• BIST 102.410
  • Altın 186,636
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • İstanbul 24 °C
  • Adıyaman 31 °C
  • Ankara 23 °C

Yazdım Ama İnanır mısınız ki?

Yasir Polat

Her gün biraz daha programlanıyoruz, biraz daha bastırılıp sindiriliyoruz. Robotumsu bir hayat, yaşam ve düşünce biçimi, her gün biraz daha şekil alıyor. Neredeyse öfke ve mutluluklarımızı en yakın dostumuz dahi kestirmekte zorlanacağı bir kıvama geliyoruz. Söylemekten korkmuş olmak ile birlikte söylememekten tırsıyor olmuşluğumuz komik, acayip ve ciddi bir hal almış durumda.

Neredeyse düşüncelerimize ait dilimize dökülen cümlelerimiz yok gibi. Etrafımızın, medyanın, onun veya bunun dediklerini o kadar önemsiyor olduğumuz, içimizde ki düşünce mezarlığından belli. Duygu ve düşüncelerimiz içimizde hapsedilmekten, içimizde prangalara vurulmaktan, fikre dönüşmüş olsa da dile, hale bürünmekten korkar olmanın acziyetini yaşıyor.

Ne kadar da düşüncenin özgür olması gerektiğini söylüyorsak ta bunun böyle olduğunu bilmelerine rağmen akademisyeninden tutunda boyacısına kadar herkes kendinden olmayanı yok ve ezik sayıyor. Bir kısmı havada ki nemin değişimine göre zihnini ve dilini güncelliyor, bir kısmı hakaret etmeyi fikir zannediyor, bir kısmı ise kendinden başka herkesi yanlış buluyor. Ve öyle acayip bir kısım var ki acının ve acınmanın zirvesinde takla atıyor. Kimler mi? Düşünmeyenler, fikir sahibi olmayanlar. Dünyanın değişebileceğine inancı kalmayanlar. Bir fikrin nice baharlara haberci olduğunu idrak edemeyenler. EN ÖNEMLİ KISIM İSE; inancının gerekliliklerine göre ortaya çıkmış olan düşünce ve fikirlerinin sağlamlığı ve güvenirliliği konusunda tereddütü olmamasına rağmen; zamanın veya etrafın baskılarından gelebilecek olan eleştirilerden ya da yaptırımların şiddetinden dolayı, ya içinde ki düşünce mezarlığına gömüyor ya da düşüncesini şerbetleştirip nabza göre dağıtıyor. Doğruluk veya yanlışlık göreceli midir? Evet, sanırım düşünce ve inanış biçimine göre bende beyaz diğerinde sarı olmuş olabiliyor. Ama bu demek değildir ki onda sarı olanı kabul etmeliyim ya da o bende beyaz olanı. Dün topun yuvarlak oluşunu savunuyorken bu gün nem ve havanın derecesine göre topun dikdörtgen olduğunu savunmak göreceli olmaktan çıkmanın aksine enteresan bir hal alıyor. Almakla da yetinmeyip tüm akılların kabullenmesi ilginç bir şekilde bekleniliyor. Düşünmenin, fikir sahibi olmanın ya da herhangi bir fikir akımının içinde olmanın özgürlüğü tuz-buz edilmenin kıyısında… Zamanın gereçleri önce zamanımızdan çaldı, şimdi ise kalbimiz ve aklımızın peşinde. Düşünmeyen, akletmeyen toplumlar günbegün daha hızlı türemekte.

Düşündüğünü söylemek, fikir akımının çemberinde ise, bunu seslendirmek, bir diğer fikir ve düşünceye hakaret etmediği ölçüde özgür olmalıdır. Her ne olursa olsun! Hangi dine hangi ideolojiye hizmet ederse etsin, farklı bir düşünce akımının özgürlük sınırları içerisinde değil ise, bir kuş kadar rahat olmalı. Söylemekten, yazmaktan korkmamalı. Korkutulmamalı. Korkmasını sağlayacak ortam ortadan kaldırılmalı. Muhalefet dediğimiz hakkıyla muhalefet ise karşı tarafı geliştirmek dışında başka bir amaca hizmet etmez/etmemeli. Düşünmek, düşünce akımının korlanmış ateşinin içinde yer edinmek bunu gerektirir.

Nepoleon’un şu özlü cümlesi hayatımın birçok evresinde yer edinmiştir; “İki Şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.”

Dünyanın ve insanlığın fayda ve yararına olabilme ihtimali dahi olan her düşünce, zalime ve zalim olan her bireye karşı bir gün muhakkak galip gelecektir. Değerli dostlar; madem düşüneceğiz, madem bir fikir akımın çemberinde yer edinmek gerekiyor. O zaman şunu asla unutmayalım; “İyiye hizmet etmeyen her düşünce, kötüye hizmet eden birçok düşünceyi doğurur.” Aklımdan/aklımızdan geçen, halimize ve ahvalimizde yer edinecek tüm fikirlerin insanlık için olması dileği ile Bu dünya içtenlik ve incelikler ile sarmalanmış bir top yumağı haline gelebilir. İNANIN !!!

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr