• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 22 °C
  • Adıyaman 26 °C
  • Ankara 18 °C

Zulüm

Abdullah YEKTA

Zulüm mefhumu Kur'an-ı Kerim'de çok geniş yer tutan bir kavramdır. Bu kavram iman ve amel bakımından geniş manalar ih­tiva eder. Zulmün iki kök manası vardır. Bunlardan birincisi­nin, ışık ve nurun aksini, diğeri de "Bir şeyi yerinden başka yere koymak" anlamlarına gelir. Bu ikinci anlam, "Bir şeyi kendi yerine koymamak veya yerinden başka yere koymak", zulüm için hemen bütün klasik Arap dilcilerince ortak mana kabul edilir.

O halde "Ya bir noksan ya bir ilâve yahut vaktini ve yerini değiştirmek suretiy­le bir şeyi kendisine mahsus yerden başka bir yere koymaktır" zulüm.

Bir şeyi kendi yerine koymamak, hak yemek, eksik yapmak, haddi aşmak, işkence vs. mana­larına gelen zulüm, Türkçede en geniş şe­kilde "haksızlık" kelimesiyle ifade edilebilir. "(...) Onların zerre kadar hakkı yenmez  (Nisa, 49); "Aralarında adaletle hükmedilir, asla haksızlığa uğratıl­mazlar" (Yunus, 54) ayetle­rinde bu manalar açıkça anlaşılmaktadır. 

Âlimler zulmü, geniş bir tasnifle üçe ayırmışlardır:

1- İnsan ile Allah ara­sında olan zulümdür ki en büyüğü küfür, şirk ve nifaktır.

2- İnsanla insan arasındaki zulümdür ki insanların kendi hemcinsleri­ne karşı işledikleri suçlar, günahlar ve haksızlıklardır.

3- İnsanın kendi kendisine zulmetmesidir ki insanın itikadı ve amel! her türlü yersiz ve haksız davranışı aslında kendi canına yazık etmesidir, zulmetmesidir

 İtikadı konuların başında şüphesiz ki Al­lah inancı gelir. Allah'ın zat, sıfat ve fiille­rinde eşi ve benzeri yoktur. Kişinin, Allah inancı İslâm'ın tanıttığı şekilde olursa, o kimse şirkten kurtulur. İslâm'ın tanıttığı şe­kilde Allah'ı tanıyamamak insanı şirkten kurtaramaz. Şirk ise en büyük zulümdür. Lokman (a.s.), oğluna öğüt vererek  demişti ki: "Yavrum, Allah'a ortak koşma, çünkü şirk büyük bir zulümdür." (Lokman, 13) "iman edip de imanlarına zulüm karıştırma­yanlar (var ya), işte korkudan emin olmak onların hakkıdır ve doğru yolu bulanlar da onlardır." (En'am, 82) ayeti inince, ashabın nefislerine bu ayet ağır gelmiş de "Hangi­miz nefislerine zulmetmez?" demişlerdi. Bunun üzerine Peygamber(sav), "Şüphesiz ki şirk büyük bir zulümdür." (Lokman, 13) ayeti okuyarak sahabenin problemini çözmüştür.  Yani bu zulümle şirkin kastedildiği açıklanmıştır.

Kur'an'da ayrıca, ulûhiyeti inkâr zulüm olarak nitelendiği gibi ,ulûhiyet iddia etmek de zulüm ola­rak nitelenir. Çün­kü bu kâinatın yaratıcısının hukukuna bir tecavüzdür. Kendisine vahiy geldiğini Öne sürerek sahte peygamberlik İddiasında bulunmak da inanç sahasında cereyan eden bir zulüm çeşididir.

Zulüm kavramı Kur'an'da çok geniş bir kullanım alanına sahiptir. Amelî sahada her nevi günah zulüm olarak nitelenebilmektedir. Peygamberlerin zellelerinden tutun da (Bakara, 35) kebâir deni­len büyük günahlara kadar zulüm ismi kul­lanılabilmektedir. Elbette bunlar arasında derece ve mahiyet bakımından çok farklar olduğundan, sorumluluk ve cezaları da farklı olacaktır. Kısaca haksız ve yer­siz her türlü inanç ve amel zulümdür. 
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Kahta Beyan | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 416 725 90 91 Faks : Kahtabeyan@hotmail.com.tr