• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 21 °C

Yeniden ‘Dizayn’ Oyunları

Adem Ballı

 Ortadoğu, kanın, gözyaşının coğrafyası, Ortadoğu parçalanmış bedenlerin dağılmış ailelerin coğrafyası ve Ortadoğu emperyalist oyunların asırlık planların coğrafyası… Yeni ve yeniden oyunlar devrede, IŞİD’e sözde ayar vermek veya IŞİDi yok etmek için ABD ve dışı Müslüman içi emperyalist Arap emirlikleri  “çekirdek koalisyon” adıyla yeni operasyon çalışmaları yürütmekteler. Bu çerçevede yakın zamanda birçok ülke dışişleri bakanları Cidde’de bir araya geldi. Bu operasyonla ilgili yorumlara geçmeden önce tarih sahnesinde, bu bölge üzerinde oynanan benzer oyunları hatırlamakta fayda görüyorum. Malum insan nisyan ile malul. Tarihi iyi okumadan bugünü anlamanın güç olduğu da aşikâr…

                 

19.ve 20. yüzyılda Mısır, İngiliz sömürgeciliğinin her bakımdan kendisini hissettirdiği bir ülke… Kurgu şöyle: 1805 tarihinde vali olarak atanan Muhammed Ali İngilizlerin de desteği ile müthiş yayılma politikası güder öyle ki Vahhabileri yenerek batı Arabistan’da Mekke ve Medine kontrolünü ele geçirir ve toplumun tepkisini düşürmek için bölgeye çeşitli ekonomik yatırımlar yapılır. Bütün bu olayların meyvesini ise Muhammed Ali’nin ölümünden sonra kendi soyundan 1863’te başa geçmesi ile İsmail Paşa toplar. İsmail Paşa’nın ilk icraatı Batı tarzı laik kurumlar inşa etmek olur. Laik okullar, bale, opera vs… Müslüman toplumun köküne laik kibrit suyu dökülmüş, kültürel ve inançsal yozlaşma başlamıştır. Aynı sürecin diğer Arap ülkelerinde de yaşandığını belirtmekte fayda var.

               

 İngilizler, besleyip büyüttükleri Muhammed Ali ve İsmail Paşa çizgisini yine kendi elleriyle çeşitli oyunlarla devre dışı bıraktı. Yozlaştırma ile ilgili kuklalık vazifelerini fazlasıyla yerine getirmişlerdi.1952’ye gelindiğinde ise Cemal Abdunnasır ve Enver Sedat’ın öncülüğünde, Özgür Subaylar, Kral’ı devirerek parlamenter rejime son verdiler. Bu dönemde Arap nasyonalizmi, sosyalizm ve sekülarizm bileşenleri Ortadoğu’da hortlatılmış, bu çerçevede yüz binlerce insan katledilmiştir.

               

Yine 19.yüzyılda Suriyeye baktığımızda ön plana çıkan ülke Fransa. Fransızlar, bu tarihlerde Suriye’yi çeşitli etnik ve mezhebi bölgelere ayırıyor. Lübnan’a bağımsızlık veriyor. Lazkiye’de Alevilere idari bir bölge veriliyor. Güney Suriye’deki Dürzîlere özerklik veriliyor ve bu bölgeler arasında çatışma zeminini oluşturacak bir alt yapı oluşturuluyor. 1940’lara gelindiğinde 1930’da Paris’te eğitim almış ve oradaki kültürden etkilenmiş olan Michael Eflak ve Selahaddin Bitar tarafından etkisi bugün dahi süren Baas Partisi kurduruluyor. Yani bugünkü Baas’ın mimarları Fransızlardır.

               

Bu dönmelerde Irak’ta olup bitenlerin Suriye’den farkı yok. Irak’ta ise İngilizler etkin…

               

Benzer oyunlardan biri Afganistan’da devreye girmiştir. Afganistan’da Ruslarla savaşmış ve savaşı büyük ölçüde kazanmış olan Müslümanlar, savaş sonrası birbirine girmiş, bu durumdan ABD faydalanmış piyasaya Taliban’ı sürmüştür. Tıpkı bugünkü IŞİD gibi Taliban da birden ortaya çıkmış, dönemin son teknoloji silahları ile donatılmış, çok kısa bir sürede Afganistan’ın geneline egemen olmuş ve kendi şeriatını oturtmaya çalışmıştır.

               

İpin ucunun kaçtığını gören ABD, beslediği Talibanı dünya piyasasına klasik “terör” yaftaları ile Afganistan’ı işgal için algı operasyonları yapmış ve ülkeyi işgal etmiştir. Taliban’la mücadele adı altında operasyonlar yapmış ve nice sivilin katline sebep olmuş, Afganistan’ı uluslar arası uyuşturucunun baş tedarikçisi haline getirmiştir. Evet, tarih böyle diyor. Bugün oynanan oyunların aktörlerinin değişmediğini görmek trajiktir.

               

Son iki yüzyılda Ortadoğu genelde sınır tanımayan diktatörler tarafından yönetilmiş ve bu diktatörler kendi halklarına olmadık zulümler yapmaktan geri durmamışlardır. Sadece Saddam’ın kendi halkından yüz binlerce insanın ölümüne neden olduğu aşikârdır.

               

Çeşitli sloganlarla demokrasi özgürlük kimyasaldan arındırma gibi sebeplerle ABD Irak’a girdi ve getirdiği özgürlük, demokrasi hepimizin şahitliğiyle gözler önünde: 1,5 milyon sivil ölüm, milyonlarca dul kadın, milyonlarca öksüz-yetim çocuk, mezhep savaşları vs… ya da vahşi bir örgüt çıkmış ortalığı kan gölüne çevirmiş bunu yaparken de İslami sloganlar kullanmıştır. Dün El Kaide, bugün başka versiyonu IŞİD…

               

Yeni bir tohum türü olan IŞİD, Suriye’nin, Irak’ın kurak çöl (!) topraklarına ekilmiş, ekildiği andan itibaren hızlı bir şekilde yeşermiş bir örgüt.

               

Bu hesapların içinde başka hesaplar olduğu aşikar. Zalimler asla mazluma dost olmaz.

               

Gazze’deki ölümleri görmeyen, Mısır’da, Rabia meydanındaki katliamlara gözlerini kapatan, Irak’ta Maliki hükümetinin yaptığı ötekileştirme, sindirme politikalarına ses çıkarmayan, Suriye’de şimdiye kadar 250 bin den fazla cana kıyılmasında üç maymunu oynayan ve her defasında “kırmızı çizgi” diyen, bütün kırmızı çizgilerin yerle yeksan olmasına rağmen kılıfını bulup yine müdahale etmeyen ABD ve Emirliklerinin, IŞİD hevesi nasıl samimi bulunacak. Türkiyenin müdahale mutabakatının altına imza atmamasının çeşitli sebepleri var. Onlarca ülkeden oluşan Suriye dostluk grubunun, Türkiye’yi Suriye politikasında yalnız bırakması, Türkiye’nin tavrında belirleyici doğru olduğu görülüyor. Evet dünyayı uzaydan izleyebilen, nokta operasyon kabiliyeti gelişkin olan ABD‘nin nedir bu “çekirdek” merakı ve yine sormak gerekir.

               

Sahi, IŞİD operasyonu, yeni bir işgalin, farklı bir hesabın operasyonu olmasın.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr