• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Adıyaman 13 °C
  • Ankara 5 °C

Yelkenleri Rüzgâra Göre Ayarlamak

Bilal AKGÜL

Takriben on sene önce, Kâhta’dan ve başka bir ilden birkaç dostla birlikte Malatya’da hatırı sayılır bir başka dosta misafir olmuştuk. Konu, bölge ile ilgili sürece geldiğinde ev sahibi dost ısrarla dünyanın bir gidişinin olduğunu, bunu engellemenin mümkün olmadığını dile getirmişti.

Dünya lordlarının bölge ile ilgili bir karar aldıklarını, bize düşeninin ise havanda su dövmek yerine, mevcut sürece göre bir duruş sergilemek olduğunu, aksinin çok da makul bir yaklaşım olmayacağını dile getirmişti.

Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla… demeye getiriyordu dost.

Reel politik diyen de var bu yaklaşım tarzına…

Her neyse…

Müslüman, tabi ki zamanı dikkate alarak yaşayan, uygulamalarının, usul erkânının merkezine içinde yaşadığı zamanı koyan kişidir. Bu ayrı…

Peki, olayları değerlendirirken, sorunlara çözüm getirirken, hayatı anlamaya çalışırken dayanaklarının İslam dünya görüşü olması gerekmez mi?  Tek başına kalsa bile…

Irkçılığın her çeşidi İslam tarafından yasaklanmışken, önüne çıkan sorunlara ırk temelli çözüm arayışları, durduğumuz yer ile baktığımız yer arasında bir tezada neden olmaz mı?

Binbir yanlış uygulamayı, kendi yanlışının doğruluğunun ispatı olarak pazarlamak hangi mantık kuralına uyar sahi? Sahi, Suudi Arabistan bir devlet midir? Mısır bir devlet midir? BAE bir devlet midir? Arapların bir devleti var mıdır?

Pratikte herhangi bir şeye tekabül etmeyen, kâğıt üzerinde devlet ama nitelik olarak çok da bir devlet vasfı bulundurmayan bu sömürge yönetimlerini Kuzey Irak’taki yönetimin bağımsızlığına gerekçe olarak göstermek aklın sınırlarını zorlamak değil midir?

Bu, bizim idareci olmaya niyetlenen, kendilerine örnek olarak da idarecilik yapamayan kişileri göstermelerine benziyor. Yahu, örnek gösterdiğin kişi zaten idarecilik yapamıyor ki örnek olarak onu gösteriyorsun. Bir de şu: İdarecilik yapamayanı kendi idareciliğinin gerekçesi olarak gösterenden ne kadar iyi bir idareci olur?

Emperyalistlerin yaptığı taksimin yarattığı adaletsizliği ortadan kaldırma çalışmalarını önemsemekle birlikte, mevcut taksimin yarattığı çatlağı daha da derinleştirecek, Batıl’ın elini daha da güçlendirecek çabaları desteklemek bana hiç de makul gelmemektedir.

Bir yanlış başka bir yanlışla düzeltilmez. Yanlışı düzeltmek adına ileri sürülen yanlışı eleştirmek, emperyalistlerin kurduğu düzeni savunmak değildir. Bilakis, kurulan emperyalist çarka esaslı bir çomak sokmaktır. Yanlışın derinleşmesini engellemektir.

Daha önce belki binlerce tecrübesi olmasına rağmen, daha bir bölünmeyi, daha bir parçalanmayı emperyalistlerin gasp ettiği hakların iade imkânı olarak görmek hakikaten trajikomiktir. Son yüzyıldır bir araya gelen, birleşen bir İslam coğrafyası örneği var mı? Ama son on yılda parçalanan İslam ülkelerinden bir çırpıda sayacağımız o kadar örnek var ki? Suriye, Irak, Sudan, Libya hemen akla gelenler.

Hindistan’a baksanıza… Önce Pakistan ayrıldı… Sonra Pakistan ikiye bölünerek Bangladeş… Şu an bu ülkelerin durumu hakikaten içler acısı… Pakistan’da binbir hile ile sömürgeciler ülkeyi yönetirken, Hindistan ve Bangladeş adeta Müslümanlara kan kusturmaktadır.

Bunun bir istisnası Türkiye’dir denilebilir. Kanaatimce ülkemizde de özellikle son yıllarda yakaladığımız çıkışın temelinde, bütünlüğünü koruması, sahip olduğu nüfus, coğrafi konumu ve büyüklüğü önemli bir rol oynamıştır. Tabi bunları ustalıklı manevralarla harekete geçiren siyasi iradenin buradaki rolünü vurgulamadan geçmeyelim.

Son on yıldır ülkemiz üzerinde bin bir tuzak kurulmasının nedeni bu olsa gerek. Küçük küçük parçalara bölünmüş devletçikleri yönetmek “zamanımızda” Batı’nın en usta olduğu alanlardan biridir. Ve maalesef Batı’nın oluşturduğu zihinsel alt yapı ve bu paralelde oluşan şartlar, bu düşüncenin kabul görmesinde etkili olmaktadır.

Müslümanların, dünyayı adeta bir virüs gibi kaplayan Batı’ya karşı kendi değerlerine dayanmayan, adeta sömürge çarkına koltuk değneği olan çözüm önerileri ile ayakta kalması, mesafe kat etmesi mümkün değildir.

Coğrafyayı, ırkı, rengi merkez-ölçü alan her yaklaşım, her çözüm önerisi bizi daha fazla sömürmenin, özümüzden koparmanın bir diğer adıdır. Vesselam

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr