• BIST 88.735
  • Altın 229,442
  • Dolar 6,0368
  • Euro 6,8881
  • İstanbul 27 °C
  • Adıyaman 32 °C
  • Ankara 26 °C

Yine Bir Ramazan ve Yine Katliam

Adem Ballı

İsrail’in Filistin’i işgalininin 70. yıl dönümünü yaşıyoruz. Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması yaklaşık bir asırdır süregelen zulmün son adımı oldu. ABD’nin yıllardır koruyup kolladığı İsrail her ramazan öncesinde olduğu gibi bu ramazanda da kanlı yüzünü yine gösterdi.

 İsrail bunu il defa yapmıyordu hatırlayalım Kral davut katliamı, Deir Yasin köyü katliamı, Safsat köyü katliamı, Davayima köyü katliamı, Kibya köyü katliamı, Kufr kasem, Samu köyü, Ürdün, Abu zabel, Suriye, Libya, Beyrut sabra şatilla, Kudüs, Hz İbrahim cami, Kana, Cenin, Nuseyrat, Gazze dökme kurşun, Mavi Marmara katliamı kısaca İsrail tarihi katliam tarihidir.

Bu katliamları tek tek isimleriyle özellikle belirttim ki şunu bilelim unuttuğumuz her katliam bir sonraki katliamın habercisidir.

Peki, biz niye şaşırıyoruz aşağılık Siyonist düşüncenin bu barbarlıklarına. Kur’an bizlere bunların ecdatlarını tanıtmıyor muydu? Evet, Kur’an tanıtıyordu da asıl soru şu:

Biz Kur’an okuyor ve anlıyor muyduk?

Cevabı belli değil mi içinde bulunduğumuz ahvali düşününce. Her katliam sonrası yaşanan yeni katliam bunu göstermiyor muydu?

Gencin biriyle muhabbet ediyorduk. Arada da haberleri izliyorduk. Genç haberleri izlerken gayri ihtiyari

-Abi somut adımlar atılamaz mı İsrail’in bu vahşetine karşı? (Silahlı müdahaleyi kast ederek)

Gencin bu sorusu beni derin düşüncelere götürdü. Bir an Peygamber efendimizin tebliğinin ilk dönemleri bir film şeridi gibi gözümün önünde canlandı.

Kalk ve uyar emriyle harekete geçen peygamberimiz daha davetin ilk günlerinde nasıl bir sıkıntıyla karşı karşıya olduğunun farkına varmıştı. Sonrasına baktığımızda şehitlerin olduğu işkencenin tavan yaptığı toplu cezalandırma olan boykot yılları…

Bütün bu zulümlere ve hatta sahabeden bazılarının ya resulullah izin ver karşılık verelim dediğin de efendimizden aldıkları cevap sabır (mücadele) telkini alıyorlardı.

Bunlar zihnimin içinde dolanıp dururken gence dönüp haklısın dedim somut adımlar atmak gerekiyor.

Ama önce kendi nefislerimizde somut adımlar atmak gerekiyor.(Burada özellikle şunu ifade etmek istiyorum. Kastım İsrail vursun bizde durup seyredelim değil. Elbette bütün imkanlarımızla seferber olacağız kaldı ki buda zaten vurgulayacağımız meselenin temel mantığı için de yer alıyor.)dedim. Genç nasıl yani dedi:

-Kendi hayatımızda İslam’ı ne kadar yaşıyoruz. Dedim sahabenin içinde 17-18 yaşlarında ki gençlerin ordu komutanlığı yaptığını şu anki gençlerimizin ise İsrail ve şürekâsının ürettiği cihazların esiri olduğunu söyledim.

Genç kardeşimle yaptığım bu muhabbetin ekseninde hepimiz varız değerli kardeşlerim.

İsrail’e büyük şeytan Amerika’ya olan öfkemiz balon misali bir iki şişen sonra sönen bir öfke olmamalı. Ama öyle oluyor. Bir iki şişiyoruz “boykot, kahrolsun vs” diyor sonra rutin hayatımıza dönüyoruz.

Tv ekranlarının başına geçip kutlu bir direniş sergileyen kardeşlerimizin şehadet görüntülerini gördüğümüzde elbette üzülüyoruz. Lakin kanaatimce daha çok üzülmemiz gereken husus bizim içinde bulunduğumuz haldir. Çünkü onlar bizim yerimize dahi mücadele verirken biz şu rahat için de ümmetin istikbaline yönelik bir gayretin içinde değiliz.

Samimiyetin ölçüsü gayrettir. Azimdir. Batı bugün sahip olduğu imkanlara bir günde sahip olmadı. Biz düştüğümüz zillete bir günde düşmedik.

İsrail’in her ramazan öncesi yaptığı bu katliamlar sadece bedene yönelik saldırılar değildir. Aynı zamanda ramazan gibi bir kutsaladır. Gelin kardeşlerim Kuran ayı olan bu ayda kuran ile olan akdimizi yenileyelim. Bizi diriltecek bu yegane kaynağa dönelim.

Sadece sloganlarla değil iman dolu sloganlarla geleceğe yönelelim. Zalimin gözümüzün içine soka soka yaptığı katliamlar bizi yese düşürmesin. Tarih nice az topluluğun çok olana nice zayıfın güçlü olana galip geldiği örneklerle doludur.

Dikkat etmişseniz vurgularımız hep aynı noktayadır. Çünkü halen bu kadar vurguya rağmen farkına varmıyoruz öz sorunumuza. Bizi zayıf düşüren küfür değildir. Bizi zayıf düşüren bizim bize olan ihanetimizdir.

Ramazanın yeniden dirilişimize vesile olması dileği ile…

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr