• BIST 90.787
  • Altın 254,429
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 26 °C
  • Adıyaman 28 °C
  • Ankara 20 °C

YÖNETİM ZAAFİYETİ

Abdullah YEKTA

Beraber yönetelim ve beraber kazanalım. Bir ticaret şirketine, bir müesseseye, bir partiye ve bir STK’ya can veren damarı bu düşünce ve birlikteliktir. Beraber kazanmak beraber yönetmek. Bir işyerinde, bir şirkette, bir fabrikada beraber çalışma, beraber kazanma ve beraber yönetme, tarafları mutlu etmenin temel ilkesi olsa gerek.

 İşyerinde işçisine kulak asmayan, onu dinlemeyen ve tahammül etmeyen patron; üyelerinin teklif, öneri ve ikazlarına kulak tıkayan STK yönetimleri; öğretmenini, öğrencisi ve hademesini dinlemeyen, onların görüş, öneri ve ikazlarını göz önünde bulundurmayan okul yöneticileri başarısız olmaya mahkumdur.

 Kazanmak her zaman başarmak değildir. Sahabeden birinin, müşriklerin vurduğu darbeyle düşüp şehit olduğunda “Ben kazandım.” diye sevinç çığlıkları attığı rivayet edilir. Müşrik, bu sevince anlam veremez. “Bu ne biçim bir mantık, adamı vuruyorum, ölüyor fakat ben kazandım, diye bağırıyor.” Evet sahabe şehit olarak kazanmıştı fakat şehit olmanın ne olduğunu bilmeyen müşrik ise kazandığını sanmıştı ama asıl kaybeden kendisiydi. Anlamadığı konu buydu.

Bazen bir seçimi kazanırsın, çok para getiren bir emlakı, bir şirketi, bir dernek yönetimini kazanırsın fakat bu kazandıkların uzun vadede sana kaybettirir. Paraya karşı zafiyeti olan bir insan paranın kölesi olur. Para onu kazanır, para, onu emrinin altına alır. O parayı yönetemez. Böyle biri para getiren bir şirketi yönetemez. Makam hırsı olan biri herhangi bir kurumu, bir müesseseyi yönetemez. İdeali olmayan, bu konuda bilgi, beceri ve salahiyeti olmayan biri, bir dernek, bir okul ve herhangi bir kuruluşu başarıyla yönetemez.

Evet, her zaman kazanmak, başarmak değildir. Bir dernek, bir şirket, bir belediye başkanlığını, bir parti yönetimini kazanmak her zaman bir başarı değildir. Türkiye’nin siyasi hayatında çok başarılı olduğu halde ehil olmayan insanların eline geçtikten sonra sönüp giden siyasi partilerimiz yok değil. Bunları gözümüzün önüne getirelim, hak etmediği halde bu partilerin başına gelen insanların bu partileri nasıl yok ettiklerine Türkiye geçmişte şahit olmuştur. Dalavereyle, hileyle gelen kazanımlar her zaman hüsranla sonuçlanırlar. Hak edilmeyen makamlar hakeza kayıpla sonuçlanır.

Başarısızlık ve iflasla ani karşılaşma olmayabilir. Zamanla, süreç içinde başarısızlıklar kendisini gösterebilir. Başarmanın ve kaybetmenin nedenini bilmeyen, öğrenmek istemeyen yöneticiler sadece kendileri kaybetmezler, aynı zamanda bir topluma kaybettirir ve o toplumu ifsat ederler. Bazen de başarıdan sonra, o işin nasıl yönetileceğini bilmeyen biri başarıyı hasbelkader kucağında bulabilir. Burada da kazanmak bir yük olur. Çünkü nasıl idare edeceğini bilmeyen birinin kazanması kendisine fayda değil zarar getirebilir. Yönetim işi, “belki yapabilir” ihtimaliyle olmaz. Yönetecek kişinin bilgi ve beceri sahibi olması gerekir.

Eskiden “Asiyabı dehrı har bile döndürür.” demişler. Bunun Türkçesi kurulu bir düzene sahibi olan bir değirmeni hiç bilgi ve becerisi olamayan, hiçbir şeyden anlamayan birisi dahi idare eder. Doğru, kurulu bir düzeni, deyimde geçtiği gibi har bile yönetir fakat problemlerle karşı karşıya olan bir müesseseyi har yönetemez. Har, yönettiği kuruluş, şirket, parti veya dernekle beraber çamura düşer, düşebilir. O zaman iş daha da zorlaşır.

Selam ve dua ile.

 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr