyor. Allah Resulü, Rum ve Farsların liderlerini yücelttikleri gibi, beni yüceltmeyiniz. Bana Allah’ın Kulu ve Resulü deyiniz,diyor. Bu gün O’nu anmak, Ona ait olup olmadığı bilinmeyen saç tellerini, sakalı veya eski yırtılmış bir elbise parçasını diyar diyar gezdirerek olmaz. Ya da peygamber(sav)in ne kadar mucize ve keramet gösterdiğini anlatmakla, onu anmış olmayız.  Biz O’nun davetinin ilkelerini, prensiplerini öğrenmek ve uygulamakla onu anmış oluruz. Zira O’nun ahlakı Kur’an idi.  Kur’anı öğrenip uygulamakla O’nun gibi davranmış oluruz. O’nun sünnetini uygulamış oluruz.  Allah bizi, Onun yolundan ayırmasın.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr