• BIST 102.482
  • Altın 146,654
  • Dolar 3,5204
  • Euro 4,1865
  • İstanbul 25 °C
  • Adıyaman 30 °C
  • Ankara 20 °C

“Uygarlaştırma” Kırbacı

Abdurrahman ÖZKAN

                                

Özellikle son yirmi yıldır küreselleşme üzerine çok şey yazılıp çizildi. Küreselleşme daha çok medya teknolojileriyle beraber açıklanmaya çalışılıyor günümüzde.

Küreselleşenin hangi kültür, güç, sanat ve sermayenin olduğu ise çok tartışma konusu yapılmamaktadır. İletişim teknolojileri üzerinden kültür ve düşüncenin, sanatın dolaşıma girmesi küreselleşmeyle elde3 edilen “özgürlük”le açıklan-maktadır. Bu yaklaşım, kürselleşen dünyada hemen her alanda egemen (dominant) güç ve yönlendiricileri görmezden gelmektedir. Emperyalist gücün, sermayenin, düşünce ve kabul-leri belirlediği yadsınamaz.

Küresel dominant güç, her alandaki müdahalelerini yumuşak güç medya kanallarıyla yapmayı tercih etmektedir. Ancak karşıt güç ve kültürlerin karşı çıkışları hiç de yumuşak değildir. K. Kore, İran, Venezu-ella gibi devletler, El Kaide, İŞİD, Boko Haram, Eş-Şebab gibi örgütler medyadan çok silahlı güçle küresel güçlere karşı çıkmayı seçiyor.

Buraya kadar anlattık-larım bilinen bir durumun ifadesinde ibarettir. Dikkat çekmek istediğim küresel güçlerin kaba güç (silahlı) müdahalelerinin meşrulaştırma söylemi ve argümanlarıdır. Bu güçler, Batılı, Hıristiyan, seküler, sömürgecidir. Bu güçlerin söy-lemi tarihsel olarak çözümlen-diğinde ikili bir hiyerarşi (biz-öteki),  baskıcı (uygarlaştıran-uygarlaştırılan), aşağılayıcı (modern-ilkel) özelliklerinin farklılaşarak, ama özünde değişmeyen bir mentaliteyi içerdiği rahatlıkla anlaşılabilir. Kaba sömürgecilik dönemde sömürge toplumlarının geri kalmış, barbarlıkları sebebiyle din, kültür ve inançlarından kurtarılarak uygarlaştırmak amacıyla sömürgecilik meşru gösteriliyordu. Sömürgelerin sözde bağımsızlıklarından sonra ise kalkınmış-kalkınamamış ayırımıyla Batı-dışı toplumlar aşağılanmaya devam edildi. Tüm bu hiyerarjik sınıflandırmalar, Batı dünyasının hakimiyet ideolojisinin birer ifadesidir.

Küresellik emperyaliz-min en önemli özelliklerinden biridir. Dünyanın önemli enerji kaynaklarına sahip petrol üreten ülkelerin kontrol edilmesi için Birinci Körfez savaşından beri yumuşak güç medyanın yanı sıra kaba güç de kullanılmaktadır. Bu savaştan günümüze tüm askeri müdahaleler için kullanılan söylem, uygarlaştırma, kalkınma değil de “demokratikleştirme” (democracy promotion) olmak-tadır.  Toplumların diktatör-lerden kurtarılarak demokratik-leştirmesi. Irak'ın, Suriye'nin, İran'nın, Sudan'ın, Libya'nın... Enerji kaynaklarına sahip, ama Batılı güçlerle kolay işbirliği yapmayan her ülke olabilir. Demokratik usullerle çoğun-luğun oylarıyla işbaşına gelen iktidarlara da diktatörlük etiketi yapıştırılmaktadır: Türkiye gibi.

Emperyal güçlerin aske-ri gücü, “insani müdahale” ola-rak tanımlaması ise, müdahale-nin yapıldığı ülkelerin insanla-rının yaşadığı katliam ve dramlarını göz önünde bulundurduğumuzda, tezadın dibini görüyoruz. “İnsani müdahale”, insan hakları”nın koruyucusu oldukları anlamında kullanılmaktadır. Son yıllarda askeri müdahaleler, en ileri yıkıcı silahlarla yapılmasına rağmen “insani müdahale” olarak tanımlanırken, “demokrasi”  ve “insan hakları”nın korunması amaç olarak gösterilmektedir.

Tarihsel süreçte kullanı-lan tüm bu farklı argümanlar, Batılı emperyal gücün (istik-barın) asıl hedeflerini ve yıkıcı müdahalelerinin sonuçlarını örtmede kullanılmaktadır. Asıl mesele, toplumsal eşitsizlikle-rimizi konuşurken, insan haksızlıkları'mızı konuşurken bu müdahalelerin yumuşak gücü-nün ya da askeri müdahalelerin etkilerini görebilmektir.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr