• BIST 108.518
  • Altın 153,390
  • Dolar 3,8429
  • Euro 4,5142
  • İstanbul 15 °C
  • Adıyaman 12 °C
  • Ankara 7 °C

Yoksa Bizde mi Özgürleşiyoruz!

Şinasi İnan

Bu haftaki yazımı ne siyasete ne de teröre ayırmıyorum çünkü uzun süredir televizyon ekranlarından terör ve şiddet eksik olmuyor. Hatta haber bültenleri bile dizi film gibi bir önceki gün bıraktığı yerden devam ediyor. Haberler terörle başlayıp terörle bitiyor. İnanın artık içimiz karardı. Ben de bu yüzden o konulara girmeyeceğim. Benim dikkatimi çeken başka bir konu var. Yeni bir konu değil, hatta hayatımızın her aşamasında karşılaştığımız bir konu. Geçen hafta İngiliz bir bayan gazeteci ile sınırdaki bir köyün hemen yanında sohbet ederken bana “ Siz Müslümanların kadınlarına acıyorum. Yaşadıkları hayata hayat denemez” dedi. Ben de sınırlarımızın öbür tarafında onca insan katledilirken neden kadınlara acıdığını sordum. Bana “İslam dininde kadın her zaman ikinci planda kalıyor, eziliyor” dedi. Ben de ona “ Doğru, siz batılılarda öyle” dedim. Kadın oldukça şaşırdı ve batıda kadın özgürdür dedi. Ona özgürlüklerinizi sayar mısınız dediğimde başladı anlatmaya “ Biz kadınlar istediğimiz her şeyi yapabiliyoruz. İstediğimiz zaman eve gidip istediğimiz zaman çıkıyoruz. Kimse bize karışamaz. Erkek arkadaş seçme ve değiştirme özgürlüğümüz var. İstediğimiz elbiseyi giyip istediğimiz zaman eşimizden boşanabiliyoruz. Kimse bizi istemediğimiz bir şeyi yapmaya zorlayamaz ama siz Müslümanlarda tam tersi oluyor. Kadınlarınız istediği zaman dışarı çıkamaz. İstediğini yapamaz” dedi.
Hakikaten öyle mi diye düşünmeye başladım. Doğru ya, batılı ülkeler İslam’da kadının yeri konusunda hiç tartışmaya yer bırakmadan direkt ikinci sınıf tabirini kullanır. Onlara göre kadın özgür olmalı. Kadının özgürlük çizgisini de kendilerine göre belirlerler. Kadın gezmeli, istediği zaman dışarı çıkmalı, canı isterse yemek yapmalı, istediğini giymeli, istediği insanla konuşup istediği zaman evine gelmeli. Bunlar kadının özgür olduğunu gösteriyor. Eğer kadına istemediği bir şeyi yapmasını söyleseniz bu özgürlüğüne müdahale olarak kabul ediliyor. Biz de ise tam tersi. Kadın asla özgür değildir. İstediğini giyemez, kocasına hizmet etmek zorundadır. İstediği zaman dışarı çıkamaz, istediği erkekle gezip dolaşamaz. Lakin batılıların anlamadığı bir şey var. Bizim kadınlarımızın özgürlüğüne erkekler müdahale ettiği için bir sınırlama gelmiyor. Bizim kadınlarımız İslam ahlakı üzerine yaşadıkları için kendi sınırlarını kendileri belirliyor.

Biraz düşündükten sonra bayan gazeteciye dönerek sadece bir örnek verdim. Müslüman olmadığı için dinimizde kadının nasıl değerli olduğunu anlatmaya çalışmak yerine onların halk kültüründen örnek verdim “Batıda da doğuda da masallar vardır. Annelerimiz, babalarımız, ninelerimiz ve dedelerimiz küçüklüğümüzden beri bu masalları anlatır. Bizim masallarımızın başında fakir olan oğlan masalın sonunda paşanın kızıyla evlenir ve mutlu olur. Batılılarda ise kız her zaman fakirdir ve bir prensle evlenir. Siz de muhakkak bu masalları biliyorsunuzdur. Batıda prens parasıyla, şatosuyla, kalesiyle, askeriyle üstün ve zenginken bizde de saraylar, hazineler, askerler vardım ama kadın bunlarla değil zarafeti, nezaketi, alçak gönüllülüğüyle zengindir. Eğer parasıyla zengin olsa zaten fakir biriyle evlendirmezlerdi. Batıda güç üstün gelirken doğuda saygıya, sadakate, insan olmaya önem verilir. Zengin paşa kızı tüm servetini yok sayarak fakir biriyle evlenir. Hatta babası tarafından evlendirilir. İşte bizdeki kadınların özgürlüğü budur” dedim. “Doğru ama” dedi ve sustu. Sonra kadına evli olup olmadığını sordum. Bana evli olmadığını, evlenip çocuk sahibi olduğunda istediklerini artık yapamayacağını ve özgürlüğünün kısıtlanacağını, bunun ise çok büyük bir haksızlık olabileceğini söyledi. Ben de ona “ O zaman sen annenin özgürlüğünü elinden aldın, ona çok büyük haksızlık yaptın” dedim ve ekledim “ Siz batılılar ülkenizdeki Müslüman kadınlara evlerinde eşleri ve çocukları tarafından verilen değerin yüzde birini dışarıda verirseniz o kadın dünyanın en mutlu insanı olur. Onlar evlerinde, eşlerinin ve çocuklarının yanında en mutlu insanlarken dışarıda, sizin yanınızda en mutsuz insanlarıdır” dedim. Söyleyecek söz bulamayınca sustu.

Yaklaşık 2 saat sonra köyde yaşayan ve sürekli yanımıza gelip giden bir kişi yeniden yanımıza gelerek yemek hazırladıklarını söyledi. Yaklaşık 10 kişiydik. Hepimiz o eve gittik ve hem yemeğimizi yedik hem de çayımızı içtik. İngiliz gazeteci bizim bayanları merak etmiş olacak ki tercümanıyla birlikte kadınların olduğu odaya gitti. Çok geçmeden geri geldi ve bana başını onay verir şeklinde salladı. Dışarı çıktığımızda ne olduğunu sordum. Bana Müslüman kadınların ne kadar güçlü, ne kadar umutlu ve mutlu olduğunu söyledi. Sebebinin ise aslında para değil maneviyat olduğunu ifade etti. Sonra da “ Seni şimdi anlıyorum” dedi. Başımı hafiften aşağı eğerek içimden “Sana anlattım anlatmasına ama ah bir de şu internet ve televizyon programları olmasa” dedim.

Bunu neden anlattığımı düşünüyor olabilirsiniz ama bunun nedeni çok açık. Bazen sosyal medya hesaplarımı kurcalıyorum. Arkadaş listemde her kesimden insan var. Daha önce profilinde kendi fotoğrafları olmayan bayanların artık profillerinde boy boy fotoğrafları var. Yiyip içtiklerinden tutun gezdikleri yerlere kadar bin türlü fotoğraf paylaşıyorlar. Eskiden oturan bir kadının yanından geçerken ayağa kalkardı. Erkeklerin yanında asla yemek yemez su içmezlerdi. Şimdi ise bu hale gelmeye başladık. Yoksa bizde mi batılılar gibi özgürleşiyoruz?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr