• BIST 95.847
  • Altın 188,131
  • Dolar 4,7490
  • Euro 5,5642
  • İstanbul 32 °C
  • Adıyaman 35 °C
  • Ankara 30 °C

YÖREMİZDE ATASÖZLERİ

İsmet YILMAZ

Atasözleri, atalarımızın asırlar boyunca yaşamış oldukları çeşitli olaylar neticesinde edindikleri tecrübelerine ve gözlemlerine dayanan tavsiye niteliğindeki kalıplaşmış özlü ve anonim sözlerdir.

Atasözleri, rastgele söylenmiş sözler değillerdir. Demin de dediğimiz gibi her biri uzun bir tecrübe ve gözlemden sonra söylenmiştir. Bir diğer önemli yanı da evrensel oluşlarıdır. Kalıplaşmış sözler olan atasözlerinde değişiklik yapılamaz.

Çoğu bir ya da iki cümleden meydana gelen atasözleri sosyal hadiselerin nasıl meydana geldiklerini tarafsızca bildirir. Yine atasözleri bazı gerçekler, felsefeler, bilgece fikirler bildirerek yol gösterir. Bunun yanında âdet ve geleneklerle birlikte bazı inanışları da bildiren atasözlerimiz vardır.

Eski Türkçede “söz, haber, mesaj, şey, nutuk, şöhret” anlamlarına gelen “sab-sav” kelimesi atasözü yerine kullanılmıştır. XI. yy. da yazılan Kutadgu Bilig’de “mesel” tabiri kullanılmıştır. Anadolu’da Oğuz Türkçesi ile yazılmış bazı derleme eserlerde ve umumiyetle Batı Türkleri arasında “atalar sözü” deyimi yaygındır.

Dikkatimizi çeken bir diğer husus yöremizde söylenen atasözlerinin bir kısmının Kaşgarlı Mahmud’un Divan ü Lügati’t- Türk adlı eserinde yer alan atasözleri ile aynı ya da çok yakın olmalarıdır. Sözgelimi yörede söylenilen “et tırnaktan ayrılmaz” sözü, Kaşgarlının eserinde “etli tırngaklı edhirmez” veya “misafir kısmetiyle gelir” atasözü ise “uma kelse kut kelir” şeklinde geçmektedir

Yöremizde konuşan kişi anlatmak istediği herhangi bir konuyu pekiştirmek veya özlü anlatmak gayesiyle atasözlerini kullanır. Bu özlü sözleri genelde yaşlı kişiler kullanır. Böylece büyüklerinden atasözlerini öğrenen nesil, kendinden sonraki nesle de aktarma görevini de üstlenmiş olur. Yörede hem mecaz hem de gerçek anlamda kullanılmış atasözleri mevcuttur. Yöremizdeki atasözlerinde göze çarpan söz sanatı teşbihtir. İnsanlara ahlâkî öğütler vermek amacıyla benzetme sanatına sıkça başvurulmuştur. Mesela “eşek Gerger’e gitti geldi, eşek yine eski eşek” (Ker çü Gerger’e hat dîsa ker kere bereye). Bu atasözünde bir insanın çeşitli konularda kendisini eğitmek için birtakım merhalelerden geçmesine rağmen bunların hiçbirinde ders almadığı ve kişiliğinde olumlu bir değişiklik meydana gelmediği anlatılmaktadır.

Çevremizde insanların başlarından geçmiş olaylardan sonra ortaya çıkan atasözleri de mevcuttur. Bunlardan biri de “ bize her yer leğendir” (Mera her derê legane) . Bu söz Kahta’nın kuzeyinde yer alan dağ köylerin birinde söylenmiştir. Köydeki ailelerden birinin oğlu Almanya’ya gider. Yıllarca Almanya’da kalan genç daha sonra köyüne geri döner. Döndüğü gün annesi ve evin gelini de ekmek yapmak için unu leğenin üzerinde elekten eliyormuş. Büyük şehirlerin insanımıza iyi meziyetlerin yanında bazen istenmeyen meziyetler de kazandırdığını biliyoruz. İşte Almanya’dan dönen gencin bir elinde siyah poşetin içinde içki şişesi varmış. Bu arada annenin gözleri poşetteki şişelere takılır. Delikanlı annesine poşettekilerin ilaç olduğunu söyler. Annesi başının ağrıdığını, Almanya’dan gelen bu ilacın başına iyi gelebileceğini düşünür. Ardından derdine deva olur düşüncesiyle ilaçların tadına bakmakta ısrar eder. Annesini ikna edemeyeceğini anlayan genç, içkiden bir iki yudum ona verir. İlacın tadını seven anne şişeden birkaç yudum daha alır. Anne nihayetinde kendinden geçer ve unu elediği elekle bir odaya bir bu odaya gidip gelerek unu elemeye çalışır. Kadının bu halini gören konu komşu “Unu neden eleğin üstünde elemiyorsun?” diye sorar. O da “ bize her yer leğendir” der.

Yörede çok bilinen ve söylenen bir diğer atasözü ise şudur:

 “Fırat süt olsa da Bezik aşiret olmaz” (Ferat buve şîr; Bezik nabe eşir)

Bezik, Kahta’nın güney yani ova köyleri için kullanılan isimdir. Atasözüyle bu köylerde yaşayan insanların birlikten yoksun olduğu vurgulanmıştır. Bu söz geçmişte aşiretler arasındaki mücadelelerden dolayı söylenmiş olabilir. Yoksa bu köylerde yaşayan insanlarımızın güzel birliktelikler ortaya koyduklarını zaman zaman görmekteyiz.

Yöremizde hikâyesi olan atasözlerimizi Sayın Ramazan TOPDEMİR’in eserinde de geçen şu örnekle bitirmek istiyorum: “İt aslan kabından yemlenmez.” Durumu iyi olan  soylu bir kadının kocası vefat eder. Yolsuzun birisi de kadına evlenme teklifinde bulunur. Kadın bu teklifi yapanın niyetini anlar. Adamın amacının kadına ait malı yemek olduğunu anlayan kadın adama: “İt aslan kabından yemlenmez.” der.

Yöremizde söylenilen atasözlerimizden bazıları:

 

Allah dağı görür, ondan sonra karı yağdırır.

Kuşunu kartalımızla uçurtma.

Duvar sana söylüyorum, gelinim sen dinle.

Adamın anası her zaman erkek doğurmaz, bazen de kız doğurur.

Ağacın kurdu yine ağaçladır.

Akan sudan değil durgun sudan korkacaksın.

Eşek eşekliğiyle bir kere bataklığa düşer, ikinci sefer düşmez.

İnsanın şansı olmazsa dişleri bulamaçta kırılır.

Bizim akıllığımız bez çiğner.

Talih ağacın gölgesidir. Bir o taraftadır, bir o taraftadır.

Yaptığın hayır sana hıyar olarak geri döner.

İnsanın yere bakanından, suyun yavaş akanından korkacaksın.

Her zaman uzun parmak balı yer.

Dünya deniz olsa da onun topuğuna dayanmaz

Eşeklerin ayakları döşeklere girmez.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr