• BIST 108.518
  • Altın 153,497
  • Dolar 3,8453
  • Euro 4,5175
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Yaşamın Kıyısında

Ahmet İNAN

 Her insanın yaşam tarzı, inancı, değerleri, beğenileri, geçim şekli, hayata tutunma arzusu farklıdır. Her biri hayatın belli bir yerinde bir rol üstlenmiş sanki. Kimi bir milyarder kimi bir dilenci. Kimi ünlü bir doktor kimi o doktorun masasında organ nakli beklerken hayata umutla tutunmaya çalışan ağır bir hasta. Kimi popüler kültürün el üstünde tuttuğu, gazetelerde çarşaf çarşaf boy gösteren bir şarkıcı kimisi de ölse kendisi için bir sala okunmasına dahi gerek görülmeyecek derecede hayatın kıyısına itilmiş bir garip adam.

            Her ne kadar yaşam bazıları için tantanalı olsa da öyleleri var ki onlar yaşamın sadece kıyısında gezinirler. Belki çaresiz, belki ümitsiz belki de bir daha hatırlanmamak üzere unutulmaya terk edilmişler. Bazılarının hayattan bir beklentisi dahi yok. Kimisi açlıkla mücadele ediyor. Çöplüklerden ekmek topluyor. Çocuklarına bir ekmek parası götürmek için yapmadığı iç kalmıyor.  Kimi çoluk çocuğuyla ömür boyu ırgattır. Yılın dört mevsimi ülkenin dört bir yanında en çileli ve bir o kadar da ucuz işlerde çalışır. Kazançları ise sadece bir ekmek parası.

            Yaşamın kıyısına terk edilen bazen de derme çatma bir evde yaşama mücadelesi veren yaşlı bir çift olur. Damı çökmüş, sıvası dökülmüş, kışın bir kâbus olduğu, soğuk rüzgârların bir taraftan girip öbür taraftan çıktığı, ev dahi denilemeyecek rutubetli izbe bir yerde yaşamak zorunda bırakılan hasta, yaşlı bir çift. Gözlerinin feri kaçmış, bin türlü hastalığı olan yaşlı iki insan… Eşikte ölümü bekleyen, yaşamın kıyısına atılmış hasta, yaşlı iki çınar… Evlatları yok mu dersiniz? Belki de hayırsız çıkmıştı evlatları.  Meğer tek bir kızları varmış. O da hayırsız çıkmış. Bir herife kaçmış dediklerine göre.  Bir daha onu gören olmamış.  Kışın erzakı; birkaç torba kömürü saymazsak konu komşu ne getirse odur.  Ama nerde! Yaşamın kıyısı burası işte!

            Yaşamın kıyısında insanın içini burkan bu kadar da olmaz dedirten daha birçok durumla karşılaşabiliriz. Kışın soğuğunda sokağa bırakılan henüz birkaç günlük masum bir bebeğin durumu gibi. Eskiden merhametli ellere geçsin diye cami avlusuna bırakılırdı bu masum yaşamlar. Ama gelin görün ki şimdi çöp bidonlarına dahi bırakılıyor minnacık bebekler. Buna vicdan dayanmaz. Yaşamın kıyısına atılması gereken onlar değil; onları doğuran vicdansız anneleridir, babalarıdır.

             Bazen de kimi insanların ihtirasları başkalarını çok rahatlıkla yaşamın kıyısına atabilmektedir. Parlak olan bir hayat bir anda yaşanmaz hale getirilebiliyor. Yaşamın merkezinde olması gereken insanlar yaşamın kıyısına itilmiş; yaşamın kıyısına atılması gereken insanlarsa yaşamın tam merkezinde yer buluyor. Hürmet görüyor.

            Yaşamın merkezinde olması gerekirken siyasette, ekonomide, ticarette, medyada ve sosyal hayatta yaşamın kıyısına terk edilmiş nice insanlar bulunmaktadır. Hal böyle olunca yaşam tuhaf şeylerden geçilmiyor. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr